Ana içeriğe geç
Sözlük

koşullar ile cümle

koşullar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.인체와 동일한 조건을 갖추고 있습니다. 섭씨 35도의 온도에 산소 농도 95%입니다.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.37度の温度と95パーセントの酸素 数週間すると 患者に移植できる
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.In dezelfde omstandigheden als in het menselijk lichaam - 35 graden Celsius, 95 procent zuurstof.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Oferă acelaşi mediu ca şi corpul uman -- 35 grade Celsius, 95% oxigen.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Prostředí je stejné jako v lidském tělě -- 37 stupňů Celsia, 95 % kyslíku.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Riproduce le stesse condizioni del corpo umano -- 35 gradi centigradi e 95 percento di ossigeno.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Tiene las mismas condiciones que el cuerpo humano: 35ºC, 95% de oxígeno.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.W jego wnętrzu są takie same warunki jak w ludzkim ciele -- 35 stopni Celcjusza, 95 procent tlenu.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.Έχει τις ίδιες συνθήκες με το ανθρώπινο σώμα -- 35 βαθμοί Κελσίου, 95% οξυγόνο.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.То има същите условия, както човешкото тяло - 35 градуса по Целзий, 95% кислород.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.יש בו תנאים דומים לתנאי הגוף האנושי - 35 מעלות, 95 אחוז חמצן.
Bu cihaz, insan vücut içindeki koşulları sağlıyor -- 35 santigrat derece, %95 oksijen.يوفر نفس الظروف الموجودة داخل جسم الإنسان -- 35 درجة مئوية، 95 بالمائة أكسجين.
Bu davranışlara neden olan koşulları değiştirmedikçe bir çözüm yolu göremiyorum.Dacă nu schimbăm condiția care generează aceasta, eu nu văd vreo soluție.
Bu davranışlara neden olan koşulları değiştirmedikçe bir çözüm yolu göremiyorum.Si no se alteran las condiciones que los generan yo no veo una solución.
Bu demek oluyorki sağlık koşullarımızı yükseltmek bize kalmış. Bütün varlığımızı unutamayız.Nem feledkezhetünk meg az egész lényünkről.
Bu demek oluyorki sağlık koşullarımızı yükseltmek bize kalmış.To my musimy zadbać o kondycję naszego zdrowia.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Asta ar crea condițiile pentru pacea globală.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Cela créerait les conditions pour la paix mondiale.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Creerebbe le condizioni per la pace nel mondo.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Das würde die Voraussetzungen schaffen für den Weltfrieden.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Dat zou de voorwaarden scheppen voor wereldvrede.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Điều đó sẽ tạo nên những điều kiện cho hòa bình thế giới.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Eso crearía las condiciones para la paz mundial.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Ez megteremtené a feltételeket a világbékéhez.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Ini akan menciptakan kondisi untuk perdamaian dunia.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Isso criaria as condições para a paz mundial
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.그것이 세계 평화를 위한 환경을 조성할 것입니다.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Stworzyłoby to odpowiednie warunki dla światowego pokoju.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.To by vytvořilo podmínky pro světový mír.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Αυτό θα δημιουργούσε τις προϋποθέσεις για παγκόσμια ειρήνη.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Това ще създаде условия за световен мир.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Це створило б умови для світового миру.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.Это создаст условия для мира во всем мире.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.זה יצור את התנאים לשלום עולמי.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.ذلك سوف يخلق الشروط للسلام العالمي.
Bu dünya barışı için gerekli koşulları yaratacaktır.作り出されます そのため 私はビジネスシーンにおける
Bu durum da genetik farklılaşmayı sağlayan koşulların oluşmasını sağlamıştır.결과적으로 높은 수준의 유전적 다양성에 대한 발판을 마련하게 되었는데,
Bu durum da genetik farklılaşmayı sağlayan koşulların oluşmasını sağlamıştır.וכך הם גורמים לרב גוניות הגנטית,
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.A co to ještě znamená?
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.Deze functie voldoet dus aan alle voorwaarden
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.Diese Funktion erfüllt all die Bedingungen.
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.Portanto, essa função atende a todos esses requisitos.
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.Tak więc nasza funkcja spełnia wszystkie trzy warunki
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.Tehát ez a függvény minden feltételt teljesít.
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.Vậy hàm số này đạt đủ các điều kiện
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.Значи, функцията ни отговаря на всички тези условия
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.Итак, эта функция отвечает всем этим требованиям.
Bu fonksiyon, tüm bu koşulları sağlıyor.هذه الدالّة تلبّي جميع هذه الأشياء
Bu gruplar uyuşturucu kullanım alışkanlıkları, sağlık ve yaşam koşulları bakımından farklılık göstermektedir.Disse grupper afviger fra hinanden med hensyn til brugsmønstre, sundheds- og levevilkår.
Bu gruplar uyuşturucu kullanım alışkanlıkları, sağlık ve yaşam koşulları bakımından farklılık göstermektedir.Ezek a csoportok a kábítószerfogyasztási mintáikat, egészségügyi és életkörülményeiket tekintve egyaránt
Bu gruplar uyuşturucu kullanım alışkanlıkları, sağlık ve yaşam koşulları bakımından farklılık göstermektedir.Las pautas de consumo de droga, el estado de salud y las condiciones de vida varían en estos grupos.
Bu ikisini pozitif yapabilecek x değerlerini bulmaya çalıştığımızda anlamsız, imkansız koşullar bulduk.x 가 이 두가지를 모두 양수로 만드는 것은 불가능 하다는 것을 알았고
Bu ikisini pozitif yapabilecek x değerlerini bulmaya çalıştığımızda anlamsız, imkansız koşullar bulduk.وحقيقة انه عندما حاولنا ايجاد قيم x التي ستجعل كل منهما موجب، كان من المستحيل
Bu ikisini pozitif yapabilecek x değerlerini bulmaya çalıştığımızda anlamsız, imkansız koşullar bulduk.これらの両方の肯定的な私たちは、無意味なことは不可能 制約を入力する私に告げる両方この分子と
Bu ilkeler ve koşullar Avrupa yasaları ile tanımlanacaktır.Disse principper og vilkår fastlægges ved europæisk lov.
Bu ilkeler ve koşullar Avrupa yasaları ile tanımlanacaktır.Ezeket az elveket és feltételeketeurópai törvény határozza meg.
Bu ilkeler ve koşullar Avrupa yasaları ile tanımlanacaktır.Idenna rapport skall hänsyn tas till unionens utveckling.
Bu ilkeler ve koşullar Avrupa yasaları ile tanımlanacaktır.La Cour dejustice statue à huis clos.
Bu ilkeler ve koşullar Avrupa yasaları ile tanımlanacaktır.Nämä periaatteet ja edellytykset määritellään eurooppalailla.
Bu ilkeler ve koşullar Avrupa yasaları ile tanımlanacaktır.Rada ministrov koná po konzultáciách s Európskym parlamentom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod