Aynı zamanda sınırlı kullanımı olan pasaport kartları aynı koşullar altında aynı örgüt tarafından verilir.Po dogovoru se stranske ploskve istega ranga prikažejo na istem navpičnem nivoju.
Ücretler çok azdı, çalışma koşulları çok kötüydü ve ölümlü kazalar her yıl yüzlü rakamlarla ifade ediliyordu.S časom se je prvotni zagon porazgubil, velika imena so odšla in poslušalcev je bilo z vsakim letom manj.
Köpekler farklı koşullarda farklı biçimlerde havlarlar.Ptice se različno oglašajo ob različnih priložnostih.
Büyük Kıtlık, 1315 ilkbaharında kötü hava koşullarıyla başladı.Bojevanje je zaustavila spomladi leta 1045 šele huda lakota.
Bu koşullar farklı iki şekilde değişimlenmiştir.Te spremembe so različno izvedene v različnih regijah.
Yugoslavya'daki politik koşullar göz önünde bulundurularak ikinci maç oynanmamıştır.To v tedanji politični situaciji v Jugoslaviji ni bilo lahko uresničiti.
Ayrıca, gerekli koşullar, en küçük (minimum) ve en büyük (maksimum) noktalar için vardır.Žinomiausi – Didysis (Большой) ir Mažasis (Малый) teatrai.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.1939 m. kovo 22 d. Lietuva buvo priversta priimti ultimatumą.
Piyasa koşullarına göre bu değerin altında veya üstünde fiyata alınıp satılabilirler.Prekės gali būti parduodamos už fiksuotą, sutartą kainą arba per aukcionus.
Bununla birlikte, başlangıç koşulları genellikle iyi bilinmemektedir.Tačiau nelygių galimybių problema paprastai nelaikoma išspręsta.
Kötü geçen kış ve kötü koşullar nedeniyle 4 ila 7 bin Rus kamplarda hayatını kaybetmiştir.Žygiuojant per kalnus sunkiomis žiemos sąlygomis žuvo apie 4000 britų kareivių.
Bu dönem içerisinde işçi sınıfının çetin yaşam koşullarını yakından tanıdı.Dirbdamas matė, kokios pavojingos darbo sąlygos buvo tuometėje pramonėje.
Tüm Semberija Bölgesi verimli toprakları ve uygun hava koşulları ile uygun tarım alanlarından oluşmaktadır.Visa Sirija yra derlingos ir palankios žemdirbystei sritys su Viduržemio jūros klimatu.
Sezon iklim koşulları nedeniyle ilkbahar aylarında başlayıp sonbahar aylarında sona erer.Dėl šalto klimato sezonas prasideda pavasarį ir baigiasi rudens pradžioje.
Savaş koşulları İsviçre'ye gidebilecek kadınların sayısını sınırladı.Viena iš karo pasekmių Šveicarijai buvo galimybė išplėsti teritoriją.
Tehcir kararı bu koşulları değiştirmiştir.O tuos pokyčius lemia aplinkybės.
Bir diğer faktör de yeni teknolojiler ve hizmetlerin gelişmesi için koşullar.Naujosios technologijos suteikia naujas visuomenės pažangos ir plėtros galimybes.
Hava koşulları her türlü tarımı ve hayvancılığı yapmaya müsaittir.Puotai gamindavo patiekalus iš visokių rūšių javų ir gyvulių mėsos.
Mpemba etkisi, bazı özel koşullarda, "sıcak" suyun "soğuk" sudan daha hızlı donmasıdır.Mpemba efekt on nähtus, kus teatud tingimustel jäätub soe vesi kiiremini kui külm.
Kötü koşullardaydı.Halvas seisus.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.Töö- ja elamistingimused olid halvad ja palgad väikesed.
Oluşabilmesi için özel koşullar gerekmektedir.Nähtuse tekkimiseks on vaja tingimusi.
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişimi için gerekli koşulları yaratmak.Luua soodsad tingimused väikese ja keskmise ettevõtete arenguks.
Daha iyi çalışma koşulları geliştirmek.Soodsamate tingimuste saamiseks.
Hava koşulları nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.Lennupiirangud jäid ilmastikuolude tõttu kehtima ka järgmiseks päevaks.
Bazı organizasyonlar eskiden kullanılan koşullardan farklı olanları kullanmaktadır.Meetodid, mida tänapäeval suhtluses kasutatakse, erinevad nendest, mida kasutati mõni aeg tagasi.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?""Ja kas hea tegemine pole midagi teistsugust kui hea?"
Herhangi bir giriş koşulları yoktur.Sissepääsutasu ei ole.
Bu durumda sözleşme yapılmış ve sözleşme koşulları yerine getirilmiştir.Alljärgnevalt on esitatud ülevaade lepingu täitmise ja rikkumise tingimustest.
Değerlendirme maliyetleri, ürünün kaliteli olma koşullarının sağlanması için yapılan çalışmaların maliyetidir.Tuleb uurida, kas kvaliteedi tagamiseks tehtavad kulutused tasuvad end ära.
İşçiler çalışma koşulları nedeniyle grev yaptı.Streik on töötajate korraldatud tööseisak.
Buzullar arası dönem, buzul dönemleri arasında daha sıcak iklim koşullarına sahiptir.Õiepungade varane moodustumine on pärit soojema kliimaga ajast.
Haçlılar için bir ciddi engel kötü hava koşullarıydı.Arvatakse, et põhisüüdlaseks oli halb ilm.
İşsizlik sigortası yanı sıra, çalışma koşullarında da çeşitli gelişmeler sağlanmaktadır.Lisaks palgale võib diskrimineerimine avalduda ka erinevates tööle saamise võimalustes.
Bu bölge çok değişik iklim ve doğa koşullarını içermekteydi.Loodusteadus tekkis väga erilises kontekstis ja traditsioonis.
Bunun sonucu olarak, şehirdeki ekonomik koşullar kötüleşti.Sellest hoolimata jätkus linna rahalise olukorra allakäik.
Kuraklık koşullarında, yaprak ABA konsantrasyonlarının 40 kat kadar artabileceği belirlenmiştir.Sel juhul võib ABA kontsentratsioon lehtedes tõusta kuni 40 korda.
Demiryolunun inşası yerel koşullar altında çok iddialı bir girişimdi.Jõe ületamine pidi teostuma Sihveri isiklikul järelevalvel.
Sağlıklı koşullarda çalışılmadığından şikayet edince buradan da kovulmuştur.Oma tervisliku seisukorra tõttu ei saadetud teda rindele ning talle anti kontoritööd.
Bu nedenle kış koşullarına göre hazırlık yapmaya gerek duyulmadı.Oli selge, et sellistes tingimustes talve üle ei ela.
Başlangıç koşulları da aynı şekilde tanımlanmıştır.Nad tulenesid põhiliselt samadest tingimustest.
Böylece birçok veri-işlem aşaması arazi koşullarında da yapılabilmektedir.Paljud alused võimaldavad ka liigutamist üles-alla.
Bu reformlar ağır siyasal koşullarda yürütülüyordu.Tema ajal viidi ellu raskeid majandusreforme.
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 atmósfera, las condiciones meteorológicas tienen una influencia decisiva
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 förhållanden en avgörande inverkan på luftburna koncentrationer.
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 meteorologiczne miały decydujący wpływ na ich stężenia w powietrzu.
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 razmere, ki delno pojasnjujejo letno nihanje in visoke koncentracije O v
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 rozhodující vliv na koncentrace ve vzduchu meteorologické podmínky.
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 rozhodujúci vplyv na vzduchom nesené koncentrácie. To aspoň čiastočne
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.10 worden gevormd, hebben meteorologische omstandigheden een
10 koşulların, havadaki konsantrasyonlar üzerinde belirleyici bir etkisi vardır.συγκεντρώσεις αερομεταφερόμενων ρύπων.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.이 새들은 150 마일 떨어진 마을에서 알을 품는데 거기 토양이 둥지를 트는데
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.240 km-re van innen a költőhelyük, ahol a talaj állaga jobb a fészekrakáshoz.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.240km離れたところにある そこは土の状態が 巣を作るのに適してるんだ
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Budują gniazda w miasteczku, oddalonym o prawie 250 kilometrów. Bo ziemia jest tam lepsza do budowania gniazd.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Chúng ấp trứng ở một thị trấn cách đó 150 dặm (240 km) nơi mà điều kiện đất tốt hơn cho việc xây tổ.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.De ruvar i en stad 25 mil bort, där marken passar bättre för att bygga bon.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Ils nichent dans une ville à 250 kilomètres de là, où le sol est plus propice pour construire leurs nids.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Líhnou se ve městě nějakých 250 km daleko, kde je lepší půda na budování hnízd.
241 kilometre ötedeki bir kasabada, toprak koşullarının yuva kurmak için daha iyi olduğu bir yerde doğdular.Mereka berkembang biak di kota 150 mil jauhnya, di mana keadaan tanahnya lebih baik untuk membangun sarang.