Sıralama turu hava koşulları dolayısıyla iptal edilmiştir.Etape aflyst på grund af vejrforholdene.
Masraflarla ilişkili koşullar, 71B alanında gösterilir.I køreplanerne var den opført under 1B.
Antlaşmanın koşulları daha önce imzalanan Moskova Barış Antlaşması ile benzerdir.Krigen blev afsluttet ved fredstraktaten i Moskva.
Genellikle personel, belirli koşullar tarafından tanımlanan askerî branşlara ayrılır.Væbnede styrker blev oftest samlet gennem hvervninger i private godser.
Bu adaptasyonlar onları zorlu koşullar altında yaşamaya hazırlamıştır.Det blev også gjort for at tilpasse momentforløbet under hårdere driftsbetingelser.
Zirvede hava koşulları çok değişkendir.Det færøske vejr kan være meget vekslende.
O zamanlar hafif zırhlı araçların günün koşullarında cephede sağ kalmayacağı anlaşılamamıştı.Dengang var man ikke klar over, at let pansrede køretøjer ikke kunne overleve på den moderne slagmark.
Oluşabilmesi için özel koşullar gerekmektedir.Særlige betingelser må ligge til grund for at transmission skal kunne ske.
Öyle ki bu durum, bizzat işçi sınıfının yaşadığı koşulların zorunlu bir sonucudur adeta.En af konsekvenserne er, at arbejdsmarkedets behov for kvalificeret arbejdskraft bliver vanskelige at indfri.
Erkekler ve kadınlar ibadete eşit koşullarda iştirak ederler.Mænd og kvinder ordineres til præsteskabet på lige fod.
İnsansız hava aracı desteği emredildi, fakat uygunsuz hava koşulları sebebiyle İHA desteği verilemedi.Hjælpeflåden, som de formåede at organisere, blev forsinket af dårligt vejr.
Devrim coşkusunun körüklediği ve belgesellerde başlayan canlanma çok kısıtlı koşullar altında gelişti.Sandsynligheden for at ideologien bag revolutionen kunne overleve under de nye omstændigheder var lille.
Hayat koşulları zorlaşmış, ailenin gelir kaynağı olan narenciye işleri bozulacaktır.Hendes liv var hårdt, efter som familiens udkomme afhang af hendes indkomst.
Normal biyolojik koşullarda bulunmaz.Ingen fandt biologiske våben der.
Örneğin; normal koşullarda O2 gazının hacminin % 99,6'sı boşluktur.Sagt på en anden måde går 99,9 procent af den omsatte energi til spilde.
Ayrıca hava koşullarının etkisi de yüzeyinde pek fazla görülmüyor.Jetstrømmene har stor betydning for vejrforholdene ved jordoverfladen.
Diğer hayvan türlerinin az bulunduğu, sıra dışı doğa koşullarının bulunduğu yerlere gelirler.På andre forekomster skyldes det, at de for naturtypen karakteristiske arter, er dårligt repræsenteret.
Yani vücut sıcaklıkları genel olarak çevre koşullarından bağımsızdır.At have en konstant legemstemperatur gør dyrene uafhængige af omgivelsernes temperatur.
Dolayısıyla, idrarda olağan koşullarda hiç glikoz bulunmaz.Desuden er det ikke brændbart under normale forhold.
Listelenen alanlar, bazı koşullar altında Dünya Miras Fonu'ndan para alabilmektedir.Steder som er med på listen, kan under visse omstendigheter få midler fra Verdensarvfondet.
Benzer koşullar Drusus için de oluşturuldu.Tilsvarende unntak i loven ble gjort gjeldende for Drusus.
Ayrıca, gerekli koşullar, en küçük (minimum) ve en büyük (maksimum) noktalar için vardır.De mindre underkastet seg etterhvert de større og mektigere.
Sirius koşullar uygun olduğunda gündüz bile çıplak gözle görülebilir.Sirius kan til og med observeres på dagtid med det blotte øye under rette forhold.
Olağan koşullar altında Güneş, doğrudan bakılamayacak kadar parlaktır.Under normale omstendigheter gir solen så sterkt lys at det er vanskelig å se på den direkte.
Aynı kaynak, Arafat'ın yaşam koşullarının durumu hiç de kolaylaştırmadığını açıkladı.Kilden skrev videre at Arafats leveforhold gjorde lite for å forbedre situasjonen.
Yağmur ve hava koşulları ilerlemeyi zorlaştırıyordu.Regn og tordenvær bidro til vanskene.
Nersan koşulları kabul etti.Han innrømmet etterhvert forholdene.
7 Kasım 2006 ara seçimlerinde bu koşullar tekrar değişti.15. november 2006 ble det etter store endringer endelig vedtatt av Europaparlamentet.
Ücretleri düşük, yaşama ve çalışma koşulları çok kötüydü.Sistnevnte har mye dårligere lønns- og arbeidsvilkår.
Her şeye rağmen tam rekabet koşullarında ücret asgari ücretin altına inmez.Men det er ikke mulig å konkurrere på lavere aldersnivå.
Bu olaylar ve koşullar, Picasso’nun 1901’den 1904’e kadar sürecek olan Mavi Dönemi’nin itici gücü oldu.Picasso begynner sin blå periode som pågår til 1904.
Daha iyi çalışma koşulları geliştirmek.Mot et bedre arbeidsliv.
Bu durum sıcak iklim koşullarına ve geleneklere bağlı olarak oluşmuştur.Denne er i konstant bevegelse avhengig av de rådende klimaforhold.
Bu arada Alesia kentinde yaşam koşulları günden güne daha da kötüye gidiyordu.Leveforholdene innenfor bymurene i Alesia ble stadig verre.
İlerleyen aylarda koşulları daha iyi görebilmek için mülteci kamplarını ziyaret etti.Over nyttår begynte opprørere å ta kontroll over byer for lengre perioder.
Ancak topoğrafya ve iklim koşulları yüzünden, ülke topraklarının sadece yüzde dördü tarıma elverişlidir.Topografien og de klimatiske forholdene derimot, begrenser kultiverte avlinger til bare 4 % av landets areal.
Neptün'ün Uranüs'e göre daha değişken hava koşulları, iç ısısının görece yüksekliğine bağlanıyor.Det antas at Neptuns mer varierte vær sammenlignet med Uranus delvis skyldes planetens høyere indre varme.
Buna göre, ekonomik koşullar ve baskın üretim araçları toplumsal yapıyı belirlerdi.Derimot var privat eiendomsrett og privat initiativ ansett som motoren i samfunnsøkonomien.
Kuşatma altında koşullar kötüleşmektedir.Sorgen senker seg over landet.
Dünyadaki her üç kişiden birini hafif koşullarda dahi (sakin bir gölde teknede bulunmak vb.) taşıt tutar.Hvert tre eller innsjø har en egen kraft (for eksempel nøkken i en innsjø).
Açıkça bellidir ki, bunlar koordinat dönüşümü koşulları altında değişmezdir.Det er da kun nødvendig å vise at de forblir uforandret under disse tre bevegelsene.
Sıcak iklim koşullarında yetişir.De dannes i fuktig klima.
Duyma kaybı olan insanlar için daha kaliteli bir yaşam koşullarını ve eşit hakları savunmaktadır.Et fokusområde er å sikre like muligheter og vilkår for borgere med et handicap.
Grönland tarihi, Arktik koşullar altındaki bir yaşam öyküsüdür.Sejarah Greenland adalah sejarah kehidupan di bawah kondisi Arktik yang ekstrem.
MSG, genel olarak düzenli gıda işleme koşulları altında istikrarlıdır.Secara umum, MSG stabil dalam kondisi pemrosesan makanan biasa.
Bu üç yasa, gündelik koşullarda makroskopik cisimlerin hareketi için iyi bir yaklaşıklık ile geçerlidirler.Ketiga hukum ini juga merupakan pendekatan yang baik untuk benda-benda makroskopis dalam kondisi sehari-hari.
Nadiren hastane koşullarında tedavi gerekebilir.Jarang diperlukan perawatan di rumah sakit.
Listelenen alanlar, bazı koşullar altında Dünya Miras Fonu'ndan para alabilmektedir.Tempat-tempat yang didaftarkan dapat memperoleh dana dari Dana Warisan Dunia di bawah syarat-syarat tertentu.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Bagaimana mungkin itu karena Anda tidak menghadiri hal-hal yang menyenangkan? "
Telif hakkı kapsamında olan çalışmalar bile bazı koşullar altında paylaşılabilir.Bahkan karya-karya yang dilindungi oleh hak cipta dapat distribusikan dalam kondisi tertentu.
Çıkış, çok çetin olmayan koşullarda yaklaşık 1 saat sürer.Jarak yang harus ditempuh selama satu jam dengan kondisi jalan yang tidak begitu baik.
Yerel listeler, haritalar (yol ve hava uydu), yol tarifleri ve trafik koşulları sağlar.Ini menyediakan daftar lokal, peta (jalan dan satelit udara), arah mengemudi, dan kondisi lalu lintas.
Stalin'in koşulları şunlardı.Ini menjadi masalah buat Stalin.
Yaşam koşulları elverişli değildir.Keadaan hidup serba tidak menentu.
Diğer türlerdeki bölüşüm fonksiyonları ise farklı koşullar altında tanımlanabilir.Jenis lain dari fungsi partisi dapat didefinisikan untuk masing-masing keadaan yang berbeda.
Yaklaşık olarak 300 milyon yıl yaşında olan M48, iyi gözlem koşullarında çıplak gözle de gözlemlenebilir.M48 terlihat dengan mata telanjang di bawah kondisi atmosfer yang baik.
Newton'un uzun süredir kabul gören bazı teorilerin, bazı koşullarda doğru olmadı ortaya koyuldu.Teori-teori lama yang dipegang Newton diperlihatkan tidak benar dalam segala situasi.
Normal koşullarda, bir bölgede yayın yapan her yayıncının ayrı frekans kullanması gerekir.Oleh karena itu, setiap orang yang bekerja di suatu daerah radiasi harus selalu mengenakan dosimeter personal.
Bu koşullar elektrostatik yaklaşım olarak bilinir.Sifat ini dikenal sebagai elektropositivitas.
An-32 elverişsiz hava koşullarına dayanıklılık bakımından An-26'dan daha iyidir.An-32 bermesin turboprop ini dirancang untuk menahan kondisi cuaca buruk yang lebih baik dari standar An-26.