‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Ale dni moje prędsze były niż poseł; uciekły, a nie widziały nic dobrego.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.A moje dni boly rýchlejšie ako bežec, utiekly; nevidely dobrého.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Các ngày của tôi mau hơn kẻ trạm ; Nó trốn không thấy điều phước hạnh .
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Các ngày của tôi mau hơn kẻ trạm; Nó trốn không thấy điều phước hạnh.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.De dagen van mijn leven gaan snel voorbij en zijn vol ellende.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Dnevi moji teko h koncu hitreje nego tekač, beže, sreče ne vidijo nič.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Dnové pak moji rychlejší byli nežli posel; utekli, aniž viděli dobrých věcí.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Hari-hariku berlalu dengan kencang, lalu menghilang tanpa merasa senang
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.I miei giorni passano più veloci d'un corriere, fuggono senza godere alcun bene
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.나의 날이 체부보다 빠르니 달려가므로 복을 볼 수 없구나
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Meine Tage sind schneller gewesen denn ein Läufer; sie sind geflohen und haben nichts Gutes erlebt.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Mes jours sont plus rapides qu`un courrier; Ils fuient sans avoir vu le bonheur;
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Min dagar hasta undan snabbare än någon löpare, de fly bort utan att hava sett någon lycka;
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Mine dager har vært hastigere enn en løper; de er bortflyktet uten å ha sett noget godt;
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Minun päiväni rientävät juoksijata nopeammin, pakenevat onnea näkemättä,
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Mis días son más veloces que un corredor; huyen sin lograr ver el bien
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Napjaim gyorsabbak valának a kengyelfutónál: elfutának, nem láttak semmi jót.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Ora, os meus dias são mais velozes do que um correio; fogem, e não vêem o bem.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Raskere end Løberen fløj mine Dage, de svandt og så ikke Lykke,
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Zilele mele aleargă mai iuţi decît un alergător; fug fără să fi văzut fericirea;
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Αι δε ημεραι μου ειναι ταχυδρομου ταχυτεραι φευγουσι και δεν βλεπουσι καλον.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.А моите дни са по-бързи от бързоходец; Бягат без да видят добро;
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.Дни мои быстрее гонца, – бегут, не видят добра,
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.וימי קלו מני רץ ברחו לא ראו טובה׃
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.ايامي اسرع من عدّاء. تفر ولا ترى خيرا.
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.我 的 日 子 比 跑 信 的 更 快 、 急 速 過 去 、 不 見 福 樂
‹‹Günlerim koşucudan çabuk, İyilik görmeden geçmekte.我 的 日子 比 跑 信 的 更快 、 急速 過去 、 不 見福樂
Komadan çıkar çıkmaz, Artık eskiden olduğum aynı koşucu olmadığımı fark ettim.Dès que je suis sortie du coma, j'ai réalisé que je ne pouvais plus courir comme avant.
Komadan çıkar çıkmaz, Artık eskiden olduğum aynı koşucu olmadığımı fark ettim.Po wybudzeniu zrozumiałam, że nie jestem już tą samą biegaczką.
Komadan çıkar çıkmaz, Artık eskiden olduğum aynı koşucu olmadığımı fark ettim.Så snart jag vaknade upp ur min koma förstod jag att jag inte längre var den löpare jag varit.
Komadan çıkar çıkmaz, Artık eskiden olduğum aynı koşucu olmadığımı fark ettim.Toen ik uit mijn coma kwam, wist ik dat ik niet langer dezelfde renner was als vroeger.
Koşucunun süratini bulun.조깅하는 사람의 속도를 구하여라.
Koşucunun süratini bulun.Vi skal finde den gåendes hastighed.
Koşucunun süratini bulun.Wie schnell ist der Jogger?
Koşucunun süratini bulun.Znajdź prędkość biegacza.
Koşucunun süratini bulun.Намерете скоростта на джогъра.
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?Als mensen tot renners geëvolueerd zijn, als dat ons grote voordeel is, waarom zijn we er dan zo slecht in?
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?Donc si les humains ont évolué pour courir et c'est notre seul avantage naturel, pourquoi on est si mauvais ?
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?Kalau manusia berevolusi sebagai pelari, kalau itu keunggulan alami, lalu mengapa kita tidak pandai?
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?인류가 달리는 존재로서 진화했다면, 그것이 우리의 선척적 이점이라면,
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?Så om människan utvecklades som löpare, om det är vår naturliga fördel varför är vi så dåliga på det?
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?Si evolucionamos como corredores, si esa es nuestra ventaja natural, ¿por qué lo hacemos tan mal?
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?Takže ak sa ľudia vyvinuli ako bežci, a ak to je naša jedna vrodená výhoda, tak prečo sme v tom tak zlý?
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?אז אם בני האדם נבררו לרוץ, אם זה היה היתרון הטבעי שלנו,
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?اذا .. ان كان البشر قد تطوروا .. كعدائين .. وانها الميزة الطبيعية التي ميزنا بها ..
Peki eğer insanlar koşucu olarak evrimleştiyse, bu bizim tek doğal avantajımızsa, neden bu kadar kötüyüz?走るのが下手で こんなにも怪我をするはなぜ?
Sonunda da elimizde bir artı üç var. Yani koşucunun sürati saatte 4 km.그럼 1 더하기 3은 4이므로 조깅한 사람의 속도는 4네요.
Sonunda da elimizde bir artı üç var. Yani koşucunun sürati saatte 4 km.Dann haben wir 1 + 3, die Geschwindigkeit des Joggers ist also 4.
Sonunda da elimizde bir artı üç var. Yani koşucunun sürati saatte 4 km.Nu har 1 plus 3, som er 4.
Sonunda da elimizde bir artı üç var. Yani koşucunun sürati saatte 4 km.След това имате 1 плюс 3, така че скоростта на джогъра е 4.
Tamam mı? Geri koşucularım nerede? Geri koşucularım nerede?Komu boste vi varovali hrbet?
Tamam mı? Geri koşucularım nerede?Jeg troede du blev færdig i sidste uge.
Tamam mı? Geri koşucularım nerede?Ruiz!
Tamam mı? Geri koşucularım nerede?Πού είναι οι επιθετικοί μου;
Tanrıça Atalanta. En büyük koşucu. Herkese meydan okuyabilirdi.Третій урок - про Аталанту - найкращий бігун, вона кидала всім виклик.
Üç nolu ders: Tanrıça Atalanta. En büyük koşucu.A harmadik történet Atalanta, a legyőzhetetlen futó története, aki bárki ellen kiállt versenyre.
Ve, bilirsiniz, tek Birleşik Devletler kısa mesafe koşucusuyum.A já byla jediná americká sprinterka.
Ve, bilirsiniz, tek Birleşik Devletler kısa mesafe koşucusuyum.A ja byłam jedyną sprinterką w reprezentacji U.S.A.
Ve, bilirsiniz, tek Birleşik Devletler kısa mesafe koşucusuyum.En ik was de enige vrouwelijke sprinter uit de V.S.
Ve, bilirsiniz, tek Birleşik Devletler kısa mesafe koşucusuyum.E poi, ve l'ho detto: ero l'unica donna sprinter per gli Stati Uniti.