koşar ile cümle
koşar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar. Onu, New Orleans'taki barlardan birinde bulabilirsiniz.Hound, bo to pies na baby. <i>Przeszukaj wszystkie bary w Nowym Orleanie.</i>
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar. Onu, New Orleans'taki barlardan birinde bulabilirsiniz..אני קובע את שעות העבודה שלי .אף-אחד לא יורה עלי ברגל
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Rockhound arról híres, hogy folyton kanos.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.- Tako ga kličemo, ker je pohoten.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Τον λέμε "Λαγωνικό" γιατί κυνηγάει γυναίκες.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Наричаме го така, защото все гони жените.
- Ona "Tazı" deriz, çünkü hep kız peşinde koşar.Наричаме го така, защото все гони жените.
Önce Çavuş Yurek koşacak. Karşıya geçince dönecek ve sen koşarken seni koruyacak.Юрек ше тръгне първи!Когато той премине през улицата, той ще се обърне и ще те прикрива, когато бягаш.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.새벽 3시에 건물 밖으로 뛰쳐 나왔을 때, 전 뭔가에 홀려 멈춰섰어요.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Als ich um drei Uhr morgens aus dem Gebäude rannte, sah ich etwas, dass mich innehalten ließ.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Amikor hajnali háromkor kirohantam az épületből, valami olyat láttam, amitől földbe gyökerezett a lábam.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Când am fugit la trei dimineaţa din clădirea în care locuiam, am văzut ceva care m-a făcut să stau locului.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Cuando salí corriendo del edificio a las tres de la mañana, vi algo que me detuvo.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Jak wybiegłam z budynku o trzeciej nad ranem, zobaczyłam coś, co zbiło mnie z tropu.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Když jsem ve tři ráno vyběhla z budovy, uviděla jsem něco, co mě zastavilo.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Ketika saya berlari keluar dari rumah pada jam tiga pagi, Ada sesuatu yang membuat saya menghentikan langkah.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Khi chạy ra khỏi tòa nhà vào lúc ba giờ sáng, có một điều đã dừng chân tôi lại trên đường.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Lorsque j'ai couru hors du bâtiment à trois heures du matin, j'ai vu quelque chose qui m'a fait m'arrêter net.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.När jag sprang ut ur byggnaden klockan tre på morgonen, såg jag något som fick mig att tvärstanna.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Quando corri para fora do edifício, às três da manhã, vi uma coisa que me fez parar no caminho.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Quando scappai dal palazzo alle tre del mattino, vidi qualcosa che mi fece arrestare il passo.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Toen ik uit het gebouw rende om drie uur 's ochtends zag ik iets dat mij onmiddellijk halt deed houden.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Όταν έτρεξα έξω από το κτίριο στις τρεις το πρωί, είδα κάτι που με έκανε να σταματήσω την πορεία μου.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Когато избягах от сградата в три часа сутринта видях нещо, кето ме спря в моя бяг.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Когда я выбежала из здания в три утра, мой путь кое-что преградило.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.Коли я вибігла з будинку о третій ранку, я завмерла на місці.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.כאשר נמלטתי מהבנין בשלוש לפנות בוקר, ראיתי משהו שנטע אותי במקומי.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.عندما خرجت مسرعة من المبنى في الساعة الثالثة فجرا, استوقفني مشهد ما عن متابعة سيري.
Sabahın üçünde koşarak binadan çıktığımda, sokakta gördüğüm bir şey hızımı kesti.社会の外れ者には目もくれない 普段は不機嫌な
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.De-abia te poţi mişca, iar ei aleargă în jur şi se distrează.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Gdy ty ledwo możesz się ruszyć, oni biegają i bawią się, jak chcą.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.거의 움직일수조차 없을때, 온갖 놀거리를 가지고 사람들이 달려오죠.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Mentre tu non riesci quasi a muoverti, gli altri vanno in giro a divertirsi.♫
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Míg mások vidáman élik életük, te alig bírsz megmoccanni.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Quand vous pouvez difficilement marcher, ils courent autour de vous en s'amusant de toutes les manieres.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Terwijl jij je nauwelijks kunt bewegen, amuseren zij zich te pletter.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Trong khi anh hầu như không cử động, họ vui chơi chốn quanh.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Wenn du dich kaum bewegen kannst, rennen sie herum und haben Spaß.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Когато едва се движиш, а те тичат наоколо и се забавляват.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.Пока ты едва можешь шевелиться, все бегают вокруг и веселятся как могут.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.בזמן שאתה בקושי יכול לזוז, הם מתרוצצים ונהנים.
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.فبينما يكاد يكون الحراك مستحيلاً .. يكونون يجرون ويدورن حولك ملئين بالفرح
Sen hareket bile edemezken, onlar etrafta eğlence peşinde koşar.悲しみの底に沈んでいる方が いいこともある
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Bà biết là khi đó chỉ có 1 việc duy nhất để làm thôi, và đó chính là, theo lời bà, "chạy như chết."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Ela sabia que só tinha uma coisa a fazer nessa altura, e isso era, nas suas palavras, "correr como tudo".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Elle savait qu'il ne lui restait qu'une chose à faire, selon ses propres termes "courir comme une folle".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Hän tiesi, että siinä vaiheessa oli vain yksi asia tehtävissä, ja se oli, hänen sanoin, "juosta kuin hullu".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Hanya ada satu hal yang dapat dilakukannya saat itu, yaitu, "berlari seperti dikejar setan."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Hon visste att det var bara en sak att göra- -att springa som bara den.
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".In acel moment stia ca are un singur lucru de facut, si anume, citez, "sa alerge ca apucata".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".그러면 그녀는 그순간 하던 일을 모두 떨구고 그녀의 말마따나 죽자고 뛰어서
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Sapeva di avere una sola cosa da fare a quel punto ed era di, parole sue, "correre come una matta."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Tudta, hogy csak egyet tehet abban a pillanatban ez pedig, ahogy ő mondta: "őrülten rohanni ".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Věděla, že má v tu chvíli udělat jednu jedinou věc, a to bylo, dle jejích slov, "běžet jako ďábel."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Vtedy vedela, že je iba jedna vec, ktorú musí urobiť, a to, poviem to jej slovami, "utekať ako o život."
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Wiedziała, że w takiej chwili może zrobić tylko jedną rzecz, czyli biec najszybciej, jak się da.
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Ήξερε ότι ένα μόνο πράμα μπορούσε να κάνει εκείνη τη στιγμή, 'να τρέξει σαν τρελή', όπως είπε.
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".Вона знала, що єдине, що їй залишалось зробити в цей момент, як вона саме це каже: "бігти, немов божевільна".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".И она в точности знала, что надо делать. Её словами: "бежать сломя голову".
Şiir geldiği zamanlarda ne yapacağını bilirmiş: kendi ifadesiyle, "deli dana gibi koşarmış".היא ידעה שבאותו רגע היא יכולה לעשות רק דבר אחד, והדבר הזה היה, במלים שלה, "לברוח בטירוף."
İlgili Sayfalar