koşa koşa ile cümle
koşa koşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.여자를 졸졸 따라다닌다면, 그 여자는 당신을 좋아하지 않겠지만,
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.Nếu bạn theo đuổi một cô gái, cô ta sẽ không thích bạn.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.Pokud budete holku uhánět, nebude vás mít ráda.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.Se dai la caccia ad una ragazza, quella ragazza non ti vorrà.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.Si persigues a una chica, a ella no le gustarás.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.Si tu poursuis une fille, la fille ne t'aimera pas.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.Uganiając się za dziewczyną, zniechęcasz ją.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.Wenn du einem Mädchen hinterherrennst, wird dich das Mädchen nicht mögen.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.Αν κυνηγάς ένα κορίτσι, αυτό δεν θα σε συμπαθήσει.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.Если ты бегаешь за девушкой, ты ей не будешь нравиться.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.אם תרדוף אחרי בחורה, הבחורה לא תחבב אותך.
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.اذا قمت بملاحقة فتاة فانها لن ترغب فيك
Bir kızın peşinden koşarsanız, sizi beğenmez.正しいことをすれば 女性の方が追いかけてくるのです
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Ella fue corriendo hacia ellos en la playa una mañana y les dijo: "Mamá, papá, tenemos que irnos de la playa".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."En morgen på stranden løber hun op til dem og siger, "Mor, far, vi skal væk fra stranden."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Fuge la ei pe plajă într-o dimineață și le spune: "Mama, tata, trebuie să plecăm de pe plajă."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Jedno dopoledne k nim přiběhla a povídá: "Mami, tati, musíme z pláže pryč."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."어느 날 아침 부모에게 달려와서는 "엄마, 아빠, 해변에서 빨리 떠나야 해요."라고 말했죠.
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Một buổi sáng nọ, em đã chạy ào đến nói với bố mẹ: "Bố, mẹ, chúng ta phải đi khỏi bãi biển ngay".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Pewnego ranka przybiegła do rodziców mówiąc: "Musimy zejść z plaży".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Uma manhã, ela corre para eles na praia e diz: " Mãe, Pai, temos que sair da praia."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Una mattina corre verso di loro, sulla spiaggia, e dice, "Mamma, papà, dobbiamo andarcene."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Un matin, elle court vers eux sur la plage et en disant " Maman, Papa, il faut partir de la plage "
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Ze rent op een ochtend naar hen toe op het strand en zegt: "Mam, pap, we moeten weg van het strand."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Έτρεξε ένα πρωί στην παραλία και τους είπε, "Μαμά, μπαμπά, πρέπει να φύγουμε από την παραλία".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Една сутрин, на плажа, тя изтича до тях и каза: "Мамо, татко, трябва да се махнем от плажа."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Она подбегает к ним на пляже однажды утром, и говорит: "Мама, папа, нам надо уходить с пляжа".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."היא רצה אליהם על החוף בוקר אחד ואומרת, "אמא, אבא, אנחנו צריכים להסתלק מהחוף."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."ركضت إليهم على الشاطئ صباح أحد الأيام ولتقول: "أمي، وأبي، يجب أن نغادر الشاطئ."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."「ママ パパ ビーチから出よう」 と言いました 両親が「どうして? 着いたばかりじゃない」と言うと
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Det fanns ingenting där!" Sade Cuss, hans röst att köra upp i ett skrik på
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Ei ollut mitään siellä!" Sanoi kirota, hänen äänensä käynnissä ylös kiljua at
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Er was niet er iets," zei Cuss, zijn stem rennen in een schreeuw in de
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Es war nichts da!", Sagte Cuss, seine Stimme läuft bis zu einem Schrei auf der
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Il n'y avait rien là!", A déclaré Cuss, sa voix en courant dans un hurlement à la
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Không có bất cứ điều gì có!" Người, giọng nói của mình thành một tiếng thét ở
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."아무것도 없었어!"악한 그의 목소리가에서 비명에까지 실행했다
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Não havia nada lá!", Disse Cuss, sua voz subindo em um grito no
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Nebolo tam nič," povedal nadávať, jeho hlas beží až do škrek na
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Nebylo tam nic," řekl nadávat, jeho hlas běží až do skřek na
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Nem volt semmi ott!" Mondta szitok, a hangja fut fel egy sikoly a
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Nie było nic tam!" Powiedział Cuss, jego głos podbiegł do krzykiem na
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."No había nada allí!", Dijo Cuss, su voz corriendo en un grito en el
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Non c'era niente lì!", Ha detto Cuss, la sua voce correndo in un grido al
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Nu a fost nimic acolo!", A spus înjurătură, vocea lui de funcţionare de până într-un strigăt la
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Tam ni bilo ničesar tam!" Je dejal CUSS, njegov glas teče gor v Krik na
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Tidak ada apa pun di sana!" Kata makian, suaranya berlari ke dalam jeritan di
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Δεν υπήρχε τίποτα εκεί!", Δήλωσε ο cuss, η φωνή του ανεβαίνει σε μια διαπεραστική κραυγή στο
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Існував нічого немає!", Сказав хлопець, його голос підбігаючи в крик на
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Не е нищо!", Каза проклятие, гласът му да работи в писък
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."Существовал ничего нет!", Сказал парень, его голос подбегая в крик на
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."لم يكن هناك أي شيء هناك!" لعنة وقال وصوته تشغيل تصل الى زعق في
"Birşey yoktu!" Cuss sesinde bir çığlık koşarak dedi."そこに。"
Biz bunun Birleşik Devletler'de koşan ilk insansı robot olacağına gerçekten inanıyoruz.Chúng tôi tin đây sẽ là lần đầu tiên robot hình người ở Mỹ.
Biz bunun Birleşik Devletler'de koşan ilk insansı robot olacağına gerçekten inanıyoruz.Credem cu putere că va fi primul robot umanoid alergător din Statele Unite.
Biz bunun Birleşik Devletler'de koşan ilk insansı robot olacağına gerçekten inanıyoruz.Crediamo davvero che questo sarà il primo vero corridore robot umanoide negli Stati Uniti.
Biz bunun Birleşik Devletler'de koşan ilk insansı robot olacağına gerçekten inanıyoruz.Estamos convencidos de que será el primer robot corredor humanoide de los Estados Unidos.
Biz bunun Birleşik Devletler'de koşan ilk insansı robot olacağına gerçekten inanıyoruz.Igazán hisszük, hogy ez lesz az első futó humanoid robot az Államokban.
Biz bunun Birleşik Devletler'de koşan ilk insansı robot olacağına gerçekten inanıyoruz.저희는 이 로봇을 미국 최초로
Biz bunun Birleşik Devletler'de koşan ilk insansı robot olacağına gerçekten inanıyoruz.Naozaj veríme, že toto bude úplne prvý bežiaci humanoidný robot v USA.