Koşmaya gitmek istemeyen bir adama benziyor muyum?Do I look like a guy who doesn't want to go jogging?
Tom caddede çırılçıplak koştu.Tom ran down the road as naked as a jaybird.
Gazeteci çocuk tüm hava koşullarında dağıtır.The newspaper boy delivers in all weather.
O, dünyanın en hızlı koşucusu.He is the fastest runner in the world.
O, dünyadaki en hızlı koşucudur.He is the fastest runner in the world.
Onların bu şartları ve koşulları kabul edeceklerini sanmıyorum.I do not think they will accept these terms and conditions.
O kadar hızlı koştuk ki onlar bizi yakalayamazdı.We ran fast so they wouldn't catch us.
Herkes Tom'a doğru koştu.Everybody rushed towards Tom.
On iki saniyeden kısa sürede yüz metre koşabilir.He can run 100 meters in less than twelve seconds.
Koşmaya başlayın.Start running.
Koşmaya devam edin.Keep running.
Heberi duyduğumda zevkten dört köşe oldum.I jumped for joy when I heard the news.
Küçük kız kardeşimin elini tuttum ve koşmaya başladım.I grabbed my little sister's hand and started running.
Sigarayı bıraktı ve koşmaya başladı.He stopped smoking and started running.
O, sigara içmeyi bıraktı ve koşmaya başladı.He stopped smoking and started running.
Sigara içmeyi bıraktı ve koşuya başladı.He stopped smoking and started running.
New York'ta o kadar çok kirlenme var ki koşucular genellikle maske takarlar.There is so much pollution in New York that joggers often wear masks when running.
Ben küçük kızkardeşimin elini tuttum ve ikimiz koşmaya başladık.I grabbed my little sister's hand, and the two of us started running.
Küçük kız kardeşimin elini yakaladım ve ardından ikimiz koşmaya başladık.I grabbed my little sister's hand, and the two of us started to run.
Dışarıya koştum.I ran outside.
Herkes dışarı koştu.Everybody ran outside.
O dışarıya çıplak koştu.He ran outside naked.
O ne olduğunu görmek için dışarıya koştu.She ran outside to see what had happened.
O yarı çıplak dışarıya koştu.She ran outside half-naked.
Ben dışarıya koştum ve kapı benim arkamdan kendini kilitledi.I ran outside and the door locked itself behind me.
Ben dışarıya koştum ve kapı benim arkamdan kendini kilitledi. Neredeyse -40 dereceydi.I ran outside and the door locked itself behind me. It was almost -40.
Ben aşağıya koştum.I ran downstairs.
Kim koştu?Who ran?
Tom koştu.Tom ran.
Tom bir köşe masasında tek başına oturdu.Tom sat alone at a corner table.
Tom bir köşe standında yalnız oturuyordu, öğle yemeğini yiyordu.Tom was sitting alone in a corner booth, eating his lunch.
Bahçede tavşan koşuyor.The hare is running in the garden.
Ben üst kata koştum.I ran upstairs.
En hızlı o koşuyor.He runs the fastest.
Onu yakalamak için yeterince hızlı koşabilirim.I can run fast enough to catch up with him.
Fare yatağın altına koştu.The mouse ran under the bed.
Tom koşmaya başladı.Tom began running.
Tom koşmaya devam etti.Tom kept running.
Tom koşabilir.Tom might run.
Tom içeriye koştu.Tom rushed in.
Tom yukarı koştu.Tom rushed upstairs.
Tom koşmalı.Tom should run.
Bir köpek bir insandan daha hızlı koşar.A dog runs faster than a human.
Tom koşmayı durdurdu.Tom stopped running.
Tom koşuyordu.Tom was running.
Tom koşmaya gitti.Tom went running.
Tom koşmadı.Tom wouldn't run.
Birlikte koşarız.We jog together.
Onlardan daha hızlı koştuk.We've outrun them.
Onlar koşmadılar.They didn't run.
Onlar dışarıya koştular.They ran outside.
Onlar yukarıya koştular.They ran upstairs.
Onlar koşmaya başladılar.They started running.
Koşmaktan vazgeçtiler.They stopped running.
Onlar hızlı koşucular.They're fast runners.
Eve koştum.I ran home.
Her gün koşacak mısın?Are you going to run every day?
Koşmaya gidiyorum.I'm going running.
Koş ve saklan.Run and hide.
Ağzınızda bir diş fırçasıyla oradan oraya koşturmamalısın.You shouldn't run around with a toothbrush in your mouth.