Siyasi ve kültürel olarak klasik dönemin temellerini attı.Postavilo je politične in kulturne temelje za klasično obdobje.
1864'te mezuniyetinden sonra Bonn Üniversitesinde teoloji ve klasik filoloji alanında çalışmalara başladı.Leta 1864 je po maturi začel študirati teologijo in klasično filogijo v univerzi v Bonnu.
(RNA ikincil yapısını öngörmek için dinamk programlama algoritmaları hakkındaki klasik makale.)(Glej - Značilnosti renesančne arhitekture v nadaljevanju.)
Natüralist ve klasik tarzda eserler veren bir sanatçıdır.Poznamo naravne in umetne polimere.
Senfonik rock, klasik müzik ve rock müzik elementlerini birleştiren bir müzik türüdür.Gre za kombinacijo rocka in elementov klasične glasbe.
Klasik modelleri 737-300, 737-400 ve 737-500 den oluşur.Vėliau pradėti gaminti („klasikiniai“) modeliai yra 737–300, 737–400, ir 737–500.
Klasik dalga teorisi kullanılarak ışığın birçok davranışı modellenebilir.Didžioji šviesos būvio dalis gali būti pademonstruota naudojantis klasikine bangų teorija.
Otelin çatısı şu anda dünyadaki en büyük klasik Çin stili çatıdır.Kinijos ledo ritulio lyga – aukščiausia Kinijos ledo ritulio lyga.
Bolzano-Weierstrass teoremi klasik matematik analizin temel teoremlerinden biridir.Bolzano-Weierstrassi teoreem on oluline teoreem matemaatilises analüüsis.
Bu tonalite barok ve klasik dönemlerde de sıklıkla kullanılmıştır.Eriti palju kasutati seda baroki ja klassitsismi ajal.
İkinci dönem güçlü bir klasik vurgusudur.Gümnaasiumikursus oli tugeva klassikalise kallakuga.
Klasik fizik süperakışkanlık olayı gibi bir hata öne sürüyor.See oleks samalaadne eksitus nagu naturalistlik eksitus.
Bu kanunlar aynı zamanda klasik mekanik kuramlarının temelini oluşturur.Samuti formuleeris ta uuesti klassikalise mehaanika printsiibid.
Klasik belirtiler sık idrara çıkma, susuzluğun artması, açlığın artması ve kilo kaybıdır.Klassikalised sümptomid on tihe urineerimine, suurenenud janu ja näljatunne ning kaalukaotus.
Alışageldiğimiz klasik resimleri düşünürsek, bu eser tam olarak bir resim sayılmaz aslında.Het is niet echt een schilderij in het geheel.
Alışageldiğimiz klasik resimleri düşünürsek, bu eser tam olarak bir resim sayılmaz aslında.Não é bem um quadro.
Alışageldiğimiz klasik resimleri düşünürsek, bu eser tam olarak bir resim sayılmaz aslında.Není to úplně obraz.
Alışageldiğimiz klasik resimleri düşünürsek, bu eser tam olarak bir resim sayılmaz aslında.Nie jest to obraz, w dosłownym tego słowa znaczeniu.
Alışageldiğimiz klasik resimleri düşünürsek, bu eser tam olarak bir resim sayılmaz aslında.Nu este un tablou în adevăratul sens al cuvântului.
Alışageldiğimiz klasik resimleri düşünürsek, bu eser tam olarak bir resim sayılmaz aslında.Всъщност не изцяло е картина.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.Ale v našem klasickém newtonovském světě jsou to pro nás dvě různé síly.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.Ale v našom typickom Newtonovskom svete ich považujeme za dve odlišné sily.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.Ale w naszym klasycznym Newtonowskim świecie traktujemy je jako dwie różne siły.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.De a mi klasszikus newton-i fizikában két külön erőként tartjuk őket számon.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.우리가 사는 고전적 뉴톤의 세계에서 그 둘을 두개의 서로 다른 힘으로 다룹니다
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.Ma nel nostro classico mondodi Newton trattiamo questi due concetti come due forze diverse.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.Men i våran klassiska Newtoniska värld behandlar vi dem som två skillda krafter.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.Pero en nuestro mundo clásico newtoniano los tratamos como dos diferentes fuerzas.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.Но в класическия ни Нютънов свят ги разглеждаме като две различни сили.
Ama klasik Newton-açıklamalı dünyamızda bu ikisine iki değişik kuvvet gözüyle bakıyoruz.אך, בעולם הניוטוני שלנו, אנו מטפלים בהם כבכוחות שונים.
Ancak klasik bir krediden kastım, krediyi bana açan kurumun bu krediyi elinde tutmaya devam etmesi. .通常のローンではないからです。 しかし、このプレゼンテーションの為に、 それは、どの様に住宅担保証券と異なるか、
Ancak, klasik örneğimiz arz şoku.Ale klasickou ukázkou je nabídkový šok, zapříčiněný například ropným embargem.
Ancak, klasik örneğimiz arz şoku.الا أن السبب الكثر تكراراً هو حدوث خلل في "العرض"
Ancak, klasik örneğimiz arz şoku.すべての突然の石油か何かの理由で大幅にダウンします。
Aslında klasik bir konut kredisinde, hem anapara hem de faiz için ödeme yaparsınız.いくつかの部分の金利と元金になります。 元金は実際、あなたがローンを払っているときになります。
Bakın, klasik modellerden biri bu.Đây là 1 biểu tượng của nó.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Det här är ju ett sätt att se det på.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Ich meine, dies ist eine Vision davon.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Ik bedoel, dit is één kijk erop.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Ini baru satu cara pandang.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Je veux dire, c'est une vision.
Bakın, klasik modellerden biri bu.이것은 그 중 하나의 관점입니다.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Questo è un modo per farlo.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Quiero decir, esta es una manera de verlo.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Toto je jadna zažitá představa.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Toto je jeden pohľad na vec.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Úgy értem, hogy ez csupán egy lehetőség, ahogyan látjuk.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Vreau să spun că acesta e un punct de vedere.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Znaczy, to jest jeden sposób widzenia tego.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Εννοώ, αυτή είναι μια από τις προοπτικές της.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Искам да кажа, това е една визия за него.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Я имею ввиду, что есть такой образ.
Bakın, klasik modellerden biri bu.Я маю на увазі, що існує такий образ.
Bakın, klasik modellerden biri bu.כלומר, זהו מבט אחד מסויים על הנושא.
Bakın, klasik modellerden biri bu.أعني، هذه إحدى وجهات النّظر لذلك.
Bakın, klasik modellerden biri bu.こちらはケンブリッジ時代のニュートンとリンゴです
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.Bizonyos értelemben, ez a klasszikus helyzet: "elemet a csomagolás nem tartalmaz".
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.Dans un sens, on peut l'assimiler à la formule classique "piles non incluses".
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.De certa maneira, podemos pensar nisto como o clássico "pilhas não incluídas".
Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani.De cierto modo, si quieres pensarlo así, es el clásico: "Baterías no incluidas"