kitap ile cümle
kitap kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben kitap okurken telefon çaldı.When I was reading a book, the telephone rang.
Hiç Japonya hakkında yazılmış bir kitap okudun mu?Have you ever read a book written about Japan?
Şu anda onun okuduğu gibi güzel bir kitap okumalısın.You should read such a good book as he is reading now.
O aradığında bir süredir kitap okuyordum.I had been reading a book for some time when he called.
O içeri geldiğinde, bir saattir kitap okuyordum.I had been reading for an hour when he came in.
O içeri geldiğinde, ben yaklaşık bir saattir bir kitap okuyordum.I had been reading a book for about an hour when he came in.
O, içeri girdiğinde, ben bir kitap okuyordum.I had been reading a book when he came in.
O içeri geldiğinde, o iki saat boyunca kitap okuyordu.He had been reading for two hours when she came in.
Ondaki kitaplardan bazıları İngilizce romanlar.Some of the books that he has are English novels.
Çalışmasında yüzlerce kitap var.There are hundreds of books in his study.
Çalışmasında 1000'den az kitap yoktur.He has not less than 1,000 books in his study.
Çalışma odasında bir sürü kitap var.There are plenty of books in his study.
Benim onun kitaplığına erişimim var.I have access to his library.
Onun odasında bir sürü kitap var.There are a lot of books in his room.
Onun kitaplarından bazılarını okumak zor.Some of his books are difficult to read.
Kitapları neredeyse işe yaramaz.His books are almost useless.
Onun kitapları gençler tarafından sevilir.His books are liked by young people.
Onun kitaplarını okuduktan sonra bir ev inşa edebileceğimi hissediyorum.After reading his books I feel I can construct a house.
Deyim yerindeyse, o bir kitap kurdudur.He is, so to speak, a bookworm.
O iki aydır yeni bir kitap üzerinde çalışıyor.He has been working on a new book for two months.
O kadar yıl içinde üç kitap yazdı.He wrote three books in as many years.
Senin kullandığın aynı kitapları kullanıyor.He uses the same books as you use.
O, çok sayıda kitap okumaz.He doesn't read many books.
Onun her çeşit kitapları var.He has all kinds of books.
Bir kitapçıdan bir tane İngilizce kitabı aldı.He bought an English book at a bookstore.
O, kitap kurdu denilen şeydir.He is what is called a bookworm.
O, madeni paraların tarihi hakkında kitap yayınladı.He published the book about the history of coins.
O, bu kitap için 1,000 yen ödedi.He paid 1,000 yen for this book.
Sık sık gece geç saatlere kadar kitap okur.He often reads far into the night.
O, ormandaki maceraları hakkında bir kitap yazdı.He wrote a book about his adventures in the jungle.
O, o zaman bir kitap okuyordu.He was reading a book at that time.
O, kitapta birkaç uyarı yaptı.He made a few remarks on the book.
Onun kitapla ilgili en küçük bir fikri yoktu.He didn't have the least idea of the book.
O kitap yazdığı için hapse konuldu.He was put in jail for writing the book.
O, bir kitapçıya uğradı.He dropped in at a bookstore.
Kitap okuyarak saatlerce otururdu.He used to sit reading for hours.
Kolunun altında kitaplarını tutuyor.He is holding his books under his arm.
İngilizce yazılmış bir kitap okudu.He read a book written in English.
Onun düzinelerce İngilizce kitapları var.He has dozens of English books.
Yurtdışı deneyimleriyle ilgili birçok kitap yazdı.He has written lots of books about his experience abroad.
O, yurt dışındaki deneyimi hakkında çok sayıda kitaplar yazdı.He has written lots of books about his experience abroad.
O her dışarı gidişinde kitapçıya uğrar.Every time he goes out, he drops in at the bookstore.
Şimdiye kadar beş kitap yazdı.He has written five books so far.
O şimdi bir kitap yazıyor.He's writing a book now.
O bir kitap okuyor.He is reading a book.
O bir kitap okuyor. Onu yalnız bırakalım.He is reading a book. Let's leave him alone.
O bir kitap okuyarak oturdu.He sat reading a book.
O kitaplar yazar.He writes books.
Bir çocuk olmasına rağmen felsefe kitapları okumak ilgisini çekerdi.Though only a child, he was interested in reading books on philosophy.
Şehir merkezinde onun bir kitapçı dükkânı var.He has a bookstore in the center of the city.
Ona benim tarafımdan bir kitap verildi.He was given a book by me.
O bize güzel kitaplar satın aldı.He bought us nice books.
Okumak için bana üç kitap tahsis etti.He assigned me three books to read.
Bana kitap okuyacak zamanı olmadığını söyledi.He told me that he had no time to read books.
O bana iki kitap ödünç verdi.He lent me two books.
Kitaplarını beş kategoriye ayırdı.He grouped his books into five categories.
O, kitaplarını bir araya topladı.He gathered his books together.
O bazen kitapları kütüphaneye geri götürmeyi unutur.He sometimes forgets to take books back to the library.
O, rastgele kitaplar okur.He reads books at random.
Onun elinde bir kitap vardı.He had a book in his hand.