Anneler ilk doğumla... ...kirlilik pompalarlar... ...ve bu yüzden çoğu ölür.Самки рожают первого детеныша, в котором содержится много загрязнителей, поэтому большинство из них умирает.
Anneler ilk doğumla... ...kirlilik pompalarlar... ...ve bu yüzden çoğu ölür.Тези майки напомпват първото си потомство с огромни дози от този замърсител. И повечето от тях умират.
Anneler ilk doğumla... ...kirlilik pompalarlar... ...ve bu yüzden çoğu ölür.האמהות האלה דוחפות לבכוריהן את מלוא כמות המזהם הזה. ורובם מתים.
Anneler ilk doğumla... ...kirlilik pompalarlar... ...ve bu yüzden çoğu ölür.تلد الأم أول صغارها و هو مليئ بالملوث فمعظمهم يموتون.
Anneler ilk doğumla... ...kirlilik pompalarlar... ...ve bu yüzden çoğu ölür.大量の汚染物質を流し込み 多くを殺してしまいます 母親は次の子を産めますが
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Det finns inget behov av att använda de förorenande kolvätena längre.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Er hoeven geen vervuilende koolwaterstoffen meer gebruikt te worden.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Man muss keine umweltverschmutzenden Kohlenwasserstoffe mehr verwenden.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Nie ma dłużej potrzeby stosowania zanieczyszczających powietrze węglowodorów.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Nobene potrebe po onesnaževanju z ogljikovodiki ne bo več.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Non vi è più bisogno di utilizzare idrocarburi inquinanti.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Nous n'avons plus besoin d'utiliser les hydrocarbures polluants.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Nu mai este nevoie de utilizarea hidrocarburilor poluante.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Saastuttaville hiilivedyille ei ole enää tarvetta.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Szükségtelen a szennyező szénhidrogéneket használnunk.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Už dál není potřeba používat znečišťující uhlovodík.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Δε θα χρειάζεται να χρησιμοποιούμε πια ρυπογόνους υδρογονάνθρακες.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Больше нет необходимости использовать загрязняющие атмосферу углеводороды.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.Не е нужно повече да използваме замърсяващи въглеводороди.
Artık kirlilik yaratan hidrokarbonlar kullanmaya gerek yok.ليست هناك حاجة لاستخدام المواد الهيدروكربونية الملوثة.
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.A hal farmok szennyeznek, legalábbis a legtöbb, és nem hatékonyak, pl. a tonhal esetében.
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.Fermele de peşte poluează, cel puţin majoritatea lor o fac, şi au productivitate redusă, vezi tonul.
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.Fiskodlingar förorenar, de flesta i alla fall, och de är ineffektiva, ta tonfisk.
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.양어장은 대부분 수질을 오염시킵니다. 또 비효율적이죠. 참치를 예로 들면
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.Rybí farmy znečišťují životní prostředí, tak jako ostatně většina farem, a jsou neefektivní, třeba u tuňáka.
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.Viskwekerijen vervuilen, de meeste van hen althans, ze zijn inefficiënt, neem tonijn.
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.Większość hodowli ryb jest źródłem zanieczyszczeń. Są niewydajne, jak np. tuńczyk.
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.Рибените ферми замърсяват, повечето от тях, и са неефективни, като тези за риба тон.
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.חוות דגים מזהמות, מרביתן בכל אופן, והן בלתי יעילות, אם ניקח לדוגמה את הטונה,
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.فمزارع الأسماك تلوث المحيط .. معظمها يقم بذلك على الأقل وهي غير فعالة .. لنأخذ التونا على سبيل المثال
Balık çiftlikleri kirlilik yaratıyor, en azından çoğu yaratıyor ve verimsizler, ton balığı örneğini alın.非効率的だ マグロを見ろ 最大の悪玉だ
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Ich bin bildende Künstlerin, und ich bin auch einer der Mitbegründer von Plastic Pollution Coalition.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Ik ben beeldend kunstenares en een van de mede-oprichters van de Plastic Pollution Coalition.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Jestem artystką plastykiem i współzałożycielem Koalicji Przeciwko Zanieczyszczeniu Plastikiem
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Jsem vizuální umělkyně a jsem také jednou ze zakladatelů Plastic Pollution Coalition.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Képzőművész vagyok, és a Műanyagszennyezés Egyesülés egyik alapító tagja.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.저는 비주얼 아티스트입니다 저는 또한 '플라스틱오염연합'의 공동 창립자입니다
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Saya seorang artis visual, dan juga salah satu pendiri dari "Koalisi Polusi Plastik."
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Som výtvarnou umelkyňou, a tiež som jedným zo spoluzakladateľov spoločnosti Plastic Pollution Coalition.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Sono un'artista visuale, e sono anche co-fondatrice della Plastic Pollution Coalition.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Sou uma artista visual, e sou igualmente uma das cofundadoras da Coligação da Poluição dos Plásticos.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Soy una artista visual, y co-fundadora de Plastic Pollution Coalition (Coalición de la Contaminación Plástica)
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Sunt un artist vizual, şi sunt şi unul din co-fondatorii Coaliţiei Poluării cu Plastic.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Аз съм художничка, и съм също съоснователка на Коалицията за пластмасово замърсяване.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Я художник и одна из основателей Коалиции по Борьбе с Пластиковым Загрязнением.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.Я художниця, а також одна з засновників Коаліції пластикового забруднення.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.אני אמנית חזותית, ואני גם אחת מהמייסדות- שותפות של קואליציית זיהום הפלסטיק.
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.انا فنانة تصويرية وانا ايضاً من مؤسسي تحالف التلوث بالمواد البلاستيكية
Ben görsel sanatlarla ilgileniyorum ve ayrıca Plastik Kirlilik Koalisyonunun kurucularındanım.プラスチック汚染連合の創立者の1人です 私は20年間ビニール袋を
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.1 là những loài đã được giới thiệu ở trước và loài còn lại từ những chất dinh dưỡng.
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.Bei der einen handelt es sich um die Einführung von Spezies und die andere hängt mit Nährstoffen zusammen.
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.De ene is geïntroduceerde soorten, en de andere komt van meststoffen.
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.Il primo riguarda le specie invasive, il secondo, gli effetti delle sostanze nutrienti.
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.Jedno z nich to gatunki inwazyjne, a drugie jest pochodną składników odżywczych.
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.하나는 도입종이고 다른 하나는 부영양이 일으키는 문제입니다
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.L'une, ce sont les espèces introduites, et l'autre est ce qui vient des nutriments.
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.Pertama adalah spesies yang dimasukkan dan yang lainnya adalah apa yang diakibatkan oleh nutrisi.
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.Toinen johtuu vieraslajeista ja toinen ravinteiden vaikutuksista.
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.Una este cea a speciilor nou introduse și cealaltă este cea care provine de la nutrimenți.
Birincisi yeni türlerin eko sisteme sokulmasından ikincisi ise gıdalardan kaynaklanan biyolojik kirlilik.Un tipo son las especies introducidas, y el otro es lo que viene de los nutrientes.