Bardağım kirlidir.My glass is dirty.
Banyodaki havlular kirli.The towels in the bathroom are dirty.
Mary, Tom'un kirli giysilerini yere bırakmasına tahammül edemiyor.Mary can't abide Tom leaving his dirty clothes on the floor.
Tom kirli giysilerini yere bıraktığında Mary üzülür.Mary gets upset when Tom leaves his dirty clothes on the floor.
Tom kirli giysilerini yere bıraktığında Mary bundan hoşlanmaz.Mary doesn't like it when Tom leaves his dirty clothes on the floor.
O kesinlikle kirli.It sure is dirty.
Tom'un kirli işler yapmasına izin ver.Let Tom do the dirty work.
Ekonomik büyüme çevre kirliliği pahasına sürdürülmemelidir.Economic growth must not be pursued at the expense of environmental pollution.
Karbon kirliliği, iklim değişikliğinin en büyük itici güçtür.Carbon pollution is the biggest driver of climate change.
Onun ayakları kirli.His feet are dirty.
Kentsel alanlardaki gaz salınımı ciddi kirliliğe neden oluyor.Gas emissions cause serious pollution in urban areas.
Bu beni kirli hissettiriyor.It makes me feel dirty.
Her şey kirliydi.Everything was dirty.
Her şey kirli görünüyor.Everything looks dirty.
Kirli ellerinizle buna dokunmayın.Don't touch this with your dirty hands.
Kirli iş yapmama izin ver.Let me do the dirty work.
Tom'un kirli bir zihni vardır.Tom has a dirty mind.
Dan, Linda'nın bahçesinde bir yığın kirli elbise buldu.Dan discovered a pile of dirty clothes in Linda's backyard.
Tom kirli ayakkabılarına baktı.Tom looked down at his dirty shoes.
Bisikletini her zaman kirli bırakıyorsun.You always leave your bike filthy.
Bisikletlerini her zaman kirli bırakıyorsun.You always leave your bikes filthy.
Kirliliğin bölgenin ekosistemine yıkıcı sonuçları oluyor.Pollution is bringing devastating consequences for the regional ecosystem.
Kirlilik, bölge ekosistemine yıkıcı sonuçlar doğuruyor.Pollution is bringing devastating consequences for the regional ecosystem.
Tom'un kirli elleri var.Tom has dirty hands.
Kirli bir çevrede olmayı seviyorlar.They love to be in a dirty environment.
Onların her ikisi de kirliydi.They were both dirty.
Bizim havamız kirlidir.Our air is polluted.
Kirlilik kontrol edilebilir.Pollution can be controlled.
O, hızla kirliliği temizledi.She quickly cleaned up the mess.
Tom'un kirli giysileri yerde.Tom's dirty clothes are on the floor.
Arabaların artışıyla hava kirliliği kötüleşti.With the increase of cars, the air pollution has gotten worse.
Ben kirli sarışınım.I am dirty-blond.
Kirli ve mahcup hissettim.I felt dirty and ashamed.
Ben her zaman bisikletimi kirli bırakırım.I always leave my bicycle filthy.
Benim sütyenim kirli.My bra is dirty.
Tokyo'daki hava kirliliği New York'takinden daha kötüdür.The air pollution is worse in Tokyo than in New York.
Şimdi banyo yapacağım çünkü kirliyim.I will shower now, because I am dirty.
Hangi battaniye kirli?Which blanket is dirty?
Gazze Şeridi'nin sakinleri kirli su içer.The residents of the Gaza Strip drink polluted water.
Su gerçekten kirli.The water is really dirty.
Onun elleri kirli.Her hands are dirty.
Ellerim kirli.My hands are dirty.
Benim arabam kirli.My car's dirty.
Kirli işleri yapmak gerekiyordu.I had to do the dirty work.
Bu giysi kirli ve yıkanmalıdır.This clothing is dirty and needs to be washed.
Bu elbise kirli ve yıkanması gerekiyor.This clothing is dirty and needs to be washed.
Kirli su havuzdan boşaltıldı ve temiz su ile değiştirildi.The dirty water from the pool was drained, and replaced with clean water.
Ellerin kirli.Your hands are filthy.
Giysilerin kirli.Your clothes are filthy.
Bir camiye kirli çoraplarla girmek doğru mudur?Is it proper to enter a mosque wearing dirty socks?
Bütün ışık kirliliği nedeniyle yıldızları asla göremeyiz.I can never see the stars because of all the light pollution.
Lavaboda kirli bulaşıklar var.There are dirty dishes in the sink.
Tom bazı kirli bulaşıkları lavaboya bıraktı.Tom left some dirty dishes in the sink.
Tom'un oda arkadaşı kirli bulaşıkları sık sık lavaboya bırakır.Tom's roommate often leaves dirty dishes in the sink.
Tom eve kirli geldi.Tom came home filthy.
Kuzey Amerikalıların yaklaşık % 80'i ışık kirliliği nedeniyle artık Samanyolunu göremiyor.About 80% of North Americans can no longer see the Milky Way because of light pollution.
Kirli bir takasa karıştım.I've been involved in a filthy trade.
Tom'un giysileri kirli.Tom's clothes are dirty.
Kirli çorap kokusu beni kusturuyor.The smell of dirty socks makes me want to throw up.
Bu odanın tuvaleti kirli.This room's toilet is dirty.