Daha kibarca konuşmalıydın.You should have talked more politely.
Kız atına kibarca davrandı.The girl treated her horse kindly.
Ann kibarca söylüyor.Ann sings elegantly.
Küçük kız beni başıyla kibarca selamladı.The little girl made a polite bow to me.
Beni doğum günü partisine davet etmesi çok kibarcaydı.He was very kind to invite me to his birthday party.
Öğretmenini kibarca selamladı.He made a polite bow to his teacher.
Şapkasını çıkardı ve kibarca selamladı.He took off his hat and made a polite bow.
O kibarca bana selam verdi.She bowed to me politely.
Kibarca bana şehri gezdirdi.She kindly showed me around the city.
O her zaman herkese karşı kibarca hareket eder.She always acts politely toward everybody.
Ben kibarca selamladım.I bowed politely.
Sita kibarca gülümsedi.Sita smiled pleasantly.
Tom başıyla kibarca selamladı.Tom bowed politely.
Dün senin oğlununla karşılaştım ve o beni kibarca selamladı.I met your son yesterday and he greeted me politely.
Onu kibarca düzelttim.I politely corrected him.
O kibarca beni düzeltti.She politely corrected me.
Kibarca beni düzeltti.He politely corrected me.
Tom kibarca başını salladı.Tom nodded politely.
Kibarca isteyeceğiz.We'll ask politely.
Onlar kibarca öpüştü.They kissed tenderly.
Tom Mary'yi kibarca öptü.Tom kissed Mary tenderly.
O beni kibarca karşıladı.She greeted me politely.
Tom beni kibarca selamladı.Tom greeted me politely.
Tom kızını alnından kibarca öptü.Tom gently kissed his daughter on the forehead.
Tom ve Mary birbirlerini kibarca selamladılar.Tom and Mary nodded to each other politely.
Tom Mary'yi kibarca dudaklarından öptü.Tom kissed Mary tenderly on the lips.
Tom kibarca güldü.Tom laughed politely.
Tom'a kibarca haddini bildirdim.I politely corrected Tom.
Tom soruyu kibarca yanıtladı.Tom kindly answered the question.
Tom kibarca gülümsedi.Tom smiled politely.
Tom şapkasını çıkardı ve kibarca selamladı.Tom took off his hat and bowed politely.
Ona kibarca sorarsak Tom bize yardım edebilir.Tom might help us if we ask him politely.
Ona kibarca sorarsan Tom sana yardım edebilir.Tom might help you if you ask him politely.
Tom, Mary'nin davetini kibarca reddetti.Tom politely declined Mary's invitation.
Tom kibarca Mary'ye teşekkür etti.Tom politely thanked Mary.
O kibarca daveti reddetti.She politely declined the invitation.
Ona kibarca teşekkür etti ve aceleyle uzaklaştı.He thanked her very politely, and hurried off.
Tom kibarca Mary'ye reverans yaptı.Tom bowed to Mary politely.
Dün oğlunuza rastladım ve o bana kibarca selam verdi.I met your son yesterday and he politely greeted me.
Tom Mary'nin kolunu kibarca sıktı.Tom squeezed Mary's arm gently.
Tom öneriyi kibarca reddetti.Tom politely rejected the proposal.
Tom şapkasını kibarca kaldırdı.Tom lifted his hat politely.
Tom kibarca geri çevirmek zorunda kaldı.Tom had to politely decline.
Gerçek kibarca anlatılabilir.The truth can be told gently.
Tom'un davetini kibarca reddettim.I politely declined Tom's invitation.
Lütfen şimdi bana kibarca davran.Please treat me nicely now.
Ben sana hep kibarca davrandım.I've always treated you with kindness.
Eğer ondan kibarca istersen Tom onu yapar.Tom will do that if you ask him politely.
Ona kibarca rica edersen Tom onu senin için yapar.Tom will do that for you if you ask him politely.
Tom cevabını daha kibarca ifade edebilirdi.Tom could've phrased his answer more politely.
Kibarca Tom'dan sessiz olmasını istedim.I politely asked Tom to be quiet.
Boone kibarca teklifi reddetti çünkü eşiyle yeni bir hayata başlamak istiyordu.Boone politely refuses because he wants to start a family with his wife.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Before speaking, each guest politely waits for the current speaker to finish.
Hala seninle kibarca konuşuyorken çık dışarı.<br />Çabuk, çık dışarı!Come out when I speak nicely. ! Come out quickly!
Lütfen kibarca yanıtlayın.Please answer politely.
'Sizden özür dilerim!' Çok kibarca Fare kaşlarını çatarak dedi, ama: 'mi konuşuyorum?'I beg your pardon!' said the Mouse, frowning, but very politely: 'Did you speak?'
'Ben çok anlamıyorum' diye kibarca olarak elinden dedi.'I don't quite understand you,' she said, as politely as she could.
Mercutio Thou hast en kibarca onu vurmak.MERCUTlO Thou hast most kindly hit it.
Max, bu fotoğrafı kibarca bana bağışladı.Max has kindly donated his photograph to me.
O da bana baktı ve elimi kibarca tutarak,And he looked at me, held my hand in a very gentle fashion and says