ki ile cümle

ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sarı yağmurluklu kız kim?Who's the girl in a yellow raincoat?
Prens oduncunun kızına aşık oldu.The prince fell in love with a woodcutter's daughter.
Kıraliyet Sarayı bir tepenin üstüne yapıldı.The royal palace was built on a hill.
Arka dişim kırıldı.My back tooth has chipped.
Eşiniz size çok kızgın.Your wife is mad at you.
Bir yeğen birinin erkek kardeşinin veya kız kardeşinin oğludur.A nephew is a son of one's brother or sister.
Çevre kirliliğinin bir sonucu olarak gölde hiç bir yaşam formu mevcut değil.As a result of pollution, the lake is without any form of life.
Kirlilik dünyamıza zarar veriyor.Pollution is damaging our earth.
Lütfen kirli zemini temizle.Please clean the dirty floor.
Ellerin kirliyken asla gözlerini ovma.Never rub the eyes when the hands are dirty.
Temiz tuttuğun sürece bu kitabı alabilirsin.You may take this book as long as you keep it clean.
Kitaplarımı kirli ellerinle tutma.Don't handle my books with dirty hands.
Sen kirli odanı temizlemelisin.You should clean your dirty room.
Bahçeye gelen kirli bir köpek gördüm.I saw a dirty dog coming into the garden.
Kirli çamaşırlarını ortaya dökme.Don't wash your dirty linen in public.
Kırk dereden su getirme.Don't beat about the bush.
Lafı dolandırma; bana kimin suçlanacağını söyle.Don't beat around the bush; tell me who is to blame.
Alevi kıs.Turn the flame down low.
Başka hiç kimse yardım etmeyi önermedi.Nobody else offered to help.
Maruyama nehri Kinosaki'nin içinden akar.The Maruyama river flows through Kinosaki.
İstasyonun karşısındaki kitabevi çok büyük.The bookstore across from the station is very large.
İstasyon 3 kilometreden daha fazladır.It is more than 3 kilometers to the station.
İstasyonda kimi gördün?Who did you see at the station?
İstasyondan okula en az beş kilometre idi.It was a good five kilometers from the station to the school.
Kim şarap, kadın ve şarkı sevmez; bütün hayatı boyunca aptal kalır.Who loves not women, wine and song remains a fool his whole life long.
Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
Britanya kanalla kıtadan ayrılmaktadır.Britain is separated from the Continent by the Channel.
1971 de Britanya Kırallığı parasını ondalık sisteme çevirdi.In 1971 the United Kingdom changed its currency to the decimal system.
İngilizce birçok kişi tarafından kullanılmaktadır.English is used by many people.
İngilizcede hiç kimse ona aşık atamaz.No one can match him in English.
İngilizce yazıldığı için bu kitabı okumam kolay.Written in English, this book is easy for me to read.
İngilizce yazılmış kitaplar okumalısın.You should read books written in English.
İngilizce yazılmış bir kitabınız var mı?Do you have a book written in English?
Film öyle acıklı idi ki herkes ağladı.The movie was so sad that everybody cried.
Gösteri o kadar sıkıcıydı ki Ann ve ben uykuya daldık.The show was so boring that Ann and I fell asleep.
Bir filmin herhangi bir kitaptan daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum.I think a movie is more entertaining than any book.
Sinemaya gidersen, kız kardeşini birlikte götür.If you go to the movies, take your sister with you.
Film öylesine sıkıcıydı ki seyirciler tek tek ayrılmıştı.The movie was so dull that the audience left one by one.
Unzen dağı öylesine güzel bir yer ki birçok insan orayı ziyaret eder.Mt. Unzen is such a nice place that many people visit there.
Ne mutlu ki, faturayı ödemek için yeterli parası vardı.Luckily he had enough money to pay the bill.
Sürücü direksiyonu sağa kırdı.The driver turned the wheel to the right.
Şoförler kaza için kimin suçlanacağını tartışmaya başladı.The drivers began arguing about who was to blame for the accident.
Direksiyon başındaki kişiyle konuşmayacaksın.You are not to speak to the man at the wheel.
Ne yazık ki telefon bozuk.Unfortunately the telephone was out of order.
Neyse ki, seni konuşturdum.Fortunately, I've got you to talk to.
Söylenti kısa sürede yayıldı.The rumor soon went about.
Korkarım ki yağmur yağacak.I'm afraid it's going to rain.
Yağmur yağdığı için çok az sayıda kişi deniz kenarındaydı.Few were at the seaside because it was raining.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki içerde oynadık.It was raining hard, so we played indoors.
O kadar şiddetli yağmur yağıyordu ki gidişimizi ertelemek zorunda kaldık.It was raining so hard that we had to put off our departure.
Sanırım sağ kolum kırık.I think my right arm is broken.
Hiç kimse arkasından kötü konuşulmasını sevmez.Nobody likes being spoken ill of behind his back.
Ben emekli olduğumda hayatımın geri kalanını kırsalda geçirmek istiyorum.When I retire, I'd like to spend the rest of my life in the country.
Benim çekmecenin kilidi kurcalanmış ve benim evraklardan bazıları eksik.The lock on my drawer had been tampered with and some of my papers were missing.
Çekmeceyi kilitlemeyi unuttum.I forgot to lock the drawer.
O (kız) beni ilk görüşte etkiledi.She attracted me at first sight.
Biri uzun ve diğeri kısa.One is tall and the other is short.
Biri kırmızı ve diğeri beyaz.One is red and the other is white.
Bir kitap ince, diğeri ise kalın. Kalın olanının yaklaşık 200 sayfası var.One book is thin. The other is thick. The thick one has about 200 pages.
Kısmen sizinle aynı fikirdeyim.I partly agree with you.

İlgili Sayfalar