ki ile cümle
ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Nükleer bir savaştan sonra kimler hayatta kalabilir?Who can survive after a nuclear war?
Sokakta hiç kimse görülmedi.No one was to be seen in the street.
Şehirde yaşamak kırsalda yaşamaktan oldukça farklıdır.Living in the town is quite different from living in the country.
Genel olarak konuşulursa kızlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking girls are better linguists than boys.
Genel olarak söylemek gerekirse, oğlanlar kızlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, boys can run faster than girls.
Size zarar verecek böyle kitaplar okumamalısınız.You must not read such books as will do you harm.
Gitmeden önce kapının kilitli olduğundan emin ol.See to it that the door is locked before you leave.
Dışarı çıkmadan önce kapıyı kilitlemeden bırakmak onun dikkatsizliğiydi.It was careless of her to leave the door unlocked when she went out.
Yurtdışına çıkınca kızını yanında götürdü.He took his daughter with him whenever he went abroad.
Yüksek sesle konuş ki herkes seni duyabilsin.Speak clearly so that everyone may hear you.
Kültablanı kırdım.I broke your ashtray.
Sahilde az sayıda kişi vardı.There were few people on the beach.
Ben, kıyıdan yaklaşık bir mil ötede bir balıkçı teknesi gördüm.I saw a fishing boat about a mile off the shore.
Denizdeki varlıkların çoğu kirlilikten etkilendi.Most creatures in the sea are affected by pollution.
Lütfen kırık olanı acilen değiştirir misin?Would you please replace the broken one promptly?
Kırık fincanları yenileri ile değiştirdim.I replaced the broken cups with new ones.
Kırık cam tahta kaplandı.The broken window was boarded up.
Kırık kapıya geçici bir onarım yaptım.I made a temporary repair to the broken door.
Çözümün zaman alacağı konusundaki açıklaması kimseyi tatmin etmedi.His explanation that a solution would take time didn't satisfy anyone.
Ofisi son terk eden kişi ışığı söndürmeli.Whoever leaves the office last should turn off the light.
Firmanın gezileri için bir otobüs kiraladılar.They chartered a bus for the firm's outing.
O buluşmanın olabildiğince kısa sürede düzenlenmesinde ısrar ediyoruz.We insist that a meeting be held as soon as possible.
En kısa sürede bir toplantı düzenlenmesini ısrar ediyoruz.We insist that a meeting be held as soon as possible.
Toplantıda on iki kişi mevcut.Twelve are present at the meeting.
En azından 100 kişi toplantıya katıldı.No less than 100 people attended the meeting.
Toplantıya katılanlar, 100 kişiden aşağı değildi.No less than 100 people attended the meeting.
Sadece birkaç kişi toplantıya zamanında geldi.Only a few people showed up on time for the meeting.
Toplantıda kaç kişi vardı?How many people were present at the meeting?
İstediğin herhangi bir kimseyi getirebilirsin.You may bring anyone you want.
Sanat kitapları ve kataloglar satın almak için nereye gidebilirim?Where can I go to buy art books and catalogues?
Akşam yemeğinden sonra kısa bir toplantı için toplandık.We got together for short meeting after dinner.
Biz onu küçük kız kardeşinden ayırt edemeyiz.We cannot distinguish her from her younger sister.
Bana öyle geliyor ki biz onu yanlış anlıyoruz.It appears to me that we misunderstand him.
Biz onu iyi bir kıdemli olarak görünüyoruz.We look up to him as a good senior.
Tatilimizi kırsal Fransa'yı keşfederek geçirdik.We spent our holiday exploring rural France.
Kitapları büyüklüklerine göre düzenledik.We arranged the books according to size.
Bizden yedi kişi var.There are seven of us.
Biz mali olarak sıkıntılıydık, uzun lafın kısası, biz iflastaydık.We were financially troubled, in short, we were bankrupt.
Ön kapıyı kilitli bulduk.We found the front door locked.
Planımızı gerçekleştiremediğimiz için hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed because we could not carry out our plan.
Kıt kanaat geçiniyoruz.We are trying to keep the wolf from the door.
Kıl payı ölümden kurtulduk.We escaped death by a hair's breadth.
Soğuk kış için neredeyse hazırız.We are all but ready for the cold winter.
Çevreyi kirlilikten kurtarmalıyız.We must rescue the environment from pollution.
Parmağımızı bile kıpırdatmadan kazandık çünkü diğer rakipler zayıftı.We won hands down, because the other players were weak.
Birlikte bütün kitapları topladık ve onları boş bir odaya koyduk.We gathered all the books together and put them in the spare room.
Teröre bulaşan hiç kimseye müsamaha göstermeyeceğiz.We will not tolerate anyone who engages in terrorism.
Başarımız kısmen iyi şans nedeniyleydi.Our success was due in part to good luck.
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Firmamız kıyasıya rekabete karşı hayatta kalmakta başarısız oldu.Our company failed to survive against cutthroat competition.
Ekibimiz kırmızı gömlekler giyiyordu.Our team were wearing red shirts.
Hayal kırıklığına uğradık, takımımız maçı kaybetti.To our disappointment, our team lost the game.
Çocuklarını döven ebeveynler gerçekten beni çok kızdırıyor.Parents who beat their children really make my blood boil.
Kıyılarımızın kirliliği çok ciddi.The pollution of our coasts is very serious.
Ordumuz kırallığa baskın yaptı.Our army took the kingdom by surprise.
Kişisel eşyalarımı otobüste bırakabilir miyim?May I leave my belongings on the bus?
Vazoyu kırdığım için senden özür dilemeliyim.I must apologize to you for breaking the vase.
Çiçekler koparıldığında kısa sürede soldu.Flowers soon fade when they have been cut.
Yangın durumunda bu camı kır.Break this glass in case of fire.
Yangın durumunda, camı kırın ve kırmızı düğmeye basın.In case of fire, break the glass and push the red button.