ki ile cümle
ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sen uzaktayken kedine kim bakacak?Who will look after your cat while you are away?
Kızacağınız bir şey yok.There is nothing for you to be angry about.
Kızgın olmanın gerekmesi doğaldır.It is natural that you should get angry.
Senin aramaman beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed that you didn't call.
Hayatında en çok kime saygı duyuyorsun?Whom do you respect most in your life?
Lütfen dışarı çıkarsan, kapıyı kilitlemeyi unutmamak için dikkatli ol.Please be careful not to forget to lock the door when you go out.
Sen küçük bir kızken sık sık Betty'nin evine çaya gittiğini hatırlıyorum.I remember you often went to Betty's house to tea when you were a little girl.
Gözde TV yıldızın kim?Who is your favourite TV star?
Varsayalım ki on bin doların olsa ne yaparsın?What would you do if you had, say, ten thousand dollars?
Seni çok kıskanıyorum.I envy you so much.
Kısa sürede bizi ziyaret etmeye geleceğini umuyorum.I do hope you will come and visit us soon.
Gelemediğini duyduğumda hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed when I heard that you couldn't come.
Bana kırsalda yaşamak istemenin nedenini söyle.Tell me the reason why you want to live in the countryside.
Bu civarda gerçekten başka bir kişi daha kullanabiliriz.We could really use another person around here.
Etrafta kimseyi görmedim.I saw nobody around.
Saatini kırdığımda Adam bana çok öfkelendi.Adam was furious with me when I broke his watch.
Orada yürüyen kız, benim kızım.The girl walking over there is my daughter.
Orada duran kadın kimdir?Who is the woman standing there?
Orada duran uzun boylu güzel kıza bak.Look at the tall pretty girl standing there.
Orada bir bisiklet kiralayalım.Let's rent a bike there.
Orada şarkı söyleyen kız benim kız kardeşimdir.The girl singing over there is my sister.
Ne yazık ki hat meşgulI'm afraid the line is busy.
Korkarım ki hat meşgul.I'm afraid the line is busy.
Ne yazık ki, o gelmedi.To my great disappointment, she didn't come.
Ne yazık ki o gelmeyi reddetti.Unfortunately he refused to come.
Ne yazık ki, mağaza kapalıydı.Unfortunately, the store was closed.
Ne yazık ki, etrafta kimse yoktu.Unfortunately, there was no one around.
Ne yazık ki yanımda hiç param yok.Unfortunately I have no money with me.
Ne yazık ki dün yağmur yağdı.Unfortunately, it rained yesterday.
Ne yazık ki yağmur yağdı.Unfortunately, it rained.
Ne yazık ki, filmi göremedim.Unfortunately, I missed seeing the movie.
O içtiğinde farklı bir kişi oluyor, bu yüzden onunla içki içmeyi sevmiyorum.He's a different person when he's drunk, so I don't like to drink with him.
O kızlar etrafında olduğunda büyük bir fiyakacıdır.He's a big show-off when girls are around.
Küçük kız kardeşi çok tatlı, değil mi?His little sister is very cute, isn't she?
O, on parmağında on marifet olan bir kimsedir.He is a jack-of-all-trades.
O hâlâ her zaman ki kadar soğuk.It is still as cold as ever.
Evet. O çok utangaç bir kızdı.Yes. She used to be a very shy girl.
BM Birleşmiş Milletlerin kısaltmasıdır.UN stands for the United Nations.
Ulusal Futbol Liginde en iyi koçun kim olduğunu düşünüyorsun?Who do you think is the best coach in the NFL?
"Doktor" kelimesinin kısaltması "Dr." dir."Doc" is an abbreviation of "doctor".
Az sayıda kişi doksan yaşına kadar yaşar.Few people live to be ninety years old.
Altı kişi için kalacak yere ihtiyacımız var.We need accommodation for six.
Saat altıda dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a table for four at six.
En az elli bin kişi orayı ziyaret etti.No fewer than fifty thousand people visited there.
Beş kişiden birinin bir araba sahibi olması uzun sürmeyecektir.It will not be long before one out of five people owns a car.
500.000 yenlik bir kişisel vergi muafiyetin var.You have a personal tax exemption of 500,000 yen.
Mevcut beş yüz kişi kadar vardı.There were as many as five hundred people present.
Kitabı bana 500 yene satar mısın?Can you sell the book to me for 500 yen?
O dört odalı bir daire kiraladı.She rented a four-room flat.
Nisan ayı sonuna kadar kitabı iade etmelisin.You must return the book by the end of April.
Kırk dakika önce sipariş verdik.We ordered 40 minutes ago.
Kırk yıl geçti.Forty years passed.
O, yaklaşık kırk olmalı.He must be nearly forty.
Üç kişilik bir çete güpegündüz bankayı soydular.A gang of three robbed the bank in broad daylight.
Bu üç kişinin aralarında 50 lirası vardı.The three men had 50 pounds among them.
Üç kişi kazayla ilgili üç farklı açıklama yaptı.The three people gave three different accounts of the accident.
Üç öğrenci kısa konuşmalar yaptılar ve kendilerini ve de ülkelerini tanıttılar.Three students made short speeches and introduced themselves and their countries.
Bu yemek üç kişi için yeterlidir.This meal is adequate for three.
Üç kişi hâlâ kayıp.Three people are still missing.
Deneyi bitirebilmek için üç ay çok kısa bir zamandır.Three months is too short a time to finish the experiment.