ki ile cümle
ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kızılderililer yaylarla ve oklarla savaştılar.The Indians fought with bows and arrows.
İyi akşamlar. Partinizde kaç kişi var?Good evening. How many are in your party?
Hiç kimse dağın zirvesine ulaşamadı.No one has been able to reach the top of the mountain.
Şu ana kadar kimse Tanrıyı görmedi.No one has ever seen God.
Ne zaman deprem olacağını kimse bilmez.Nobody knows when the earthquake will occur.
Hiç kimse savaşın ne zaman biteceğini öngöremez.Nobody can foresee when the war will end.
Her zaman olduğu gibi, o, tiyatroya gelen son kişiydi.As usual, he was the last to arrive at the theater.
Ne kadar kısa sürede ona ihtiyacın var?How soon do you need it?
Sen de kimsin?Who on earth are you?
Onlar kitabı ne zaman piyasaya çıkaracaklar?When are they going to put the book on the market?
Ne zaman kız kardeşin ile Kyoto'ya gittin?When did you go to Kyoto with your sister?
Sandalye kırık. Onu birine tamir ettirsen iyi olur.The chair is broken. You'd better get someone to fix it.
Dans etmek söz konusu olduğunda hiç kimse Michael Jackson gibi hareket edemez.When it comes to dancing, nobody can move like Michael Jackson.
Bir miktar kitap çalındı.A number of books were stolen.
İngilterede en büyük şair kimdir?Who is the greatest poet in England?
Seni hoş bir kızla tanıştıracağım.I'll get you a nice girl.
Ann kibarca söylüyor.Ann sings elegantly.
Ann küçük kız kardeşine bir ninni söyledi.Ann sang a lullaby for her little sister.
Ann küçük bir kızdır.Ann is a little girl.
Anne'ye göndermek için hangi kitabı seçtin?Which book did you pick out to send to Anne?
Ann'in hiç kız kardeşi yok.Ann has no sister.
Böyle kısa bir zamanda bir mili koşmak için, iyi bir atlet olmalısın.You must be a good athlete to have run a mile in such a short time.
Orada görmeyi umduğum son kişi oydu.She was the last person I had expected to see there.
Korkarım ki saatin 2 dakika geri.I am afraid your watch is two minutes slow.
Onlar onların kitapları.Those are their books.
Onlar kimin kitapları?Whose books are those?
Onlar benim kız kardeşimin kitaplarıdır.Those are my sister's books.
Şu kitaplar benim.Those are my books.
Onlar bizim kitaplarımız.Those are our books.
Şu kitaplar onların.Those books are theirs.
O kimin arabası?Whose car is that?
Şunlar kimin ayakkabıları?Whose shoes are those?
O benim kız kardeşimin kamerası.That is my sister's camera.
O, benim iyi tanıdığım kızdır.That is the girl whom I know well.
O senin kitabındır.That is your book.
Bana bunun onunla nasıl kıyaslandığını söyleyebilir misin?Can you tell me how this compares to that?
O bir sabah güzel bir kız gördü.One morning he saw a pretty girl.
Bir kişinin hangi ülkeden geldiğini söylemek çok zor.It is very hard to tell what country a person comes from.
Bir kız beni aradı.A girl phoned me.
Albert sözünden cayacak en son kişidir.Albert is the last person to break a promise.
Alice kız kardeşini dinlemiyordu.Alice wasn't listening to her sister.
Alice, kitabı nerede bulacağını bilmediğinden, onun nerede olduğunu annesine sordu.Alice, not knowing where to find the book, asked her mother where it was.
Yaşamın her adımında insanlar kiliseye gidiyor.People in every walk of life go to church.
Amerikalı bir kız bizim sınıfta.A girl from America is in our class.
Birleşik Devletler adalet sisteminde bir jüride on iki kişi vardır.In the justice system of the United States, there are twelve people on a jury.
Amerika'ya gelmeye karar verirsen, lütfen en kısa sürede bana bildir.If you decide to come to America, please let me know as soon as possible.
Amerika'daki kitapçılarda gezinmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to touring bookstores in the US.
Amerika'da birçok kişinin evlerinin etrafında çitleri var.In America, many people have fences around their homes.
Amerika Birleşik Devletlerinde kızların ip atlamayı öğrenmesi popülerdir.In the United States it is popular for girls to learn to skip rope.
ABD'de, genellikle alkol satın almak için kimlik göstermek zorundasınız.In the U.S., you usually have to show identification in order to buy alcohol.
Amerika'dan döner dönmez en kısa sürede sizinle irtibata geçeceğim.I'll get in touch with you as soon as I return from America.
O kadar uykulu hissettim ki gözlerimi zorlukla açık tutabildim.I felt so sleepy that I could hardly keep my eyes open.
Fazla bağırmaktan sesim kısıldı.I am hoarse from yelling so much.
O kadar sıcaktı ki uzun süre yürüyemedik.It was so hot that we couldn't walk for long.
Mektubu o kadar arkadaşçaydı ki, o derinden etkilendi ve ağlamaya başladı.So friendly was his letter that she was deeply moved and began to cry.
O kadar çok gürültü vardı ki, konuşmacı kendisini duyuramadı.There was so much noise that the speaker couldn't make himself heard.
Sen o kadar çok değiştin ki seni zorlukla tanıyabiliyorum.You have changed so much that I can hardly recognize you.
Afrika bir kıta ama Grönland değil.Africa is a continent, but Greenland is not.
Afrika'ya bir zamanlar Kara Kıta denirdi.Africa was once called the Dark Continent.
Afrika'da fırtına sebebiyle birçok kişi öldü.Many people in Africa were killed as a result of the storm.