kişiyi ile cümle

kişiyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kurban, kendisine saldıran kişiyi tanıyordu.Zabójcę rozpoznała jedyna jego ofiara, która przeżyła atak.
Njal, Gunnar'ın aynı aileden iki kişiyi öldürmesi hâlinde kendisinin de öleceğini söylemiştir.Dowiaduje się jednak, że Njal przepowiedział mu śmierć, jeśli zabije dwie osoby z tej samej rodziny.
Tek soru: Geri kalan 11 kişiyi nasıl silahlandırabiliriz?Dzięki temu mogliby uzbroić kolejny tysiąc osób.
6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.Sześć tysięcy pojmanych niewolników Krassus kazał dla postrachu ukrzyżować wzdłuż Via Appia.
Bu baskında polisler 167 kişiyi tutukladı.W trakcie tych wydarzeń milicja zatrzymała łącznie 116 osób.
Olaya müdahele edip diğerleri grubundan 2 kişiyi öldürürler.Uciekają z zasadzki, ginie jednak dwójka ich przyjaciół.
80 kişiyi komuta eder.Mieści 80 osób.
Toplamda 12 kişiyi taşıyabiliyordu.Może pomieścić maksymalnie 12 osób.
Inflatus: Kişiyi balon gibi şişirmeye yarar.Scooby Chrupka powietrzna – sprawia, że ten kto ją zje, nadyma się jak balon.
12 milyondan fazla kişiyi kapsayan bir "demokratik karşı devrim" düzenledi.Nowa metoda rozwiązywania sporów gospodarczych”, która zgromadziła ponad 200 uczestników.
500 kişiyi alabilecek büyüklüktedir.Może pomieścić do 500 osób.
17 Ocak'ta IŞİD'in Deyrizor'da yüzlerce kişiyi infaz ettiği belirtilmiştir.Wyrok zapadł 17 października w obecności kilkuset osób.
Komünistler 15.000 kişiyi esir aldı.1,5 tys. komunistów zostało aresztowanych).
Kimi rivayete göre Korkut birkaç kişiyi öldürmüştür.Na mieszkańców Rzepina padł strach, wśród nich był groźny morderca.
Öykü, bu kişiyi ilk aradığında Ayaz olduğunu anlamaz.Mężczyzna nie wie, że to początek jego kłopotów.
Burada, o kişiyi ısıran bir sonraki siyah sineği enfekte edebilirler.Dzięki temu mogą zainfekować kolejną meszkę, która ugryzie chorego.
1997 - Cezayir'de köy baskını: 200 kişiyi öldürüldü, 100 yaralı.Starcia w Strefie Gazy: 16 zabitych, 100 rannych.
2015 senesinde köyün nüfusu 1000 kişiyi geçmiştir.W 2015 miejscowość liczyła 1000 mieszkańców.
34,496 kişilik stadyum Real Zaragoza maçlarında ortalama 30.000 kişiyi ağırlar.Średnia widownia na meczach Realu Saragossa wynosi około 30000.
Kuruluşundan bu yana 100.000'den fazla kişiyi mezun etmiştir.Od momentu założenia opuściło ją ponad 100 000 inżynierów.
Savaş ilmi bir kişiyi basitçe saf diktatörlüğe yöneltir.Wiedzę o tej wojnie skryto przed zwykłymi ludźmi.
Ayrıca kasırga 3 milyon kişiyi elektriksiz bırakmıştır.Po przejściu cyklonu trzy miliony ludzi było pozbawionych prądu.
22 yaşındaki öğrenci Matti Juhani Saari on kişiyi tabanca ile öldürdükten sonra intihar etti.Sprawca, 22-letni Elliot Rodger zamordował 6 osób, po czym popełnił samobójstwo.
Yaklaşık 8,000 kişiyi kapsıyordu.Zatrudnia około 8000 osób.
Tahrip edici yangın 20.000 kişiyi evsiz bırakmıştı.Straż Pożarna ewakuowała 20 mieszkańców.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Do pomyślenia jest to, że ktoś kogoś zmusza, możliwe jest też to, że ktoś robi co chce.
Yemek salonunda 360 kişiyi ağırlayabilmekte idi.Sala może pomieścić około 360 osób.
Bunun ardından Münker ve Nekir melekleri kişiyi (ruhunu) sorguya çeker.Przebywać na niej będą jedynie szatan i jego aniołowie.
Kamakura'da deprem, tsunami ve yangının toplam ölü bilançosu 2,000 kişiyi geçti.Trzęsienie ziemi u wybrzeży Papui-Nowej Gwinei i wywołane przez nie tsunami zabiły 2200 osób.
Kısa sürede işgalcilere müdahale eden polis, 8 kişiyi gözaltına aldı.W konsekwencji policja zatrzymała i postawiła różne zarzuty 8 osobom.
Kariyerinin büyük kısmında, Peterson haftada 20 kişiyi görerek aktif bir klinik tecrübe edindi.Under merparten av sin karriär var Peterson aktiv inom klinisk praktik, såg 20 personer i veckan.
Bu hastalık dünyanın çoğu bölgesinde görülür ve şu an tahminen bir milyon kişiyi etkilemektedir.Sjukdomen förekommer i de flesta delar av världen och drabbar för närvarande ungefär en miljon människor.
Bu duyuru çoğu kişiyi şaşırtacak olsa da çok az kişi bundan üzülecektir."Detta tillkännagivande kommer att förbluffa många, men få kommer att sörja."
O kaltağın işini bitirmek istiyorsanız doğru kişiyi buldunuz, kararınızı hemen verin” der."Om ni förlåter någon hans synder, så är de förlåtna, om ni binder någon i hans synder, så är han bunden".
Eğer bunlar yeterince büyük ise sağlık uzmanı, kişiyi muayene ederken onları görebilir.Om dessa är tillräckligt stora kan sjukvårdspersonal lägga märke till dem vid undersökning av personen.
Hükümet 30 Mart günü olağanüstü hal ilan etmiş ve 18.000 kişiyi tutuklamıştır.Den 30 mars 1960 införde regeringen undantagstillstånd och lät gripa över 18 000 personer.
Petrificus Totalus: Kişiyi dondurarak hareketsiz bırakan büyüdür.Petrificus Totalus: Förstelnar motståndaren tillfälligt.
Deri enfeksiyonları her yıl her 1000 kişiden yaklaşık 2 kişiyi etkilemektedir.Hudinfektioner drabbar cirka 2 per 1000 personer och år.
O sahâbi, ey Allah elçisi dedi, bu geçen aziz kişiyi candan, gönülden seviyorum ben.Och folket svarade: "Det är profeten Jesus från Nasaret i Galileen."
Ekim ayında, Osmanlılar Aaronsohn'da dahil olmak üzere, çok sayıda kişiyi Zichron Yaakov'da tutukladı.I oktober omringade osmanerna Zikhron Yaakov och arresterade många invånare, däribland Aaronsohn.
Avrupa ekonomisi, 50 farklı devlet içinde 740 milyondan fazla kişiyi kapsar.Europas ekonomi omfattar över 710 miljoner människor i 48 stater.
Retorikte amaç ikna etmektir, karşıdaki kişiyi konuşarak etkilemektir.Den retoriska frågan gör att det blir svårt att säga emot talaren.
Bununla beraber Breivik, Ütöya adasındaki İşçi Partisi gençlik kampında 69 kişiyi öldürdü.Han sköt därefter ihjäl 69 personer på Arbeidernes Ungdomsfylkings sommarläger på ön Utøya.
Aradığı kişiyi buldu.Han har funnit vad han letat efter.
O'nunla birlikte iki kişiyi daha.Han var delaktig i ytterligare två.
Altair sekiz kişiyi de öldürmüştür.Sierra och åtta av hans män dog.
Biz kaç kişiyiz.Alltför många jag.
Birine bir şey yaptırmak için zor kullanmak, kişiyi bir şey yapmaya zorlamak anlamında.Ligga någon till last – Vara till besvär för någon.
Polis cinayetle ilgili iki kişiyi tutukladı.Enligt polisen arresterades två män i samband med attacken.
1997 - Irak'tan Avrupa ülkelerine gitmek isteyen 25 kişiyi taşıyan iki tekne, Ege Denizi'nde battı.En båt med cirka 250 flyktingar som försöker nå Europa förliser utanför Libyen.
Gördüğü her erkekten hoşlanmakta ve birçok kişiyi kendine aşık etmektedir.Han såg vad varje människa tog sig för och han förstod varje sak han såg."
1670'te şehrin nüfusu 10.000 kişiyi aştı.1670, räknade staden 10 0000 invånare.
Birçok ülkede, uyuşturucu kaçakçılığı da kişiyi ölüm cezasına çarptırmaya yetecek bir suç sayılır.I de flesta länder är det straffbelagt att smuggla och smuggling är därför i allmänhet ett brott.
Festival yurt içinden ve yurt dışından birçok kişiyi bir arada topluyor.De många festivalerna lockar stora mängder med folk, både lokalt och utifrån.
Bu kez sekiz kişiyi bir odaya kilitlemiştir.På 1910-talet bodde åtta personer i en av lägenheterna.
Bir Hortkuluk bir kişinin ruhunun bir parçasını sakladığı ve kişiyi ölümden koruyan bir nesnedir.Men är en vampyr verkligen villig att sätta sitt eget liv på spel för att rädda en människa?
Grup yaklaşık 50 kişiyi anında öldürdü.Bruket sysselsatte vid denna tid direkt omkring 50 personer.
Ziyaretçi sayısı bir milyon kişiyi aştı.Totalt samlade utställningarna fler än en miljon besökare.
Trofta işletmesi bugün 70 kişiyi istihdam etmektedir.Bruket har idag cirka 70 anställda.
İp ise tırmanan kişiyi, düşüş ihtimaline karşı, tehlikeden korumak için kullanılır.Lägga benen på ryggen – Att fly undan en fara så fort man bara kan.

İlgili Sayfalar