keyif ile cümle

keyif kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Biz oyunu izlerken keyif aldık.We enjoyed watching the game.
Biz tenis oynamaktan keyif aldık.We enjoyed playing tennis.
40 yılı aşkın bir süredir barıştan keyif aldık.We have enjoyed peace for more than 40 years.
Yağmur olmasaydı, keyifli bir yolculuk yapardık.But for the rain, we would have had a pleasant journey.
Sevgi dolu yaşlı bir çifti izlemek keyifli.It is pleasant to watch a loving old couple.
Londra'da keyifli bir iki hafta geçirdim.I had an enjoyable two weeks in London.
Robert, kız arkadaşı ile konuşmaktan keyif aldı.Robert enjoyed talking with his girlfriend.
Mike'ın Yumi ile konuşması keyifliydi.It was pleasant for Mike to talk to Yumi.
Frank keyifle akşamki randevuyu bekliyordu.Frank was waiting with pleasure for the date in the evening.
Ne keyifli bir yolculuk yaptık!What a pleasant journey we had!
Tom yaptığı her şeyden keyif alır.Tom enjoys himself at everything he does.
Lütfen üzgün olma! Keyiflen!Please don't be so sad. Cheer up!
Çoğu iş çok keyifli değildir.Most work is not very pleasant.
Bu kitaptan büyük bir keyif alacaksınız.You will derive great pleasure from this book.
Bu kitap sana büyük keyif verecek.This book will give you great pleasure.
Bu oda çalışmak için keyifli.This room is pleasant to work in.
Son birkaç gündür Jane sessiz ve keyifsizdir.For the past few days Jane has been quiet and out of humor.
Onu görünce, keyiflendir.Cheer him up when you see him.
Refakatinizden gerçekten keyif aldım.I really enjoyed your company.
Pazartesi günleri her zaman keyifsizim.I always feel blue on Mondays.
Biraz keyifsiz gibi görünüyorsun.You seem to be a little under the weather.
Bugün biraz keyifsiz hissediyorum.I'm feeling a little blue today.
Sık sık sinemaya gitmekten keyif aldık.We often enjoyed going to the movies.
Erkek kardeşim pul koleksiyonundan büyük keyif alır.My brother takes great delight in his stamp collection.
Ben dün gece futbol izlerken keyif aldım.I enjoyed watching soccer last night.
Paskalya Törenini izlemekten keyif aldım.I enjoyed watching the Easter Parade.
Ben gerçekten ondan keyif aldım.I really enjoyed it.
Durum düzeliyor, hadi keyiflen!The situation is improving, so cheer up!
Yaptığın işten keyif alıyorsan, paradan daha değerli bir şeyin vardır.If you enjoy the work you do, you have something worth more than money.
Hayatta hiçbir şey keyifli değildir.Nothing is pleasant in life.
O, iyi haber tarafından keyiflendi.He was cheered by the good news.
O çok keyifli görünüyor.He seems very pleasant.
O çok cana yakın birisi bu yüzden onunla çalışmaktan keyif alıyorum.He is very friendly, so I enjoy working with him.
Onunla konuşurken keyif aldım.I enjoyed talking with her.
O, eve keyifsiz geldi.She came home in low spirits.
O, bugün keyifsiz.She is in low spirits today.
Romanya'daki sergilere gitmekten keyif aldın mı?Did you enjoy going to exhibits in Romania?
Ama çiftlikteki iş keyifliydi.But the work on the farm was enjoyable.
Ben çok fazla keyif çattım.I have enjoyed myself very much.
TV izlemekten keyif aldık.We enjoyed watching TV.
Uyku ölümden daha keyifli. En azından çok fark yok.Sleep is more pleasant than death. At least, there's not much difference.
O biraz keyifsiz gibi görünüyor.It looks like she is a little under the weather.
Oyuncuların çoğu grip yüzünden keyifsiz oldukları için koç oyunu iptal etti.The coach called off the game because many of the players were down with the flu.
Tom terfi için keyifli.Tom is up for a promotion.
Tom Mary ile konuşurken keyif aldı.Tom enjoyed talking with Mary.
O, sıcak ve keyiflidir.It's warm and cozy here.
İlkbahar keyifli bir mevsimdir.Spring is an enjoyable season.
Tom bugün biraz keyifsiz hissediyor.Tom feels a bit under the weather today.
Tom sadece keyif çatmaya ve dinlenmeye karar verdi.Tom decided to just kick back and relax.
Tom ve Mary hayvanat bahçesinde birlikte keyifli bir gün geçirdi.Tom and Mary had an enjoyable day together at the zoo.
Hayattan bu kadar çok keyif olmak çok mu yanlış?Is it so wrong to enjoy life this much?
Kendimi biraz keyifsiz hissediyorum.I feel a bit depressed.
Okumak, yaşamın büyük keyiflerinden biridir.Reading is one of life's great pleasures.
Bay Norton ile çalışmak keyiflidir.Mr. Norton is pleasant to work with.
Hakim keyifsiz.The judge is dejected.
Tom bir çalınan aracın içinde keyif binişinde yakalandı.Tom was caught joyriding in a stolen vehicle.
Çok keyif aldık.We had a blast.
Keyifli bir yolculuk yaptın mı?Did you have a pleasant trip?
Birlikte geçirdiğimiz zamandan ne kadar keyif aldığımı sana söyleyemem.I can't tell you how much I've enjoyed our time together.
Senin beyzbol hakkında konuşmaktan keyif aldığını düşündüm.I thought you enjoyed talking about baseball.

İlgili Sayfalar