key ile cümle

key kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ondan keyif alırım.I enjoy that.
Boston'da vakit geçirmekten gerçekten keyif aldım.I really enjoyed my time in Boston.
Tom ve Mary beraber şarkı söylemekten keyif alırlar.Tom and Mary enjoy singing together.
Bence Tom bizimle şarkı söylemekten keyif aldı.I think Tom enjoyed singing with us.
Umarız burada kalırken keyif alırsınız.We hope you enjoy your stay here.
Umarız burada ondan keyif alırsınız.We hope you enjoy it here.
Bu geziden şimdiye kadar ne kadar keyif alıyorsun?How are you enjoying the trip so far?
Biz ondan gerçekten keyif aldık.We really enjoyed that.
Herkes Tom'un dans etmesini izlemekten keyif aldı.Everybody enjoyed watching Tom dance.
Fadıl başkalarının duygusal acılarından keyif alıyordu.Fadil enjoyed the emotional suffering of others.
Yararlılık keyif ile birleştirilmelidir.Usefulness must be combined with pleasantness.
Sen her zaman keyfi yerinde görünüyorsun.You always seem to be in a good mood.
Bundan çok fazla keyif alıyorum.I'm enjoying this so much.
Dışarıda yemenin keyfini çıkarıyorum.I enjoy eating out.
Leyla uzun mutlu bir yaşamdan keyif aldı.Layla enjoyed a long happy life.
Leyla abartılı yaşam tarzından keyif alıyordu.Layla enjoyed her extravagant lifestyle.
Bu gerçekten yapmaktan keyif aldığım bir şey.This is something I really enjoy doing.
Futbol oynamaktan keyif alıyor musun?Do you like playing football?
Onu yapmaktan keyif alıyor musun?Do you enjoy doing that?
Bu kitap keyifli mi?Is this book enjoyable?
Keyfinize bakıyor musunuz?Are you guys enjoying yourselves?
Sanırım burada ondan keyif alacaksınız.I think you're going to enjoy it here.
Sanırım onu yapmaktan keyif almazdım.I think I wouldn't enjoy doing that.
Bir adım geri at, neyin önemli olduğunu değerlendir ve hayattan keyif al.Take a step back, evaluate what is important, and enjoy life.
Tom, Mary'ye neden onu yapmaktan keyif aldığını sordu.Tom asked Mary why she enjoyed doing that.
Tom'un onu yapmaktan keyif alacağını sanmıyordum.I didn't think Tom would enjoy doing that.
Tom'un onu yapmaktan keyif alacağını düşünmedim.I didn't think Tom would enjoy doing that.
Sanırım onu yapmaktan keyif alacağım.I think I'll enjoy doing that.
Tom, Mary'ye onu yapmanın keyif aldığını söyledi.Tom told Mary that he enjoyed doing that.
Tom, Mary'nin onu yapmaktan keyif alacağını düşünüyordu.Tom thought Mary would enjoy doing that.
Sanırım burada olmaktan keyif alacağım.I think I'll enjoy being here.
Leyla, suçlarından bahsetmekten keyif alıyordu.Layla enjoyed talking about her crimes.
Leyla bundan keyif alıyordu.Layla was enjoying this.
Burada olmaktan gerçekten keyif alıyorum.I really enjoy being here.
Bunu yapmaktan gerçekten keyif alıyorum.I really enjoy doing this.
Burada olmaktan gerçekten keyif aldım.I really enjoyed being here.
Tom onu yapmaktan gerçekten keyif almadığını söyledi.Tom said that he didn't really enjoy doing that.
Tom'a onu yapmaktan neden keyif aldığını hiç sordun mu?Have you ever asked Tom why he enjoys doing that?
Tom'un onu yapmaktan keyif alacağını düşünmüştüm.I thought that Tom was going to enjoy doing that.
Tom'un onu yapmaktan keyif aldığını sanmıyorum.I don't think Tom enjoys doing that.
Tom onu yapmaktan keyif almıyor.Tom doesn't enjoy doing that.
Sami insanlarla konuşmaktan keyif alıyordu.Sami liked to talk to people.
Sami çok keyfi kaçmış görünüyordu.Sami seemed pretty upset.
Keyifli bir şekilde mutlu olmak için çok fazla şeye ihtiyacın yok.You don't need much to be blissfully happy.
Onun kahkahası yaşamanın keyfinin otantik bir ifadesi.Her laughter is an authentic expression of the joy of living.
Tom'un bu filmden keyif alacağını sanmıyordum.I didn't think Tom would enjoy that movie.
Bunu yapmaktan büyük keyif aldım.I had so much fun doing that.
Burada keyifsiz olmamalıyım.I shouldn't be down here.
Tom keyif almıyordu.Tom wasn't enjoying himself.
Tom gerçekten keyif almıyordu.Tom wasn't really enjoying himself.
Tom Mary'ye izin gününün keyfini çıkarmasını söyledi.Tom told Mary to enjoy her day off.
Tom muhtemelen bunu yapmanın keyfini çıkaracaktır.Tom will probably enjoy doing that.
Tom'un bu sabah keyfi yerinde değildi.Tom was in a bad mood this morning.
Sanırım biraz keyifsizim.I'm a little under the weather.
At sırtında gitmekten keyif almıyorum.I don't enjoy horseback riding.
Tom ve ben birlikte yürüyüşe çıkmaktan keyif alırız.Tom and I enjoy taking walks together.
Sami, Mısır'da ayrıcalıklı bir hayatın keyfini sürdü.Sami enjoyed a privileged life in Egypt.
Sami insanları şok etmekten keyif alırdı.Sami liked to shock people.
Ben onu yapmaktan keyif alan tek kişiyim.I'm the only one who enjoys doing that.
Geçen hafta bana verdiğin o kitabı okumaktan gerçekten keyif aldım.I really enjoyed reading that book you gave me last week.

İlgili Sayfalar