Küçük ve keskin çok sayıda dişe sahiptir.Malá ústa obsahují řadu drobných ostrých zubů.
15 Ağzından ulusları vuracak keskin bir kılıç uzanıyor.Obouruční meč se objevuje v různých zemích od 15.
29 Mart 1992'de keskin nişancı mermisi onun kalbine isabet etti.Zemřel 29. března 1992 na infarkt.
Ayrıca, keskin nişancıların minarelerin bazılarında yuvalarını yaptıklarını iddia ettiler.Oponenti naopak poukazují na nedostatky pušky SCAR.
Epe, flöreden daha keskin ve ağır bir silahtır.Oštěp je zbraň vrhací a bodná.
2005 - Sri Lanka Dışişleri Bakanı Lakshman Kadirgamar, bir keskin nişancı tarafından öldürüldü.Dne 12. srpna 2005 došlo k atentátu na ministra zahraničí Srí Lanky Lakshmana Kadirgamara.
Ön kısmı ise önceki modele göre daha keskinleştirildi.Rozměry byly shodné s předchozím modelem.
Bu savaşta keskin nişancı mermisi onu başından ağır yaraladı.Velmi vážné střelné zranění mu ve startu zabránilo.
Mükemmel bir keskin nişancı silahıdır.Jde o velmi dobrou střelkyni za 3 body.
Özellikle de keskin nişancı olanlar çatışmalara aktif olarak katıldılar.Předvolali hlavně ty, co se účastnili na přepadení ve Střelné.
Tiepolo İspanya'dayken Anton Raphael Mengs'in kıskançlığına ve keskin eleştirilerine maruz kaldı.În Spania, a întâmpinat gelozia și asprimea opoziției lui Anton Raphael Mengs.
Keskin bir anason kokusu yayar.Atunci însă, un ușor miros de anason ar putea să rămână.
Keskin kokuludur.Codificare suportată.
Koalanın kıvrık ve keskin pençeleri ağaçlara tırmanmak için çok iyi adaptasyon geçirmiştir.Ghearele curbate și ascuțite ale koalei sunt bine adaptate pentru cățăratul în copaci.
28 Mayıs 1968), II. Dünya Savaşı sırasında Sovyet keskin nişancısı idi.14 mai 1968) a fost un contraamiral american, din timpul celui de-Al Doilea Război Mondial.
Keskin dişleri vardır.Au dinți faringieni.
Dişleri çok keskindir.Dinții sunt mari.
Soğuk Savaş'ın keskin karşıtlığı ile birlikte "üç dünya" yaklaşımı ortaya çıktı.În timpul Războiului Rece a apărut o nouă definiție a vestului.
Süke ve Şüke sözcükleri ise keskin aletleri ifade etmekte kullanılır.Se folosesc mâinile și picioarele (tălpile) pentru acționarea instrumentelor componente.
Çiçekler zambaklara benzer keskin bir koku yayarlar.Florile mascule produc un miros asemănător cu acel al spermei.
Bu savaşta keskin nişancı mermisi onu başından ağır yaraladı.Partenerului ei în acest complot a fost Rüstem Pașa.
Beldenin en yüksek noktası Keskin Tepesi'dir (rakım 1950).În fața porții (traducerea volumului din 1950).
Kızıl Ordu'nun 2.000 kadın keskin nişancısından biri oldu.Így lett egyike a szovjet hadseregben szolgáló mintegy 2000 női mesterlövésznek.
Keskin kenarlı değildir.Közepe nem púpos.
Mükemmel bir keskin nişancı silahıdır.Szép mesterlövészpuska rendszerbe állítása.
Orduda keskin nişancı olarak görev yapmıştır ve birçok madalyaya sahiptir.Géppuskás alakulatnál szolgált századparancsnokként, és számos hadi kitüntetést is kapott.
Polis departmanları da keskin nişancılar kullanmaktadır.Az aknavetőket széles körben alkalmazzák a lövészek.
PGM Hécate II, PGM Précision tarafından üretilen Fransız ağır keskin nişancı tüfeğidir.A Hécate II egy szabványos nehéz mesterlövészpuska, melyet a francia hadsereg használ.
Işıkölçer ise keskin görüntüler elde etmek yerine daha iyi ışık ölçümleri için esnek odaklanmaya sahip.Ez adta az ötletet neki, hogy a homlokzat közvetlen mérése helyett fényképekkel is lehetne dolgozni.
Karakteri için: "Çok özgür, keskin bir karakter.Kosztolányi Dezső szerint: "Kalandos, bohócszerű egyéniség.
Küçük ve keskin çok sayıda dişe sahiptir.Számos, apró foga van.
I. Dünya Savaşı sırasında, özel keskin nişancı tüfekleri yoktu.A háború elején a fegyvernem még nem rendelkezett célirányos bevetési doktrínákkal.
Ön kısmı ise önceki modele göre daha keskinleştirildi.Az első sárvédő a korábbi modellhez képest oldalt nyitott.
Birçok eleştirmene göre These Days, grubun en keskin ve oturmuş albümüydü.Egyes kritikusok szerint ez az együttes legsötétebb hangulatú és legszélsőségesebb albuma.
Guava limona benzer fakat onun aksine fazla keskin olmayan aroması ile bilinir.Íze hasonlít az umami ízhez, de kevéssé intenzív, mint a glutamátoké.
Keskin dişleri vardır.Nagy fogakkal rendelkezik.
Bazıları ideolojik olarak diğerleri ile keskin bir tezat oluşturur.Egyszerre szerepelnek az antisztálinista kommunista pártellenzék és a rendszert ellenzők kívánságai.
Bu yöntem, aynı boyuttaki pasif matrisden çok daha parlak, daha keskin bir ekran sağlar.Tämä menetelmä tarjoaa paljon kirkkaamman ja tarkemman näytön kuin samankokoinen passiivimatriisirakenne.
Bu nedenle görme keskinliği ileri derecede düşmüştür.Tämän seurauksena näkeminen lähelle heikentyy.
Mükemmel bir keskin nişancı silahıdır.Hän on oikealta ampuva oikea laitahyökkääjä.
Kanat adamı, keskin nişancı.Sniper: Sniper on tarkka-ampuja.
Şarkılar keskin rap sözleriyle doludur.Laulujen sanat koostuvat riimitetyistä säepareista.
Ancak bu iki tüberkül de maksiller birinci premolara kıyasla daha az keskindir.Tarpeeksi korkeilla veroasteilla jälkimmäiset vaikutukset ylittävät ensimmäisen.
Birçok eleştirmene göre These Days, grubun en keskin ve oturmuş albümüydü.Sarjan monien fanien mielestä tämä jakso on paras ja tunteellisin koko sarjassa
İyi bir keskin nişancıdır.Bobby on hyvä ampuja.
Vampirlerin duyları çok keskindir.Hyvin kunnioitettuja vampyyrien keskuudessa.
Küçük ve keskin çok sayıda dişe sahiptir.Isoja ja jokseenkin tasakokoisia hampaita on runsaasti.
Kaşobası’nın Yenikaş’a ilk yerleşen sulalesi, Gökgöz (Keskin) sulalesidir."Kreivitär ja hänen huikea elämänsä" on "Karbujo - Hiilimaa" -trilogian ensimmäinen osa.
Mezial insizal kenarı, distal insizal kenarından daha keskindir.Tämän takia konsekutiivitulkkaus on tarkempaa kuin simultaanitulkkaus.
Onun keskin bir dili var.Hänellä on terävä kieli.
12 Aralık 1944 günü, bir düşman keskin nişancısı, sağ omzundan Şanina'yı vurdu.Στις 12 Δεκεμβρίου του 1944, ένας εχθρός σκοπευτής, κατάφερε χτύπημα στον δεξί ώμο της.
İyi bir keskin nişancıdır.Είναι εξαιρετικά καλός σκοπευτής.
Daha sonra bitkilerin odunsu kısımlarını keskin arka dişleriyle parçalıyordu.Το χωράφι έπρεπε να σπαρθεί αργότερα με δόντια δράκου.
Keskin ve kendine özgü bir kokusu vardır.Είναι άοσμα ή έχουν μια χαρακτηριστική μυρωδιά.
Bu keskin nişancılar genellikle SWAT ve benzeri özel eğitimli departmanlara bağlıdırlar.Συνήθως τα πρατήρια είναι σε συνιδιοκτησία τον εταιριών πετρελαίων και ιδιώτη.
Çincede Tsim Sha Tsui, keskin kum örtüsü anlamına gelmektedir.Στα Θιβετιανά Τσο Ογιού σημαίνει τιρκουάζ θέα.
Frey (Keskinlik Kılıcı) .Φρέατα (πηγάδια).
Maçça’nın keskin tadı olmayanı daha değerlidir.Η γεύση είναι ηπιότερη του ανάμεικτου shōchū.
Parmağa darbe geldiğinde keskinleşerek acıya dönüşür.Όταν αφήσουμε το στόμιο, η ηρεμία διαταράσσεται.
Bob Lee Swagger Amerikan hükümeti için çalışan bir keskin nişancıdır.Ο Χάρι Τάσκερ είναι ένας μυστικός πράκτορας που εργάζεται για την Κυβέρνηση των Ηνωμένων Πολιτειών.