II. Charles erken davranarak bu yasanın önüne keser ve Oxford Parlamentosunu kapatır.Чарлз превзема Оксфорд и установява там щаба си, за да подготви настъплението към Лондон.
Yavru yarım sene kesenin içinde kalır ve 2 - 3 yaşlarında üreyebilecek olgunluğa ulaşır.Женската ражда до шест малки годишно, като размножителният цикъл може да отнеме до 2 – 3 години.
İzniklilere karşı yürüttüğü seferi yarıda kesen Henri aceleyle Selanik'e yöneldi.В този критичен момент Хенри язди до Станли.
Ancak bazı kimseler dilin ucunu kesebileceğinden dişin uzaklaştırılmasını önerir.Međutim, neki preporučuju uklanjanje neonatalnih zubi budući da bi zub mogao porezati ili odsjeći vrh jezika.
Saçlarını keser ve kıyafetlerini değiştirir.Tvoje je da mu popravljaš odjeću.
Hani korktukları bir şey vardı ya, ‘‘kesip asacaklar bunlar’’ evet keseceğiz, asacağız.Prije izvršenja smrtne kazne, on je rekao:"Trebamo li ih hraniti umjesto da ih objesimo?".
Dişilerin karnında, girişi arka tarafta bulunan yassı bir kese olur.U prostor izlaska zuba iz zahvata (međuzublje) dovodi se stlačeni zrak.
İsterse nafile kurbanı keser, isterse Mekke ve Medine'deki kutsal yerleri gezer.Pod njegovu je vlast pao i Hidžas sa svetim mjestima Mekom i Medinom.
Fare keseli sıçanlarının dış görünüşü sivri faregilleri andırır.Izgled grbavih kitova je prepoznatljiv.
Keseli porsukgiller küçük ve orta boylarda olan ve yerde yaşayan hayvanlardır.Hobiti su mala bića, upola ljudske visine, koji žive u rupama u zemlji.
Bazen de her iki tipte tümöral oluşumlar aynı kesede şekillenebilir.Obje božice ponekad postaju isti lik.
Beldeye daha sonradan Faraşlı ve Keser köyleri de katılmıştır.Posve je zapostavljeno nacionalno i seljačko pitanje.
Black Entertainment Television, Just Lose It'in klibini yayınlamayı kesen ilk kanal oldu.Black Entertainment Television je postala prva tvrtka koju su kontrolirali crnci na New York Stock Exchangeu.
Maçtan sonra promo kesen ikili, bunun başlangıcın sonu ve sonun başlangıcı olduğunu söyledi.Izdanje Second Cominga označilo je, pokazat će vrijeme, početak kraja sastava.
Haseki olan bostancı ise kendi eliyle kurban keserdi.Većina pauka ugrize čovjeka u samoobrani.
Durumu takip eden iki hafta boyunca bozulmuş sağlığına safra kesesi hastalığı muzdarip oldu.Paula se sljedećih nekoliko tjedana oporavljala od svega što joj se dogodilo.
Bu oran, safra kesesi ameliyatı ile aynıdır.Inače, to će biti isto kao i sabotiranje dafa.
Sekant, sekant doğrusu veya kesen, bir kirişin doğruya uzatılmış halidir.V nej sú vedené ako obec, či zem Kočovce.
En yeni araştırmalara göre hortumlu keselilerin en yakın akrabaları olduğu tahmin edilir.Podľa najnovších poznatkov sú dosť prekvapujúco ich najbližšími príbuznými potápky.
Bulvarı kuzey güney ekseninde kesen önemli sokaklar; Friedrichstraße ve Wilhelmstrasse'dir.Hlavné severo-južné ulice križujúce ulicu Unter den Linden sú ulica Friedrichstraße a ulica Wilhelmstraße.
Domuz ayaklı keseli Avustralya'nın tüm güneyinde yaygındı.Papagájce vlnkované sú rozšírené prakticky po celom území Austrálie.
Ayrıca gaz keseleri de yoktur.Z uvedeného dôvodu nemá ani plynové autobusy.
Ekim ayında ilk single Kesenai Tsumi yayınlandı.V októbri odohrali prvé sólo vystúpenie naživo.
Ayrıca yaşayan en büyük keseli hayvandır.Je to najväčší žijúci vačkovec.
Dişi, 3 aylıkken yavruları sütten keser ve onlara avlanma dersleri vermeye başlar.Mláďa je po troch mesiacoch odstavené a učí sa loviť.
Çoğu etobur keseli bu takıma aitdir.Väčšina známych lichenizovaných húb patrí práve do tohto oddelenia.
Keseli karıncayiyen (Myrmecobius fasciatus) yalnız başına Myrmecobiidae familyasına konulur.Numbat pásavý (Myrmecobius fasciatus) je hmyzožravý vačkovec z čeľade Myrmecobiidae.
Bir yumurta kesesi 15-20 kadar Empusa içerir.Znáša 2 vajcia o hmotnosti 15 – 20 g.
Luke eğitimini yarıda keser çünkü Leia ile Han'ın tehlikede olduğunu hisseder.Na Millenium Falcon ucíti Leia vďaka Sile, že Luke je v nebezpečenstve.
Keseli köstebekler Avustralya'nın iç kısmında bulunan kumlu çöllerde yaşarlar.Existujú taktiež dva druhy vačkovcov, ktoré obývajú púšte na východe Austrálie.
Hava keselerinin hepsi havanın depo edilmesi için kullanılır.Prúdenie vzduchu využívajú na plachtenie.
Keseli karıncayiyenler Avustralya'nın güneybatısı'nda, okaliptüs ağaçlı bölgelerde yaşar.Je to drobný vačkovec, žijúci v lesoch juhovýchodnej Austrálie.
Dip balıklarında yüzme kesesinin dışarıyla herhangi bir bağlantısı yoktur.S ohľadem na nevhodnú kvalitu vôd vo vodných tokoch sa v nich nevyskytujú žiadne ryby.
Geniş caddeleri ve birbirini kesen sokakları bulunmaktadır.Všetko rovné, široké ulice.
Kese kağidindan yapilmiştir.Narejen je bil iz papirja.
Kalan üçte bir ise kurbanı kesenin ailesine kalır.Zadnjo tretjino je posameznik lahko uporabljal za vzdrževanje družine.
Keseli köstebekler neredeyse hiç ses çıkarmazlar.Vendar pa povodni mož zvočnka ne da kar tako.
AC ve BD birbirlerini O noktasında keseceklerdir.Kisline in baze se med seboj nevtralizirajo.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Molekulo DNK razcepijo približno 20-30 baznih parov stran od prepoznavnega mesta.
Mürekkep kesesi siyah boya olarak kullanılır.Ta sulfid se uporablja kot rumeno barvilo.
Bazı ribonükleazlar diziye spesifik olarak RNA'yı keserler.Ribocimi katalizirajo le izrezovanje RNA.
Onun her tarafında bir sürü kese sarkar.Na vseh straneh jo obkroža portik.
Tip IIM restriksiyon endonükleazları, DpnI gibi, metillenmiş DNA'yı tanıyıp kesebilirler.Endonukleaze tipa IIM (na primer DpnI) lahko prepoznajo in razrežejo metilirano DNK.
Larvaları yemek istemeyenler peyniri kapalı bir kese kağıdında bekletirler.Nenorintys valgyti gyvų lervų įdeda sūrį į popierinį maišelį.
Sabrı tükenince öfkeyle kılıcını çekip düğümü keser.Tuomet, netekęs kantrybės, jis ištraukė kardą ir mazgą perkirto pusiau.
Keseli köstebekler neredeyse hiç ses çıkarmazlar.Dėl aštraus kvapo jų beveik niekas neėda.
Eski çağlarda ortadan kaybolan keseli türleri doğal facialardan dolayıda tükenmiş olabilir.Galbūt tai galėjusios būti jau išnykusios Senajame Pasaulyje augusios šių medžiagų turinčios rūšys.
Geniş caddeleri ve birbirini kesen sokakları bulunmaktadır.Mieste kelios plačios gatvės ir nedaug šalutinių gatvių.
Sülükler kloaka ve bazen de boğaz keselerine yapışabilir.Nosis stambi, kartais iškila nugarėle.
Önce bileklerini keserek intihara teşebbüs ettiyse de başaramadı.Pradėjus krikti nervams, jis mėgina nusinuodyti, tačiau ir tai nepavyksta.
Buradaki tüm ağaçları kesecek misin?Ar tu nukirsi visus čia esančius medžius?
Keseceğiz, asacağız.Oksad nõrgad, rippuvad.
Bulvarı kuzey güney ekseninde kesen önemli sokaklar; Friedrichstraße ve Wilhelmstrasse'dir.Suurimad Unter den Lindeniga ristuvad põhja-lõunasuunalised tänavad on Friedrichstraße ja Wilhelmstraße.
DNA'yı tanıma yerinden 20-30 baz uzakta keserler.Ensüüm lõikab DNA-d 20–30 aluspaari kauguselt seondumisalast.
Bazı dişi türlerin iskeletleri ise, keselerinde yavrularıyla birlikte bulundu.Isasloomade seemnesarjad on, nagu mainitud, ühenduses neerudega.
Yüzme keseleri bulunur.Seal on ujumiskoht.
Boğaz keseleri tütün kesesi yapmak için kullanılır.Pealaua teist poolt võidi kasutada tubaka lõikamiseks.
Bu olay sonrasında hala uzaya tek bilet kesen şirket olma özelliğini korumaktadır.Samuti andsin edasi oma otsuse tulevikus kaitsta tiitlit ainult ühes kohas. ...
Bu teknik zamanda devamlılığı keser ve şaşırtıcı bir efekt üretir.Sellega ironiseerib ta sündmuste üle ja loob võõrandumisefekti.
Starkiller saldırının önünü keser.Seejärel Skrzynecki peatas vasturünnaku.