KUZEY KEPÇESİConstellation name (optional)NORTHERN DIPPERConstellation name (optional)
KUZEY KEPÇESİConstellation name (optional)NORTHERN DIPPERConstellation name (optional)
KUZEY KEPÇESİConstellation name (optional)PÓŁNOCNY WÓZConstellation name (optional)
KUZEY KEPÇESİConstellation name (optional)VASILHAME DO NORTEConstellation name (optional)
KUZEY KEPÇESİConstellation name (optional)ΒΟΡΕΙΑ ΚΟΥΠΑConstellation name (optional)
KUZEY KEPÇESİConstellation name (optional)ПІВНІЧНИЙ КІВШConstellation name (optional)
KUZEY KEPÇESİConstellation name (optional)北斗Constellation name (optional)
Lise mezunları genelde beyaz keplerini giyerler.Les bacheliers portent souvent leur chapeau blanc de bachelier ce jour-là.
Lise mezunları genelde beyaz keplerini giyerler.Muchos universitarios se ponen su gorra blanca de estudiante.
Lise mezunları genelde beyaz keplerini giyerler.Studenterna tar på sig sina vita studentmössor.
Lise mezunları genelde beyaz keplerini giyerler.Ylioppilaat pistävät usein valkoisen ylioppilaslakkinsa päähän.
Lise mezunları genelde beyaz keplerini giyerler.Те, кто закончил гимназию и сдал выпускной экзамен, надевают белые абитуриентские фуражки.
Mürekkepbalığı, bir çeşit kepenk geliştirmiş.그래서 이 오징어는 조리개 기관을 발달시켰습니다.
Mürekkepbalığı, bir çeşit kepenk geliştirmiş.הדיונון פיתח תריס שיכול להפתח ולהסגר
Mürekkepbalığı, bir çeşit kepenk geliştirmiş.لقد قام الحبار بتطوير محبس ضوء
Mürekkepbalığı, bir çeşit kepenk geliştirmiş.開いたり閉じたりするシャッターを持っています
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Dlaczego wyrzuciliście kraty?" zapytałem.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum.I-am întrebat: "De ce ați aruncat obloanele?"
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."왜 철창을 뜯어버리십니까?"라고 묻자
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Miért dobták ki a redőnyöket?" kérdeztem.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Perché hai buttato via le serrande?" Gli ho chiesto.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."¿Por qué arrojaron las persianas?", les pregunté.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Porque é que deitou as persianas fora?" perguntei-lhe.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Pourquoi avez vous jeté le rideau ?" lui ai-je demandé.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Prečo ste črepiny odhodili?" opýtal som sa ho.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum.Tôi hỏi ông: "Tại sao ông lại thẩy đi cánh cửa chớp?"
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Waarom gooien jullie die luiken weg?", vroeg ik hen.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Warum habt ihr die Rolladen weggeworfen?", fragte ich ihn.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Γιατί πετάξατε τα στόρια;" τον ρώτησα.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Чому ви викинули геть віконниці?" - я запитав їх.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum.Я спросил его: "Почему вы выбросили ставни?"
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."למה זרקתם את התריסים?" שאלתי אותו.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum.سألتهما: لماذا ألقيتما باب المتجر؟
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum.「安全な通りになったからさ」 と言われました
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.Also fahren wir mit offenen Fenstern.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.Asa ca, mergem cu geamurile jos.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz. Çünkü üstünlüğü elimizde tutuyoruz.We rijden met de ramen naar beneden, want we hebben duidelijk een voordeel.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.Donc qu'est ce qu'on fait, on roule avec les fenêtres baissées.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.그래서 우리가 하는 짓은, 창을 내리고 달리는 겁니다.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.Por eso lo que hacemos es andar con las ventanillas bajadas.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.Quindi abbassiamo i finestrini.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.Więc, przejeżdżamy się z opuszczonymi szybami
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.Онова, което правим, е да се движим със спуснати прозорци.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.Так что, мы поедем с опущенными окнами.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.אז מה שאנו עושים, אנו נוסעים בחלונות מורדים.
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.ما سنفعله هو , سنقود ونترك النوافذ مفتوحة .
Şöyle yapacağız, kepenkleri indirmeden gideceğiz.我々の方が明らかに優位だからね なんて もちろん冗談だよ
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;5:2 Und Salomo mußte täglich zur Speisung haben dreißig Kor Semmelmehl, sechzig Kor anderes Mehl,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;A potravy Šalamúnovej bolo na jeden deň tridsať korov bielej múky jemnej a šesťdesiat korov obyčajnej múky,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Av fødevarer gikk det hos Salomo for hver dag med tretti kor fint mel og seksti kor vanlig mel,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Chaque jour Salomon consommait en vivres: trente cors de fleur de farine et soixante cors de farine,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;În fiecare zi Solomon mînca: treizeci de cori de floare de făină, şi şasezeci de cori de altă făină,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;In Salomonov potrebni živež na dan je bil: trideset meric bele moke in šestdeset meric druge moke,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;솔로몬의 일일분 식물은 가는 밀가루가 삼십석이요 굵은 밀가루가 육십석이요
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Las provisiones diarias de Salomón eran: 30 coros de harina refinada, 60 coros de harina corriente
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Och vad Salomo för var dag behövde av livsmedel var: trettio korer fint mjöl och sextio korer vanligt mjöl,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;O provimento diário de Salomão era de trinta coros de flor de farinha, e sessenta coros e farinha;
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Salamon eledele naponként [ez] vala: harmincz véka zsemlyeliszt és hatvan véka közönséges liszt;
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Salomos daglige Bebov af Levnedsmidler var tredive Kor fint Hvedemel og tresindstyve Kor almindeligt Mel,
Süleymanın sarayının bir günlük yiyecek gereksinimi şunlardı: Otuz kor ince, altmış korfç kepekli un;Vycházelo pak ku potravě Šalomounovi na každý den třidceti měr běli, a šedesáte měr mouky obecné,