Sol eliyle bir kepçeyi tutuyor.She is holding a ladle with her left hand.
Bir külahta iki kepçe dondurma istiyorum, lütfen.I'd like two scoops of ice cream in a cone, please.
Tom'un sağ elinde bir kepçe vardı.Tom had a ladle in his right hand.
Yüz yıldır fiyatı sabit kalmıştır: bir kepçesi iki Sickle.Its price has remained constant for one hundred years: two Sickles a scoop.
Kulak kepçelerinin içi ve dışındaki tüyler kalındır.The ears have thick fur on both the inside and outside.
Vitaminler ve diyet mineralleri kepçede.Vitamins and minerals in the bran.
Bazı mermer çanak ve kepçeler de bulunmuştur.Minor cherts and marbles also occur.
Şekli küçük bir kepçeyi andırır.It is shaped like a small gugelhupf.
Bu ülke kazan ben kepçe.I will turn this country inside out.
Kepçeyle bunu birkaç günde yapabiliriz.We can do this in a couple of days with the backhoe.
Herkes Evelyn Waugh'ın 'Kepçe' okumuş bilmiyorum.I don't know if anyone has read Evelyn Waugh's 'Scoop'.
Suyu kepçeleyip alıyorsunuz.You just scoop the water up.
Eski Meşe Kepçe, "eski yerleşimciler arasında belirgin bir titizlik vardı daireler.Old Oaken Bucket," there was a marked peevishness among the old settlers in the flats.
KUZEY KEPÇESİConstellation name (optional)NORTHERN DIPPER
KEPÇEConstellation name (optional)DIPPER
Kepçe FırçaAdd
Kuzey Yıldızı'na işaret eden Büyük Ayı'nın kepçesi, "su kabağı" olarak biliniyordu.The Big Dipper (whose "bowl" points to the North Star) was known as the drinkin' gourd.
Nijniy Novgorod'da yapılan kuğu şeklinde ahşap bir kepçe üzerinde Khokhloma boyamaKhokhloma painting on a wooden ladle in the shape of a swan, made in Nizhny Novgorod
Pagunseong, Taoizm'deki Büyük Kepçe'nin kenarındaki yıldız ve kılıçları simgeliyor.Pagunseong, the star at the edge of the Big Dipper in Taoism, symbolizing swords.
Kulak kepçesi bolca kılcal damar içerir.Ils possèdent de grandes oreilles tombantes.
Wallace'ın kel bir kafası, kocaman kepçe kulakları ve de kocaman bir burnu vardır.Lucario a un grand nez et de grandes oreilles.
Kulak kepçesinden, kulak zarından ve kulak yolundan oluşur.Il associe des malformations de la face et des oreilles.
Gövdeye yerleştrilmiş kol üzerinde bir tambur, tamburun üzerinde ise kepçeler yer almaktadır.Oblicua: Sucede en opalinidas, que poseen filas oblicuas de cilios.
Kulak kepçeleri yoktur.Las serpientes carecen de oídos.
Gövdeye yerleştrilmiş kol üzerinde bir tambur, tamburun üzerinde ise kepçeler yer almaktadır.Sulla testata d'affusto era fissata una piastra su cui era incernierato l'affustino.
Şekli küçük bir kepçeyi andırır.Assume l'aspetto di una piccola tortilla.
Bir kepçe operatörüdür.Lavora come truccatrice.
Kulak kepçeleri bulunmamaktadır.Уши не купируются.
Kulak kepçesi kıkırdak bir yapıya sahiptir.في حين أن الفم يبتسم ابتسامة عريضة بشعة.
İki ya da üç adet aerofoil, kepçeye benzer kesitin birleşimi şeklindedir.Duas ou três vigas paralelas se juntam ao poste no topo.
Bir kepçe operatörüdür.Hij is een driftkikker.
Kulak kepçeleri yoktur.Er zijn geen leestekens.
Kepçeyle karıştırarak kuvvetli ateşte birer dakika kadar kızartılarak servis tabağına alınır.Następnie zamieszać i gotować na małym ogniu pod przykryciem kilkanaście minut.
Gövdeye yerleştrilmiş kol üzerinde bir tambur, tamburun üzerinde ise kepçeler yer almaktadır.Objawy dżumy: zgorzele na palcach (u góry) i powiększone pachwinowe węzły chłonne (na dole).
Gövdeye yerleştrilmiş kol üzerinde bir tambur, tamburun üzerinde ise kepçeler yer almaktadır.I de yttersta hålen sticks garn, som knyts till solvkäpparna (solvskaften) på vanligt sätt.
Çocukken Milk kepçe kulaklara, iri bir burna ve fazlasıyla büyük ayaklara sahipti.Som barn blev Harvey Milk retad för sina utstående öron och stora näsa och fötter.
Kulak kepçeleri yoktur.У павуків немає вух.
Kulak yolu, kulak kepçesini orta kulağa bağlayan bir kanaldır.Сопло — це канал, звужений усередині.
En yaygını iki adet kepçenin bulunduğu durumdur ve “S” şeklini andıran bir görüntüsü vardır.До них належать більшість вуглецевих зір і зір S-типу.
Büyük Kepçe'nin biraz eğri duran sapını bulalım.Na hřbetě zaujme nápadně velká tuková ploutvička.
Gövdeye yerleştrilmiş kol üzerinde bir tambur, tamburun üzerinde ise kepçeler yer almaktadır.Deasupra pereților de lângă naos se deschide o boltă în formă de leagăn întors (berceau).
Bir kepçe operatörüdür.Este un agent de circulație.
Bazı mermer çanak ve kepçeler de bulunmuştur.De asemenea se explotează puțină marmură și argilă.
Diğer adı ise Kepçe Dağıdır.Το ένα λεγόταν Η ζωή του Επίκουρου.
Kaldırılan toprağı kepçesi vasıtasıyla ileri doğru iterek sürükleyebilir.Trolig kommer disse gassene opp fra jordens mantel via dype forkastningssprekker.
Büyük Kepçe'nin biraz eğri duran sapını bulalım.Kepala menjendol besar dengan moncong tumpul agak janggal.
Diğer adı ise Kepçe Dağıdır.Tên khác là Mai Sầm Sơn.
Tüyler bir kepçe gibi sesleri toplar ve kulağa yansıtır.2 thí sinh chỉ được bấm chuông và trả lời giống như phần Ngẫu hứng.
Kulak kepçeleri bulunmamaktadır.生まれつき耳が聞こえない。
Daldırma ağ (İngilizce dip net ya da dipnet), uzun saplı balık kepçesidir.רשת הקלע (בערבית "שבקה" באנגלית Cast net) - רשת לדייג בודד.
Çocukken Milk kepçe kulaklara, iri bir burna ve fazlasıyla büyük ayaklara sahipti.בעבר היה לה גשר בשיניים והיא הרכיבה משקפיים וכשהייתה תינוקת היה לה ראש מוזר ויותר מדי אצבעות.
Bir kepçe operatörüdür.Тя е оператор.
Sol eliyle bir kepçeyi tutuyor.С лявата си ръка държи един черпак.
Tom'un sağ elinde bir kepçe vardı.В дясната ръка на Том имаше един черпак.
Kulak kepçeleri yoktur.Nemaju "uški".
Yılan ve kepçe vuruşlarında ise topu bebeğin altında sıkıştırmak gerekmektedir.Kalavad võtavad lahingu ajal Kee ja lapse kinni.
Bu ülke kazan ben kepçe.Ik zal dit land binnenste buiten draaien.
Bu ülke kazan ben kepçe.Prehľadám celú krajinu...
Bu ülke kazan ben kepçe.Prohledám celou zemi...
Çoğu 24 saat içinde sokaklardan kepçe ile temizlendi.대부분 잡힌 후 24시간 안에 해치웠죠.