Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.Potom Jozua prešiel i celý Izrael s ním z Makkédy do Libny a bojoval proti Libne.
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.Sesudah itu, Yosua dengan tentaranya bergerak terus dari Makeda ke Libna dan menyerang Libna
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.Sitten Joosua ja koko Israel hänen kanssaan lähti Makkedasta Libnaan ja ryhtyi taisteluun Libnaa vastaan.
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.Táhl potom Jozue a všecken Izrael s ním z Maceda k Lebnu, a dobýval Lebna.
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.Και διεβη ο Ιησους, και πας ο Ισραηλ μετ' αυτου, εκ Μακκηδα εις Λιβνα και επολεμει την Λιβνα.
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.И пошел Иисус и все Израильтяне с ним из Македа к Ливне и воевалпротив Ливны;
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.След това Исус и целият Израил се него премина от Макида в Ливан и воюваше против Ливна.
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.ויעבר יהושע וכל ישראל עמו ממקדה לבנה וילחם עם לבנה׃
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.ثم اجتاز يشوع من مقيدة وكل اسرائيل معه الى لبنة وحارب لبنة.
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.約 書 亞 和 以 色 列 眾 人 從 瑪 基 大 往 立 拿 去 、 攻 打 立 拿
Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkedadan Livnanın üzerine yürüyüp kente saldırdı.約書亞 和 以色列 眾人 從瑪 基 大 往立 拿去 、 攻打 立拿
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Allora diede le armi al ragazzo che era con lui e gli disse: «Và e riportale in città»
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Átadá azután Jonathán fegyverét a gyermeknek, a ki vele volt, és monda néki: Eredj el, vidd be a városba.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Da gab Jonathan seine Waffen seinem Knaben und sprach zu ihm: Gehe hin und trage sie in die Stadt.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Después Jonatán entregó sus armas al muchacho y le dijo: --Ve y llévalas a la ciudad
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Então Jônatas deu as suas armas ao moço, e lhe disse: Vai, leva-as � cidade.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Giô-na-than trao binh khí cho tôi tớ mình, và bảo rằng: Hãy đi, đem nó về trong thành.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Giô-na-than trao binh_khí cho tôi_tớ mình , và bảo rằng : Hãy đi , đem nó về trong thành .
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.I dal Jonata braň svou pacholeti, kteréž s ním bylo, a řekl jemu: Jdi, dones do města.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.I dał Jonatan oręż swój chłopcu, który z nim był, i rzekł mu: Idź, odnieś do miasta.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Ionatan a dat băiatului armele, şi i -a zis: ,,Du-te şi du-le în cetate.``
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Ja Joonatan antoi aseensa pojalle, joka hänellä oli mukanaan, ja sanoi hänelle: "Mene ja vie nämä kaupunkiin".
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Jonatan gav derpå sin Dreng Våbnene og sagde til ham: "Tag dem med til Byen!"
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Jonathan remit ses armes à son garçon, et lui dit: Va, porte-les à la ville.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Kemudian Yonatan memberikan alat pemanahnya kepada anak itu dan menyuruh dia kembali ke kota
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.요나단이 그 병기를 아이에게 주며 이르되 이것을 가지고 성으로가라
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Nato izroči Jonatan hlapcu svojemu orožje in mu veli: Pojdi, nesi je v mesto.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Potom dal Jonatán svoje zbrane chlapcovi, ktorého mal so sebou, a povedal mu: Iď, zanes do mesta.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Så gav Jonatan sine våben til gutten og sa til ham: Gå og ta dem med dig til byen!
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.И отдал Ионафан оружие свое отроку, бывшему при нем, и сказал ему: ступай, отнеси в город.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.Тогава Ионатан даде оръжията си на момчето, което му слугуваше , и му каза: Иди занеси ги в града.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.ויתן יהונתן את כליו אל הנער אשר לו ויאמר לו לך הביא העיר׃
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.فاعطى يوناثان سلاحه للغلام الذي له قال له اذهب. ادخل به الى المدينة.
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.約 拿 單 將 弓 箭 交 給 童 子 、 吩 咐 說 、 你 拿 到 城 裡 去
Yonatan, silahlarını yanındaki uşağa vererek, ‹‹Al bunları kente götür›› dedi.約拿單將 弓箭 交 給 童子 、 吩咐 說 、 你 拿到 城裡去
Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, ‹‹Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!›› diye ilan etti.És kezde Jónás bemenni a városba egy napi járóra, és kiálta és monda: Még negyven nap, és elpusztul Ninive!
Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, ‹‹Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!›› diye ilan etti.In Jona je šel v mesto en dan hoda in je klical, govoreč: Še štirideset dni, in Ninive bodo razdejane!
Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, ‹‹Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!›› diye ilan etti.I rzekł Pan: A dobrzeż to, że się tak gniewasz?
Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, ‹‹Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!›› diye ilan etti.요나가 그 성에 들어가며 곧 하룻길을 행하며 외쳐 가로되 사십 일이 지나면 니느웨가 무너지리라 하였더니
Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, ‹‹Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!›› diye ilan etti.Og Jonas gikk en dagsreise inn i byen og ropte: Om firti dager skal Ninive bli omstyrtet.
Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, ‹‹Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!›› diye ilan etti.ויחל יונה לבוא בעיר מהלך יום אחד ויקרא ויאמר עוד ארבעים יום ונינוה נהפכת׃
Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, ‹‹Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!›› diye ilan etti.فابتدأ يونان يدخل المدينة مسيرة يوم واحد ونادى وقال بعد اربعين يوما تنقلب نينوى
Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, ‹‹Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!›› diye ilan etti.約 拿 進 城 走 了 一 日 、 宣 告 說 、 再 等 四 十 日 、 尼 尼 微 必 傾 覆 了
Yunus kente girip dolaşmaya başladı. Bir gün geçince, ‹‹Kırk gün sonra Ninova yıkılacak!›› diye ilan etti.約拿進 城 走 了 一 日 、 宣告 說 、 再 等 四十日 、 尼尼微 必 傾覆了