Ana içeriğe geç
Sözlük

kendine ile cümle

kendine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu dünyadaki akranlar tarafından işlenen ilk kendine benzer destek ve savunma örgütü idi.Det første var en forsvars- og bistandspakt av samme art som dem man hadde inngått med de baltiske statene.
Merve onu kendine has yöntemleri ile adeta tavlamış.Monroe stilte minst like strenge krav til seg selv.
Bunun üzerine, kendine bir kostüm yaratır ve geleceğin Spider-Man'i olur.Han lager også en uniform gjør at han kan gå under tittelen som Spider-Man.
Rekabet baskısı yoktur, kendi kendine yarışma vardır.I dette mesterskapet var det ingen lagkonkurranse, kun individuelle konkurranser.
Bundan dolayı takım ligde 22.sırada kendine yer bulabildi.Han spilte seg dermed opp til delt 22.-plass.
Bas gitar çalmayı kendi kendine öğrenmiştir.Han lærte seg selv å spille gitar.
Bu felsefenin kendine özgü güçlüklerinin kaynağı da yine burasıdır.Men kimen til hans svakhet ligger også her.
Metropolitan kent alanı 17 belediyeye ayrılır ve her biri kendine özgü bir yerel konseye sahiptir.Den er inndelt i 17 kommuner og hver kommune har eget lokalt råd.
Bütün arkadaşları ona arkalarını dönmüştür ve onu kendi kendine bırakırlar.Hans tilhengere samlet seg bak ham og han fikk fortsette.
Hemen her ailenin kendine ait bir cehriliği vardır.Hver familie har bare én slekt hver.
Kendi kendine Fransızca öğrendi.Han lærte seg selv baskisk.
Buffy nihayet kendine gelir ve içine düştüğü durumun farkına varır.Firefly kommer ned og lurer på hva som har skjedd.
Yolcular da kendine gelir ve kurtarma gemisi oraya varır.Besetning og passasjerer redder seg i livbåtene.
Fakat Nikiforos bu iki generali kendine çekmeyi başardı.Shields ble slått under angrepene fra begge generalene.
Okulun kendine ait bir marşı vardır.Skolen fikk et mål i seg selv.
Kendine ait bir göleti bulunmaktadır.Vil ha sin egen fugl.
Ülkede var olan birçok etnik grup nedeniyle, her etnik grubun kendine özgü dili vardır.Flere etniske grupper har sameksistert i dette området og har påvirket hverandre språklig.
Üçüncüsü ise Birnam Koruluğu kendine karşı yürüyüşe geçmeden kendisinin yenik düşemeyeceğini açıklar.Den tredej at han kan ikke bli beseiret før Birnam Wood marsjerer mot ham.
Köyün kendine has lehçesi vardır.Landsbyen har sitt eget sognestyre.
Setsuna kendine geldiğinde Rociel gitmiştir, Sara ise baygın haldedir.Samme kveld som kroningen fant sted ble Caroline syk.
Leonara'nın kendine ihanet ettiğini sanır.Da oppdager hun at Martha har hengt seg selv.
Şehir, bu şoktan sonra ancak yavaşça kendine gelebildi.Byen klarte ikke å reise seg etter denne katastrofen.
Yemekleri ise kendine has tadı ve lezzeti vardır.Fruktene er spiselige og har søt smak.
Hepsinin kendine ait bir kişiliği dolayısı ile hepsinin kendine ait sevenleri vardı.”Alle som har en egenart, har noe å tape.»
Her kahramanın kendine özgü hikâyesi ve özellikleri vardır.Hver inkarnasjon har hatt sin egen personlighet og særheter.
Bu kez eş olarak bir meslekdaş seçmiştir kendine: Dr. İlse Kaul.Utvalgets medlemmer var: professor dr. juris.
Ayrıca kendine ait bir yayınevi ve kitabevi vardı.Dessuten fikk man da en egen avis.
Bu modelin kendine özgü terimleri de vardır.Dette merket har egne krav.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.De øvrige 50 % av aksjene var da eid av en lang rekke private- og institusjonelle investorer.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Den er ofte svært mistenksom overfor fremmede og vil normalt bli en god vakthund.
1980'li yılların başlarında kendine ait parfüm ve giyim eşyası üreten markasını piyasaya sürdü.På begynnelsen av 1980-tallet, begynte hun å utvikle og markedsføre sine egne merker på klær og parfyme.
Her bir çemberin kendine ait bir Diyeti vardı.Hver gård hadde sin egen nisse.
Hristiyanlara göre İsa'nın "dünyada kendine özgü bir önem"i vardır.Umat Kristen percaya bahwa Yesus memiliki suatu "signifikansi yang unik" di dunia.
Yaklaşık 10.000 yıl önce bazı kendine özgü Felis silvestris lybica lar Orta Doğu'da evcilleştirildi.Sekitar 10.000 tahun yang lalu, beberapa Felis silvestris lybica individu didomestikasi di Timur Tengah.
Metropolitan kent alanı 17 belediyeye ayrılır ve her biri kendine özgü bir yerel konseye sahiptir.Wilayah metropolitannya terbagi menjadi 17 munisipalitas dan masing-masing memiliki dewan lokalnya sendiri.
9 tane bağımsız ya da kendine özgü okuma vardır.Ada 9 bacaan independen atau khas.
Gördüğü her erkekten hoşlanmakta ve birçok kişiyi kendine aşık etmektedir.Maka banyaklah orang yang menyukai dan ingin memperistrinya.
Şu an kayıtlı 208 FIFA üyesinin her birinin kendine has bir kodu vardır.Saat ini terdapat 208 anggota FIFA, masing-masing diberikan sebuah kode negara.
İnsan emeği olmadan kendi kendine yetişebilmektedir.Demikian manusia juga akhirnya dipengaruhi oleh kekuasaan, bukan manusia mempengaruhi kekuasaan.
Goyle genellikle hep birçok yönden kendine benzeyen Vincent Crabbe 'le beraber anılır.Goyle biasanya selalu terlihat dengan temannya, Vincent Crabbe.
I. Mihail bu yenilgisini, kendine ve hanedanına Allah'ın bir gazabı olarak görmekteydi.Dīn disandarkan menjadi dīn Allāh karena melihat Allah sebagai Pemilik dan sumber dari dīn tersebut.
Elizabeth Kerstin'in cebine kendine yardım edilmesini isteyen bir kâğıt yazıp koymuştu.Secarik surat dari Elisabeth meminta pertolongan ditemukan di saku Kerstin.
Dört gün hastanede yattıktan sonra kendine geldi ve eve döndü.Empat hari setelah pulang, ia kembali masuk rumah sakit.
Uluslararası yarışmalarda her taraf kendine verilen 73 dakikada tüm atışlarını tamamlamalıdır.Dalam pertandingan internasional, setiap regu diberi waktu 73 menit untuk menyelesaikan semua lemparan.
Warhol'un yaklaşımı, art rock'ın her boyutunda kendine yer edindi.Warhol membuat pendekatan yang signifikan dalam art rock.
1995 yılında şirketin başarıları birçok insanı kendine çekmişti.Pada tahun 2015 berbagai prestasi kemanusiaan telah berhasil diterimanya.
Arnavutluk'ta her bir bölge kendine ait spesifik kahvaltı kültürüne sahiptir.Setiap provinsi di Indonesia memiliki musik tradisional dengan ciri khasnya tersendiri.
Willem Barents, 20 Haziran'da, adada kendi kendine ölmüştür.Namun, Barentsz sendiri meninggal pada 20 Juni.
Bu yüzden, her gezegenin yaşamsal alanı kendine özgüdür.Dengan demikian setiap titik di permukaan bumi memiliki meridiannya sendiri-sendiri.
Filamentasyon aynı zamanda kendi kendine odaklanan bir yüksek güçlü lazer darbesine değinmektedir.Hal ini juga dipersenjatai dengan laser kuat untuk mempertahankan diri.
Bu yüzden kendi kendine bir gün gerçekten yazacağını söyleyerek bekledi.Saya tidak percaya kalau dia menulis tentang dirinya sendiri.
(Nisa 4/136-137) Bu Elçi, Rabbinden kendine indirilene inanmıştır.Diriwayatkan pula bahwa Muhammad adalah orang yang percaya sepenuhnya dengan keesaan Tuhan.
Böylece kendine birçok düşman edinir.Ia mampu mempertahankan dirinya melawan beberapa orang musuh sekaligus.
Bir melek kendini bu lanetlemeden nasıl kurabileceğini kendine bildirmiştir.Lisa menyangka bahwa dirinya telah bebas dari kutukan.
Ormanlık alanları vardır köy yayla şeklindeir ve kendine ait yaylası yoktur.Desa Talang Piase adalah hutan belantara dan tidak memiliki penghuni.
Kendine Aydın Eyaleti valiliği verildi.Negeri ini dijuluki Negeri Beradat.
Jesus Of Suburbia: Kendine "Jesus Of Suburbia" adını veren kişinin evden ayrılma hadisesi.Lalu pada lagu "Jesus of Suburbia" dikenalkanlah tokoh bernama Jesus of Suburbia.
İnsanın kendi kendine yeterli olabilmesi gerektiğini savunmuştur.Manusia dapat berusaha sendiri untuk menjadi sempurna.
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.Tanpa berbicara menggunakan bahasa Prancis, dia mulai putus asa mencari istrinya.
Kendine özen göster!Selidikilah dirimu!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod