Her ulusun kendine has avantajları vardır.Chaque outil a ses avantages.
Her karakterin kendine has özel silahları, ekipmanları ve zayıflıkları olacak.Chaque classe de personnage possède ses propres armes, caractéristiques et modes de jeu.
Daima kalın seslerle bitirilir.Kendine has mahalli kelimeler de vardır.Ils tiennent toujours leur promesse mot pour mot.
Hükümdar taçları her kralın kendine has özelliklerini de yansıtır.Les dirigeants locaux prennent aussi conscience de la particularité du royaume.
Tava ciğerin kendine has aromasının sırrı kızartma yağıdır.Le cheval se sert de son odorat pour trouver de l'eau.
Her birinin kendine has üreme hücresi vardır.Elles ont chacune leur propre usine de conversion.
Hükümdar taçları her kralın kendine has özelliklerini de yansıtır.También muestran el carácter de cada rey.
Kendine has bir kültürü yoktur.No hay cultura pura.
Kendine has bir kahkahası vardır.Y tengo que reírme de ti.
Filosemitizm, kendine has bir fenomen değildir.La dolarización en sí misma no es un fenómeno nuevo.
Kendine has kıyafetleri vardır.Así que tienen que actuar con su propia ropa.
Sadece kendine has bir üslupla tek başına dans ederek başarısını kutlar.Él es un ejemplo mediante la celebración de sí mismo a un alto nivel.
Dağlık bölgeler kendine has faunasıyla insani eylemlerden çok az biçimde etkilenmişlerdir.Las regiones montañosas tienen una fauna peculiar relativamente poco influenciada por las actividades humanas.
Her ülkenin PEN merkezi kendi içinde kendine has bir örgütlenme biçimine sahiptir.Cada recinto tiene su forma de organizarse.
Bu, sadece bu ısı seviyesinde oluşabilecek kendine has kuantum etkilerini gözlemlemek için yapılır.Es gracias a estas fases que podemos mantener nuestra temperatura corporal en gran parte.
Her boyun kendine has bir damgası ve bir kutsal kuşu vardı.Tenía a su disposición un rebaño sagrado.
Her indikatörün kendine has hazırlanma şekilleri vardır.Cada nacionalidad indígena tiene su forma de prepararlo.
Beldenin bir başka özelliği de kendine has el dokumaları.Que los libros los hicieran, pues, los otros.
Toplamda 211 üye ülkesi bulunan FIFA her ülke için kendine has ülke kodu belirlemektedir.Ci sono attualmente 211 membri FIFA, ognuno con il suo codice univoco.
Meclis ve Senatonun her birinin kendine has güçleri vardır.La Camera dei Rappresentanti ed il Senato delle Filippine dispongono ciascuna di una propria mazza.
Her milletin kendine has bir yemek kültürü bulunmaktadır.Ovunque tu sia è una coproduzione internazionale.
Her boyun kendine has bir damgası ve bir kutsal kuşu vardı.Ciascuno di loro aveva a disposizione una paddle ed un tasto.
Her işlemin kendine has önemi vardır.Каждое действие несёт свой смысл.
Freeman kendine has düzgün, derin sesiyle ve anlatımdaki becerisi ile tanınır.Также Фримен известен своим характерным спокойным глубоким голосом и мастерством рассказчика.
Ayrıca her TARDIS'in kendine has bir zekası ve kişiliği vardır.Будет ли каждый реконструированный мозг обладать одной и той же умственной и личностной идентичностью?
Kendine has saç ve kıyafet stili, Karl Lagerfeld gibi moda tasarımcılarına ilham kaynağı oldu.Её запоминающийся стиль в одежде сделал её музой для модельеров, таких как Карл Лагерфельд.
Çin mutfağının kendine has birçok sebzesi mevcuttur.Так австрийская кухня заимствовала множество чешских блюд.
Bölgenin Türkleşmesinde rol oynayan bu unsurlar, bölgenin kendine has lehçesini de oluşturmuşlardır.Членам этой конфессии, скрывавшимся от преследований, выпало сыграть решающую роль в освоении региона.
Şu an kayıtlı 208 FIFA üyesinin her birinin kendine has bir kodu vardır.هنالك حاليا 208 عضو في الفيفا، كل بلد مع الرمز الخاص به.
Ayrıca İngiltere de kendine has bir tarzı olan Greenwich' zırhını üretmiştir.كما أنتجت إنجلترا دروعًا في غرينيتش، بشكل فريد من نوعه خاصة بها.
Kendine has bir kahkahası vardır.10.يضحك مع نفسه.
Kendine has bir kokusu vardır.له ارتباط بالعطر.
Daha sayamadığımız yörenin kendine has yemekleridir.فالطعام الذي دخل في جوف الذبابة لم يعد نفسه الطعام الذي سلبته.
Her karakterin kendine has bazı özel yetenekleri vardır.وكل زربية لها خصوصيات معينة.
Toplamda 211 üye ülkesi bulunan FIFA her ülke için kendine has ülke kodu belirlemektedir.Existem atualmente 211 membros da FIFA, cada um com o seu único código de país.
Beldenin bir başka özelliği de kendine has el dokumaları.Pela Terra Alheia: Notas de Viagem.
Kendine has bir kokusu vardır.Ele tem um cheiro único.
Kendine has bir kültürü yoktur.Nenhum ponto de vista culturalista prevalece aqui.
Düğünlerde gelin alması kendine has bir güzelliğe sahiptir.Depois de casados, eles têm uma bonita lua-de-mel.
Amino asit dizisinin değişken kısmı ise her helikazın kendine has özellikleri ile ilgilidir.Muitos dos bens trocados no moitará são referentes às especializações de cada etnia.
Bu cevizin kendine has bazı özellikleri mevcuttur.O relevo dessa área possui características próprias.
Kendine has tarzı ile arena rock'ın en önemli bateristlerinden biridir.Entretanto, é mencionado como um dos bateristas mais técnicos do Hard Rock.
Her boyun kendine has bir damgası ve bir kutsal kuşu vardı.Mas falou que no cetro havia um cuco, uma de suas aves sagradas.
Her karakter kendine has 3 özel harekete sahiptir.Cada personagem tem o seu movimento especial.
Kendine has çengel atışıyla özdeşleşmiştir.Hij is met één kogel afgemaakt, een duidelijke afrekening.
Beldenin bir başka özelliği de kendine has el dokumaları.En de kleuren van het plaatje zullen langzaam van het ene naar het andere plaatje overgaan.
Kendine has bir başka özelliği balta vuruşu ısırığıdır.Een vreemde eend in de bijt.
Kendine has lezzetleri vardır.Ik wil iets lekkers.
Kendine has bir iklimi vardır.Instellen van een bepaalde sfeer (met behulp van verlichting).
Daha sayamadığımız yörenin kendine has yemekleridir.Ook het eten dat wordt voorgeschoteld krijgt hij niet door zijn strot.
Her indikatörün kendine has hazırlanma şekilleri vardır.Alle landschapsvormen hebben een Saaminaam.
Kendine has bir kahkahası vardır.Wydaje z siebie charakterystyczny śmiech.
Kendine has bir kültürü yoktur.Nie posiadają oni swojego miejsca kultu.
Ayrıca her TARDIS'in kendine has bir zekası ve kişiliği vardır.Każdy jego Miecz to jednocześnie broń i osobowość.
Her işlemin kendine has önemi vardır.Każda z nich ma swoje znaczenie.
İki organizmanın genomları aynı uzunlukta olmakla beraber her ikisinin de kendine has genleri bulunmaktadır.Uzyskanie dla nich obu takich samych wyników oznacza ich bliskie pokrewieństwo genetyczne.
Kristalin enerjisi azaldıkça, her bir atomun kendine has titreşimleri sıfıra düşer.Kiedy promieniowanie rentgenowskie pada na kryształ, na każdym jego atomie dochodzi do dyfrakcji.
Her indikatörün kendine has hazırlanma şekilleri vardır.Każdy człowiek ma w sobie potencjał do samodoskonalenia.
İzci gruplarının kendine has üniformaları bulunur.Ścigany przez służby mundurowe musi się ukrywać.
Her ırkın kendine has özellikleri bulunmaktadır.Każda z ras ma własny sposób walki.