Ana içeriğe geç
Sözlük

kendine has ile cümle

kendine has kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Tom çok kendine has.Tom is very idiosyncratic.
Tom'un çok kendine has bir konuşma üslubu var.Tom has a very distinct idiolect.
Geleneksel olarak Fransa'nın her bölgesinin kendine has bir mutfağı vardır.Traditionally, each region of France has its own distinctive cuisine.
Fenollerin kendine has özellikleri vardır ve genel olarak diğer alkollerden ayırt edilirler.Phenols have distinct properties and are generally disinguished from other alcohols.
Meclis ve Senatonun her birinin kendine has güçleri vardır.The House and Senate each have particular exclusive powers.
Kendine has bir kokusu vardır.It has a pungent odor.
Dağlık bölgeler kendine has faunasıyla insani eylemlerden çok az biçimde etkilenmişlerdir.The mountain regions have peculiar fauna relatively little influenced by human activities.
Gram-pozitif bakterilerin kendine has özelliği ise teyikoik asitin hücre duvarındaki varlığıdır.Specific to gram-positive bacteria is the presence of teichoic acids in the cell wall.
Mahallenin kendine has yemeklerine bulunmaktadır.The propensity there to eat their own.
M.Ö. 1000'den itibaren bu iki grup kendine has bir kültür geliştirmeye başladı.By 1000 BC both groups had merged into a distinctive culture.
Kendine has bir kültürü yoktur.Or that there's no culture here.
Toplamda 211 üye ülkesi bulunan FIFA her ülke için kendine has ülke kodu belirlemektedir.There are currently 211 FIFA members, each one with its unique country code.
Köyün kendine has yemekleri vardır.The people of the town brought us something to eat.
Her karakter kendine has 3 özel harekete sahiptir.Each character has exactly 3 special moves.
Silezya dilinin kendine has ayrı bir alfabesi yoktu.The Kuy language has no alphabet of its own.
Matrakçı Nasuh'un minyatür-harita karışımı kendine has bir üslubu vardır.The subject inside the fMRI machine focuses on a point.
Türler ise daha kendine has özellikleri olan alt türlere bölünürler.Genres then break up into subgenres with their own even more specific conventions.
Açık kaynaklı projelerin kendine has bir ivmesi oluyor.Open source projects tend to have a momentum of their own.
Her adanın kendine has bir özelliği vardırEach island has its own character
(Azra dýţ ses) Hayat bir oyun gibidir... ...ve her oyunun kendine has kurallarý vardýr...-(Azra)The life is like a game... ...and all games have own rules..
Ama pişmanlık dört farklı kendine has ve kalıcı şekilde berbat hissediliyor.But it turns out that regret feels awful in four very specific and consistent ways.
Tasarımdan söz edersek, her şehrin kendine has bir tasarımı var.Speaking about the design: every city has its own design.
Ve her şehrin kendine has bir tasarımı var.And every city has its own design.
Kendine has itme güçünü oluşturan elektrikli motorlara sahiptir.It has electric motors with a novel propulsion system.
O kendine has kokusunu ayırt öğreneceksiniz. "He will learn to distinguish your peculiar scent."
Kendine has üslubuyla"How does it feel to be free?"
Her ülkenin kendine has bir değer önerisi vardır.Each country has a unique value proposition.
Al kendine has bir zekaya sahip olacak.AI is going to be its own kind of intelligence.
Kendine has mizahına uygun bir şekilde aynı zamanda oya işi yapmayı seviyordu.In his deeply authentic self, he also loved needlepoint. (Laughter)
Sonuç olarak,her ada kendine has bir özelliğe bürünürThe result is that each island ends up with its own unique character
Hepsinin kendine has kültürleri vardı ve umarım ki başarılı olurlar...With an authentic culture, and I hope they will succeed...
Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı,WHEN THE WORLD is shaken up by its cataclysm,
Bu etnik grubun kendine has özelliği, üyeleri arasında albinoluların çok oluşudur.The distinctive feature of this ethnic group is the high rate of albinos among its members.
Onun spora kendine has farklı bir yaklaşım getirdiğini ileri sürenler de var.But some say that he brings his own distinctive approach to the sport.
Bekiri, "Bu sürecin kendine has güçlükleri olabilir."The process might have its difficulties.
Bu durum da beraberinde kendine has sorunlar getiriyor.That poses its own set of challenges.
Ancak Curri, Kosova'nın kendine has engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti.But Kosovo faces unique hurdles, Curri said.
Sibiu'nun kendine has bir ortaçağ havası var.The city of Sibiu has a distinctive medieval atmosphere.
Ekonomik büyüme, kendine has riskleri olsa da reel." diyor.Economic growth is real, though it has its own risks," he told SETimes.
Fenollerin kendine has özellikleri vardır ve genel olarak diğer alkollerden ayırt edilirler.Phenols have distinct properties and are generall disinguished from other alcohols.
Yeni Zelanda'nın kendine has bir çevirme planı vardır.New Zealand has a special-case dial plan.
Ayrıca kendine has dreadlocks tarzı saçlarını kestiği de bu sayede ortaya çıkardı. [1]He also revealed that he had cut his signature dreadlocks.[22]
Genelde Emma ile atışırken kullandığı kayıtısız mizah anlayışıyla zeki ve kendine has biridir.He is an individual, quick-witted, with a dry sense of humour — often used in sparring with Emma.
Kendine has ritüellerinden biri çalmadan önce her baladdan sözler okumaktı.One of his idiosyncratic rituals was to recite lyrics from each ballad before playing it.
Kendine has bir iklimi vardır.Und Deutliche Wetterberuhigung.
Her ırkın kendine has özellikleri bulunmaktadır.Jede Rasse hat ihre eigenen Eigenschaften.
Şehrin kendine has bir spor kulübü vardır.Die Sportgruppe hat hier einen eigenen Raum.
Her zaman kendine has fakat iğrenç yemekler bulur.Sie nervt ihn unablässig, ihre Kochkünste sind miserabel.
Nevruz'da her yöre kendine has pilav çeşitlerinden hazırlar.In Peru hat jede Andenregion eigene Rezepte für die Zubereitung von Meerschweinen.
Karakterlerin hemen tanınması için her karakterin bir kendine has bir özelliği olan maskesi bulunurdu.Jeder Tänzer stellt mit seiner Maske einen bestimmten Charakter oder ein bestimmtes Tier dar.
Ayrıca kendine has buhar kıvrımlarından ve sedef parıltısından da tanınabilir.Sie können auch durch ihren etwas runderen Körper und abgerundete Flossenspitzen unterschieden werden.
Cemaatin kendine has dini gelenekleri mevcuttu.Seine Familie bekannte sich zur traditionellen Religion.
Filosemitizm, kendine has bir fenomen değildir.Dollarisierung an sich ist kein neues Phänomen.
İzci gruplarının kendine has üniformaları bulunur.Motorradkorps Sie verfügten über eigene Uniformen.
Kendine has bir kültürü yoktur.Es gibt keine Kulturarbeit!
Her birinin kendine has üreme hücresi vardır.Sie verfügen jeweils über ein Wasserschloss.
Her ulusun kendine has avantajları vardır.Jede Seite hat ihre Vorteile.
Kendine has bir kahkahası vardır.Etwas zu lachen soll es geben.
Oyuncular bir tanrıyı temsil eder ve kendine has yetenekleri vardır.Le joueur incarne un dieu avec des attaques et des compétences uniques.
Her zaman kendine has fakat iğrenç yemekler bulur.Il s'élève bien en liberté et trouve sa nourriture seul.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod