Lana Del Rey, tarzını "kendine özgü gangster Nancy Sinatra" olarak tanımlamıştır.Pjevačica je opisana kao "self-styled gangsta Nancy Sinatra".
Aynı zamanda kendine özgü görsel unsurlar barındırırlar.Taktiež sa u nich vyskytuje poškodenie sebavedomia.
Parçalarını seslendirdiği kendine özgü bariton sesi ile tanınmıştır.Je tiež známy svojim barytónovým hlasom.
Bolt'un dış görünüşü de kendine özgüdür.Vznik libreta je zaujímavý sám o sebe.
Azeri halk kültüründe ve halk inancında kendine özgü bir vampir türüdür.Za skutočné arché považovali ľudskú kultúru, ba dokonca samotného človeka.
Her kahramanın kendine özgü hikâyesi ve özellikleri vardır.Každá z jednotlivých krajín má svoju vlastnú zvláštnu históriu a charakter.
Genel olarak her halkın kendine özgü bir kültür yapısı vardır.Administratívnu kultúru má každý štát.
Kendine özgü Sekizgen bir forma sahiptir.Majú len 8 rovnakých ramien.
Mançucanın kendine özgü bir alfabesi vardır.Haka má svoju presnú choreografiu.
Küçük ve kendine özgü bir tasarımı vardır.Mesto malo i vlastnú radu.
Hristiyanlara göre İsa'nın "dünyada kendine özgü bir önem"i vardır.Kristjani verjujejo, da je Jezus v svetu edinstvenega pomena.
En göze çarpan, kendine özgü davranışsal ve fiziksel uyarlamalar, doğal seçilimin sonuçlarıdır.Najočitnejše so vedenjske in fizične prilagoditve, ki so posledica naravnega izbora.
UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan kasaba, ününü kendine özgü mimari dokusuna borçludur.Shibam, ki je sedaj na UNESCOvem seznamu svetovne dediščine, dolguje svojo slavo svoji posebni arhitekturi.
Zen aynı zamanda paradoksal olarak, kendine özgü zengin bir yazılı literature de geliştirmiştir.Zen je, paradoksno, tudi sam proizvedel bogat korpus literature, ki je postala del njegove prakse in učenj.
Ayrıca adanın kendine özgü bir bayrağı da bulunmaktadır.Salos turi ir civilinę vėliavą raudonu pagrindu.
Aynı yandaki bacaklarını birlikte kaldırarak kendine özgü bir biçimde koşar.Po dugną jos šliaužioja į kojas panašiomis išaugomis.
Ayrıca kendine özgü ahşap evleriyle tanınan turistik mekândır.Taip pat svarbus turizmo centras, garsėjantis savo lošimo namais.
Köyün kendine özgü bir halk oyunu yoktur.Deja, salarų tauta neturi savo nacionalinio šokio.
Her birinin kendine özgü giyinme ve kuşanma şekli vardır.Kiekvienas kaimas turi savitą drabužių puošybą.
Müzikolojinin o sıralarda henüz kendine özgü bir araştırma metodu yoktu.Grupės nariai iki tol beveik neturėjo muzikinės patirties.
Bölgenin kendine özgü çoksesli müziği de dikkat çekicidir.Man ir pačiam šis miuziklo pastatymas – ypatingas.
Bloklar arasındaki arayüzlerin basit ve kendine özgü olması olağan bir yan etkidir.Erinevate kanalite vahel liikumine peab olema kliendi jaoks sujuv ja lihtne.
Zen aynı zamanda paradoksal olarak, kendine özgü zengin bir yazılı literature de geliştirmiştir.Lisaks osales ta energiliselt kirjastuse Freies Geistesleben rajamisel.
Kendine özgü gırtlak şarkısı olan höömeyi şarkılarında kullanmaktadır.Seejuures kasutab ta jakuudi laulule iseloomulikku laulutehnikat toiuk.
32 katlı bir bina yüksekliğindeki kendine özgü bu canlı organizma, yüzyıllardır gökyüzüne doğru yol alıyor.32 طابقا، يشكلها هذا الكائن الحي صعودا في الفضاء عبر فترات طويلة من الزمن.
32 katlı bir bina yüksekliğindeki kendine özgü bu canlı organizma, yüzyıllardır gökyüzüne doğru yol alıyor.삼나무 숲의 허공을 향해 쭉 뻗어 있는 것을 상상해 보세요. 오랜 세월동안, 허공을 향해 치솟은 채 그 모양을 뽐내는 것을요.
32 katlı bir bina yüksekliğindeki kendine özgü bu canlı organizma, yüzyıllardır gökyüzüne doğru yol alıyor.To jeden organizm, który pnie się w górę przez bardzo długi czas.
32 katlı bir bina yüksekliğindeki kendine özgü bu canlı organizma, yüzyıllardır gökyüzüne doğru yol alıyor.אורגניזם חי יחיד מביא לידי ביטוי את התבנית שלו, 32 קומות מעלה אל תוך החלל במהלך זמן ארוך מאוד.
32 katlı bir bina yüksekliğindeki kendine özgü bu canlı organizma, yüzyıllardır gökyüzüne doğru yol alıyor.ひとつの生命体です セコイアという種族は別の時間尺を生きているように思えます
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Aber diese Superkraft bringt ihre eigenen wissenschaftlichen Probleme mit sich.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Ale taka umiejętność ma własną chmarę naukowych problemów.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.A ta moč ima svoje znanstvene težave.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Dar puterea asta vine cu propriile-i probleme științifice.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.하지만 비행은 또 다른 과학적 문제들을 가져다 줍니다.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Ma anche quel potere ha il suo carico di problemi scientifici.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Maar die kracht brengt haar eigen wetenschappelijke aandachtspunten met zich mee.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Mas esse poder também tem as suas questões científicas.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Nhưng quyền lực đó đi kèm với những vấn đề khoa học liên quan.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Pero ese poder conlleva su propia serie de cuestiones científicas.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Але ця сила має свої наукові проблеми.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.Но эта сила имеет ряд научных проблем.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.אבל הכוח הזה בא עם הבעיות הפיסיקליות שלו.
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.لكن هذه الطاقة تأتي مع حاضنها الخاص في الامور العلمية
Ama o güç de kendine özgü bilimsel meselelerle geliyor.飛べたとしよう
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.A chápal jsem, že dokumentární fotografie, má tu možnost interpretovat události z jejich úhlu pohledu.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.E ho capito che il documentario fotografico ha la capacità di interpretare gli eventi dal loro punto di vista.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Eu percebi que a fotografia documental tem o dom de interpretar os acontecimentos do ponto de vista deles.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.그리고 저는 기록사진이 일반인들의 시각으로 사건을 바라보고 전달 할 수 있다는 것을 알았습니다.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Và tôi hiểu rằng ảnh tài liệu có khả năng diễn giải các sự kiện theo quan điểm của chúng.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Y entendí que la fotografía documental tiene la capacidad de interpretar los hechos desde su punto de vista.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Zrozumiałem więc, że fotografia dokumentalna umożliwia nam pokazywanie wydarzeń z ich punktu widzenia.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.И разбрах, че документалната фотография има способността да интерпретира събитията от тяхната гледна точка.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.И я понял, что документальная фотография обладает способностью показывать события с их точки зрения.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.והבנתי שלעיתונות דוקומנטרית יש את היכולות לפרש מאורעות מנקודת המבט שלהם.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.وفهمت أن التصوير الوثائقي لديه القدرة على ترجمة الأحداث من وجهة نظرها
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.一般市民の視点で出来事を解釈できると理解しています。 また、声なき人々に声を与えます。
Bu kendine özgü düşüncesi ile cihad kavramı Hıristiyanların fazilet kavramı kadar önemli bir yere sahiptir.I den läran är konceptet jihad lika viktigt för muslimer som begreppet nåd är för kristna.
Bu kendine özgü düşüncesi ile cihad kavramı Hıristiyanların fazilet kavramı kadar önemli bir yere sahiptir.Такое понятие джихада не менее важно для мусульман, чем милосердие для христиан.
Bu kendine özgü düşüncesi ile cihad kavramı원래 지하드라는 개념은 기독교도의 은혜만큼이나
Bu kendine özgü düşüncesi ile cihad kavramıברעיון המקורי הזה, מושג הג'יהאד הוא חשוב