Ana içeriğe geç
Sözlük

kendilerini ile cümle

kendilerini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Bu matematikçilere neredeyse kafayı yedirdi, çünkü, sizin gibi, onlar da kendilerini kandırılmış hissettiler.Това почти подлудило математиците, защото, също като вас, те седели и се чувствали баламосани.
Bu matematikçilere neredeyse kafayı yedirdi, çünkü, sizin gibi, onlar da kendilerini kandırılmış hissettiler.Это почти свело математиков с ума, потому что, как и вы, они были полностью сбиты с толку.
Bu matematikçilere neredeyse kafayı yedirdi, çünkü, sizin gibi, onlar da kendilerini kandırılmış hissettiler.המתמטיקאים כמעט השתגעו בגלל זה מכיוון שכמוכם, הם הרגישו שמשטים בהם.
Bu matematikçilere neredeyse kafayı yedirdi, çünkü, sizin gibi, onlar da kendilerini kandırılmış hissettiler.وقد كاد هذا أن يقود علماء الرياضيات الى الجنون لأنهم، مثلكم، يجلسون هناك ويشعرون بأنهم مخدوعين.
Bu matematikçilere neredeyse kafayı yedirdi, çünkü, sizin gibi, onlar da kendilerini kandırılmış hissettiler.線が弧を描いていることから だまされたように感じていたのです
Bu maymunlar kendilerini maymun olarak görmüyorlarPero estos micos no creen que ellos mismos sean micos
- Bunlara bakıp kendilerinin nasıl etkileneceğini biliyorlar.- Eles sabem as ligações diretas para a si próprios...
- Bunlara bakıp kendilerinin nasıl etkileneceğini biliyorlar.Ils connaissent les connections directes à leur propre compte...
- Bunlara bakıp kendilerinin nasıl etkileneceğini biliyorlar.Sanno che i collegamenti diretti con il proprio ...
- Bunlara bakıp kendilerinin nasıl etkileneceğini biliyorlar.Ξέρουν τις άμεσες συνδέσεις με τις δικές τους...
- Bunlara bakıp kendilerinin nasıl etkileneceğini biliyorlar.Замислете се колко са сложни. Защото осъзнават прякото им отношение към техния живот?
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.A zotrvávali v učení apoštolov a v spoločnom bratskom obcovaní a pri lámaní chleba a na modlitbách.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Bili so pa stanovitni v nauku apostolov in v bratovski zvezi in v lomljenju kruha in v molitvah.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Ei stăruiau în învăţătura apostolilor, în legătura frăţească, în frîngerea pînii, şi în rugăciuni.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.e perseveravam na doutrina dos apóstolos e na comunhão, no partir do pão e nas orações.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.I trwali w nauce apostolskiej i w społeczności, i w łamaniu chleba, i w modlitwach.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.I zůstávali v učení apoštolském, a v společnosti, a v lámání chleba, a na modlitbách.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Ja he pysyivät apostolien opetuksessa ja keskinäisessä yhteydessä ja leivän murtamisessa ja rukouksissa.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.저희가 사도의 가르침을 받아 서로 교제하며 떡을 떼며 기도하기를 전혀 힘쓰니라
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Och dessa höllo fast vid apostlarnas undervisning och brödragemenskapen, vid brödsbrytelsen och bönerna.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Og de holdt fast ved Apostlenes Lære og Samfundet, Brødets Brydelse og Bønnerne.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Og de holdt trolig fast ved apostlenes lære og ved samfundet, ved brøds-brytelsen og ved bønnene.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Sie blieben aber beständig in der Apostel Lehre und in der Gemeinschaft und im Brotbrechen und im Gebet.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Vả, những người ấy bền lòng giữ lời dạy của các sứ đồ, sự thông công của anh em, lễ bẻ bánh, và sự cầu nguyện.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Y perseveraban en la doctrina de los apóstoles, en la comunión, en el partimiento del pan y en las oraciones
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Και ενεμενον εν τη διδαχη των αποστολων και εν τη κοινωνια και εν τη κλασει του αρτου και εν ταις προσευχαις.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.И они постоянно пребывали в учении Апостолов, в общении и преломлении хлеба и в молитвах.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.И страх обзе всяка душа; и много чудеса и знамения ставаха чрез апостолите.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Пробували ж у науці апостолській, і в общині, і в ламанню хліба, і в молитвах.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.ויהיו שקדים על תורת השליחים ועל ההתחברות ועל בציעת הלחם ועל התפלה׃
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.وكانوا يواظبون على تعليم الرسل والشركة وكسر الخبز والصلوات‎.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.都 恆 心 遵 守 使 徒 的 教 訓 、 彼 此 交 接 、 擘 餅 、 祈 禱
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.都 恆心 遵守 使徒 的 教訓 、 彼此 交接 、 擘餅 、 祈禱
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Aceastea sunt poze pe care fetiţele nu le-au văzut niciodată
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Ce sont des photos que les filles elles-mêmes n'ont jamais vues, mais qu'elles nous ont donné,
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Das sind Fotos, die die Mädchen selbst nie gesehen, aber uns gegeben haben.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Đây là những bức hình mà bản thân các em gái ấy chưa bao giờ thấy, nhưng đã đưa nó cho chúng tôi
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.De meisjes zelf hebben deze foto's nooit gezien, maar ze gaven ze ons.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Éstas son fotos que las niñas nos dieron pero que nunca vieron
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Ezeket a képeket maguk a kislányok sosem látták, de ők adták nekünk.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Flickorna själva såg aldrig bilderna, men de gav dem till oss.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Ini adalah foto yang mereka sendiri belum pernah lihat, tapi diberikan pada kami
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.이 사진들은 여자어린이들 스스로는 본 적도 없는데, 저희한테 보내준 겁니다.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Queste sono fotografie che le stesse bambine non hanno mai visto, ma ci hanno dato
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.São fotografias que as meninas nunca viram, mas que nos deram.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Są to zdjęcia, których same dziewczynki nigdy nie widziały, ale podarowały je nam.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Tohle jsou fotky, které dívky sami neviděly, ale dali nám je
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Αυτές τις φωτογραφίες τα κορίτσια δεν τις έχουν δει ποτέ, αλλά τις έστειλαν σε μας.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Сами девочки никогда не видели эти фотографии, но они отдали нам пленки.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.Това са снимки, които самите момичета никога не са виждали, но са дали на нас.
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.אלו הן תמונות שהילדות עצמן מעולם לא ראו, אך הן נתנו אותן לנו
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.هذه صور لفتيات لم يروها بأنفسهم، لكنهم ارسلوها لنا
Bunlar kızların kendilerinin hiç görmeden bize verdikleri resimler.これらは実際に彼らの声を聞かないと得ることができないもので
Bu noktada kendilerini uzak ayırt ettik plasenta hücreleri, ama yine de karar değil olmak için gidiyoruz.태반에서 분리되어 분화되고 있는 이 세포들은 지금 이 시점에서는 어떤 것이 될지 정해지지 않았다는 것입니다
Bu noktada kendilerini uzak ayırt ettik plasenta hücreleri, ama yine de karar değil olmak için gidiyoruz.胎盤から細胞、しかしそれらまだ決定していません。 るものになります。 たぶん、このセルとその子孫を最終的に開始します。
Bunu mümkün kılan, Kahire'deki kadınların ayağa kalkıp kendilerini tehlikeye atmaları oldu.이것은 카이로의 여성들이 일어서서 그들 자신에 대해 솔직히 이야기하고
Bunu mümkün kılan, Kahire'deki kadınların ayağa kalkıp kendilerini tehlikeye atmaları oldu.Ze praten over de mate van geweld in Egypte. Ze zijn bereid om aangevallen en bekritiseerd te worden.
Bunu mümkün kılan, Kahire'deki kadınların ayağa kalkıp kendilerini tehlikeye atmaları oldu.זה יקרה בזכות נשים בקהיר שהחליטו לקום ולהסתכן
Bunu mümkün kılan, Kahire'deki kadınların ayağa kalkıp kendilerini tehlikeye atmaları oldu.سيحدث هذا لأن نساء في القاهرة أتخذن قرار الوقوف ووضع أنفسهن على الخط
Bunu mümkün kılan, Kahire'deki kadınların ayağa kalkıp kendilerini tehlikeye atmaları oldu.議論をしようとカイロで女性達が 立ち上がったことで実現を果たしました
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod