Çaldıkça kendi kendilerine daha fazla pratik yapacaklardır.演奏を重ねるにつれて 自分から練習するようになる 音楽とは楽器からではなく
Cebir denildiğinde akla gelcek kavramlara kendilerine özgü yollarla katkı sağladılar-- ce n'est pas comme s'ils avaient juste copié les Babyloniens,
Cebir denildiğinde akla gelcek kavramlara kendilerine özgü yollarla katkı sağladılarDe havde deres egne unikke bidrag til det, vi nu betragter som algebra.
Cebir denildiğinde akla gelcek kavramlara kendilerine özgü yollarla katkı sağladılarHọ đã có những đóng góp độc đáo của riêng họ đến những gì ngày nay chúng ta coi là Đại số.
Cebir denildiğinde akla gelcek kavramlara kendilerine özgü yollarla katkı sağladılar지금의 대수학이 있기까지 업적을 쌓았지요 그렇지만 역사학자들 중에서도 특히 서양의 역사가들은
Cebir denildiğinde akla gelcek kavramlara kendilerine özgü yollarla katkı sağladılarObaj mieli swój własny wkład do tego, co dzisiaj nazywamy "Algebrą"
Cebir denildiğinde akla gelcek kavramlara kendilerine özgü yollarla katkı sağladılarВони зробили свій власний,унікальний вклад того,що ми сьогодні називаєм "алгебра".
Cebir denildiğinde akla gelcek kavramlara kendilerine özgü yollarla katkı sağladılarלמרות שכולם תרמו בדרכם שלהם זה לא שהם רק העתיקו את מה שהבבלים עשו. היו להם בתרומות הייחודיות שלהם
Cebir denildiğinde akla gelcek kavramlara kendilerine özgü yollarla katkı sağladılarلما نعتبره اليوم علم الجبر لكن هناك الكثيرون، و خاصة علماء الغرب
Cebir denildiğinde akla gelcek kavramlara kendilerine özgü yollarla katkı sağladılar特に西洋の歴史家は、 Diophantus を代数学に父と考えます。
Çocukların bir şeyleri açık açık öğretilmektense, kendi kendilerine keşfetmesinin değerine inanması...As crianças deviam descobrir as coisas por si próprias, em vez de estas lhes serem simplesmente ensinadas.
Çocukların bir şeyleri açık açık öğretilmektense, kendi kendilerine keşfetmesinin değerine inanması...직접 가르치기보다는 아이들 스스로 발견하는 데 가치를 둔다는 데 큰 흥미가 생겼어요.
Çocukların bir şeyleri açık açık öğretilmektense, kendi kendilerine keşfetmesinin değerine inanması...lucruri, în loc să fie învăţaţi direct.
Çocukların bir şeyleri açık açık öğretilmektense, kendi kendilerine keşfetmesinin değerine inanması...והדרך שהיא חשבה שזה נורא חשוב לילדים לגלות דברים בעצמם, מאשר שהם ילמדו את הדברים הללו, פשוט באופן גלוי.
Çocukların bir şeyleri açık açık öğretilmektense, kendi kendilerine keşfetmesinin değerine inanması...والطريقة التي ظنت انها قيمة جدا للأطفال لاكتشاف نوع من الأشياء من تلقاء أنفسهم بدلاً من تدريس هذه الاشياء،
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Betrek de kinderen in hun eigen opvoeding.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Coinvolgere i bambini nella loro stessa educazione.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Enliste a los niños en su propia educación.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Enrôlez les enfants dans leur propre éducation.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.아이들이 스스로 자라도록 해주세요.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Libatkan anak-anak dalam pengasuhan mereka sendiri.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Nehmen Sie die Kinder für die eigene Erziehung in die Pflicht.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Pozyskaj dzieci do procesu wychowywania.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Számítsunk a gyerekekre saját nevelésükben!
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Tranh thủ sự tự giáo dục của bọn trẻ.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Αναθέστε στα παιδιά την ίδια τους την ανατροφή.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Вовлеките детей в их собственное воспитание.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Залучіть дітей до їхнього виховання.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.Привлечете децата в тяхното собствено възпитание.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.לגייס את הילדים לתהליך גידולם.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.تجنيد الأطفال في تربيتهم انفسهم.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.つい昨日の家族会議のことですが
Commit'leri (ve mesajlarını) ana akımda kendilerine tekabül eden commit'ler ile gösterAfficher les commits (et leurs messages) avec des commits équivalents en amont
Çünkü bunun kendilerine yabancı olduğunu düşündüler.왜냐하면 사람들은 그들의 문화에 그것이 이질적이라고 생각했고
Çünkü bunun kendilerine yabancı olduğunu düşündüler.מכיוון שהם חשו שזה זר לתרבות שלהם,
Çünkü bunun kendilerine yabancı olduğunu düşündüler.لأن ھذا التغيير غريب عن ثقافتھم
Çünkü bunun kendilerine yabancı olduğunu düşündüler.私たちはいつも
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Beh, perché dà loro impieghi ben retribuiti.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Ei bine, pentru ca acesta le da locuri de munca bine platite.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Hé bien, parce qu'il leur donne des emplois rémunérés.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Jednoduše proto, že jim to přinese dobře placené místo.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Karena, pemerintah memberi pekerjaan dan penghasilan cukup.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.흠, 왜냐하면 정부가 그들에게 보수가 좋은 직장을 제공하기 때문이죠.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Mert, jól fizető munkákat ad nekik.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Nun, sie haben dadurch gut bezahlte Jobs.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Uhm, đó là do CP cho họ những việc làm được trả lương tốt
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Διότι τους δίνει καλοπληρωμένες θέσεις εργασίας.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Защото, така се осигурява добре платена заетост
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.Что ж, потому что оно дает им хорошо оплачиваемые работы.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.ובכן, בגלל שזה נותן להם עבודות עם משכורת טובה.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.حسناً، ﻷنها تعطيهم وظائف ذات رواتب جيدة.
Çünkü hükumet kendilerine yüksek maaşlı işler verir.または、ほとんどのアフリカの国では贈収賄など不正により
Çünkü kendilerine önceden... "Bunu almanızı nasıl sağlayabilirim?" diye sormuş olursunuz.あとでマーケティングが不可解な過程になることはありません
Çünkü kendilerine önceden...어떻게 하면 고객이 제품을 사게 만들지
Çünkü kendilerine önceden...سهل للغاية لأنك سألتهم مسبقًا
Daha önce de çok defa söyledim. Yerliler hindi tüylerini veya büyük tüyleri alıp kendilerine şapka yapıyorlar.Bem, eu também mencionei muitas vezes que os índios têm penas de peru ou penas grandes e faça um chapéu,
Daha önce de çok defa söyledim. Yerliler hindi tüylerini veya büyük tüyleri alıp kendilerine şapka yapıyorlar.Ich habe auch schon mehrmals erwähnt, dass Indianer sich Hüte aus Truthahnfedern basteln.
Daha önce de çok defa söyledim. Yerliler hindi tüylerini veya büyük tüyleri alıp kendilerine şapka yapıyorlar.Също така много пъти съм споменавал, че индианците си правят шапки от перата на пуйка.
Daima koruma olmadan gidenler insanlar ve kendilerine zarar veriyorlar.Cei care umblă des acolo, fără a se proteja își fac rău.
Daima koruma olmadan gidenler insanlar ve kendilerine zarar veriyorlar.Ce sont les gens qui vont en boite de façon répétée sans aucune protection, qui s'abîment.