Maria kendi kendine, "çok şanslıyım" dedi.Maria said to herself, "I am very lucky".
Babasının mimar olduğunu, kendisinin de olmak istediğini söyledi.He said his father was an architect and that he wanted to be one too.
Kendi kendime "Bu iyi bir fikir." dedim.I said to myself, "That's a good idea."
"Ben o kitabı istiyorum" dedi kendi kendine."I want that book", he said to himself.
Sana âşık olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help but fall in love with you.
Toplantıya kendiniz katılmalısınız.You should attend the meeting yourself.
Sözleşmeyi imzalayarak, beş yıl daha kendimi orada çalışmaya adadım.By signing the contract, I committed myself to working there for another five years.
Kendisi polis olmasına rağmen hırsızlardan korkuyor.Even though he's a policeman, he's afraid of thieves.
Polis kızlara, o arabanın kendilerinin olup olmadığını sordu.The policeman asked the girls if that car was theirs.
Balinaların kendi diline sahip olduklarına inanılmaktadır.It is believed that whales have their own language.
Ay'ın kendi ışığı yoktur.The moon doesn't have light of its own.
Kendine iyi bakmalısın.You must take good care of yourself.
Gerçeğin ta kendisini konuş.Speak plain truth.
Kendimi dışarıda kilitledim.I locked myself out.
Kendinizi toparlamalısınız ve yaşama cesaretle katlanmalısınız.You must pull yourself together and face up to life.
Emekli olduktan sonra, Teresa kendini yetimlerin bakımı için adamış.After retirement, Teresa devoted herself to caring for orphans.
Kendimi net şekilde ifade ediyor muyum?Am I making myself clear?
Kendisi yaşamış en cesur askerdir.He is the bravest soldier that ever lived.
Yoğun trafiğin gürültüsü o kadar çoktu ki polis kendini duyuramadı.The noisy of heavy traffic was such that the policeman could not make himself heard.
Şimdi kendimle barışık hissediyorum.I feel at peace with myself now.
O bugün kendinde değil.He is not himself today.
Bugün kendimi daha iyi hissediyorum, ancak çalışacak kadar iyi değilim.I feel better today, but I am not well enough to work.
Bugün kendimi daha iyi hissediyorum.I feel better today.
Sorun sadece kendilerini düşünüyor olmaları.The trouble is that they only think of themselves.
Sorun onun sadece kendini düşünmesidir.The trouble is that he thinks only of himself.
Bugünlerde birçok yaşlı insan kendi başına yaşıyor.These days many old people live by themselves.
İlk başta, kendi başıma yüzemedim.At first, I could not swim by myself.
Karısı dışarıda olduğu için, kendisine akşam yemeği pişirdi.His wife being out, he cooked dinner for himself.
Yukio Mishima 1970'te kendini öldürdü.Yukio Mishima killed himself in 1970.
Bay Yamanaka, kendi yaşına göre genç görünüyor.Mr. Yamanaka looks young for his age.
Gerisini kendin için sakla.Keep the rest for yourself.
Kız kardeşin kendini incitmedi, değil mi?Your sister didn't hurt herself, did she?
Kız kardeşim her zaman kendini tartıyor.My sister is always weighing herself.
Eğer bir çocuk kendine ait bir odaya sahip olabiliyorsa, hoştur.It's nice if a child can have a room of his own.
Çocuklar çok geçmeden oyunda kendilerini kaybetti.The children soon lost themselves in the game.
Kendime rağmen kahkaha attım.I laughed in spite of myself.
Ben kendimi gülmekten alamadım.I could not help laughing.
Kendimi rahat hissediyorum.I feel at ease.
Kendi başıma olmak istediğim için firmayı bıraktım.I left the firm, because I wanted to be on my own.
Onu hiçbir şey memnun etmez fakat onu kendim için yapmalıyım.Nothing would please him but I must do it myself.
Kendisini ziyaret ettiğimde, Milo oturma odasındaydı.Miho was in the living room when I visited her.
Kendi başımıza oynayalım.Let's play by ourselves.
Kendimizi orada temizliyoruz.We clean ourselves there.
Kendimize iyi bakmalıyız.We must take good care of ourselves.
Kendi inançlarımızı başkalarına zorla kabul ettirmekten kaçmaya çalışmalıyız.We should try to avoid imposing our own beliefs on others.
Kendimizi birbirimize tanıttık.We introduced ourselves to each other.
Onu kendi işinde destekledik.We aided him in his business.
Her birimizin kendi hobisi var.Each of us has his own hobby.
Biz odayı kendimiz donattık.We ourselves decorated the room.
Kendi hesabıma, benim plana bir itirazım yok.For my part I have no objection to the plan.
Onu çözmek için kendi tarzım var.I have my own way of solving it.
Kendimi fazla üzmem.I am free from care.
Merhametliliğini ve kendi adıma çabalarını takdir ediyorum.I appreciate your graciousness and efforts on my behalf.
Sen benim tarzımı sevmiyorsan onu kendi tarzınla yap.Do it your own way if you don't like my way.
Ben işleri kendi tempomda yaparım.I do things at my own pace.
Benim kendi deneyimlerinden, hastalık çoğunlukla uykusuzluktan kaynaklanıyor.From my own experience, illness often comes from sleeplessness.
Bana inanmıyorsanız, gidin ve kendiniz görün.If you don't believe me, go and see for yourself.
Lütfen kendimi tanıtayım.Please let me introduce myself.
Bildiğim kadarıyla kendisi dürüst bir insan.As far as I know, he is an honest man.
Bildiğim kadarıyla kendisi yardımsever bir kız.As far as I know, she is a kind girl.