Mike kendisi bavulu taşıyabildi.Mike managed to carry the suitcase by himself.
Mike, kendi sınıfında en hızlı koşar.Mike runs fastest in his class.
Sadece kendini benim yerime koy.Just put yourself in my shoes.
Bob onu kendi karısı yaptı.Bob made her his wife.
Bob kendi başına bu çileyi aşmak zorundadır.Bob has to get through this ordeal on his own.
Bob kendi işine başladığından beri üç yıl oldu.It has been three years since Bob started his own business.
Çoğu Japon şirketinde, sadece birkaç yöneticinin kendisine ait bir odası vardır.In most Japanese companies, only a few executives have a room to themselves.
Sıcak limon suyu içtiğimde kendimi daha iyi hissediyorum.I feel better when I drink hot lemon juice.
Henry kendini geçindirmek için yeterince yaşlıdır.Henry is old enough to support himself.
Helen her zaman kendi sınıfının zirvesindedir.Helen is always at the top of her class.
Betty herhangi bir sırrı uzun bir süre kendinde tutamaz.Betty cannot keep any secret to herself for a long time.
Betty kendini yatağa attı.Betty laid herself on the bed.
Belki kendi yolumdan sapacağım.Maybe I'll just wander off on my own.
Bay Brown kendi gözlüklerini arıyor.Mr Brown is looking for his own glasses.
Bay Ford'a kendini yetiştirmiş insan denilir.Mr Ford is what is called a self-made man.
Bill kendi büyük arabasıyla komşularına karşı övünür.Bill boasts of owning the biggest car in the neighborhood.
Kendin için yabancı bir ülkeye gitmelisin.You must go to a foreign country for yourself.
Öğretmen bana Hitler'in kendisini öldürdüğünü söyledi.The teacher told me that Hitler killed himself.
Tıraş olurken kendimi kestim.I cut myself shaving.
Kendini gülünç duruma düşürmeyi bırak. Herkes sana gülüyor.Stop making a fool of yourself. Everyone is laughing at you.
Kendini adama.Don't commit yourself.
Komşunu kendin gibi seveceksin.You shall love your neighbor as yourself.
Nancy kendisi için hiçbir şeye karar veremez.Nancy can't decide anything for herself.
Nancy masayı kendisi hareket ettiremedi.Nancy couldn't move the desk herself.
Onun kendini niçin öldürdüğü hâlâ bir sır.Why he killed himself is still a mystery.
İskambil oynamak kendi içinde zararlı değildir.Playing cards is not in itself harmful.
Tom beyzbol oynarken kendi havasında.Tom is in his element when he is playing baseball.
Tom uyandığında kendini garip bir odada buldu.Tom awoke to find himself in a strange room.
Tom kendini nasıl ifade edeceğini bilemiyordu.Tom was at a loss how to express himself.
Tom kendi içinde güvenden yoksundur.Tom lacks confidence in himself.
Tom kendini incitti.Tom hurt himself.
Tom yaptığı her şeyde kendini beğenir.Tom enjoys himself at everything he does.
Tom o kadar zeki ki sınıfta kendini gösteriyor.Tom is so intelligent that he stands out in class.
Tom Fen dersinde kendi sınıfındaki herkesten daha iyidir.Tom is better at science than anyone else in his class.
Tom bir beyzbol oyuncusu olarak kendini mahvetti.Tom burned himself out as a baseball player.
Her ulusun kendi efsaneleri vardır.Every nation has its own myths.
Her öğrenciye kendi adı ve doğum yeri soruldu.Every student was asked his or her name and birthplace.
Her ülkenin kendi tarihi var.Every country has its own history.
Kendimi yepyeni biri gibi hissediyorum.I feel like a brand new person.
O kadar çok gürültülüydü ki kendimi duyuramadım.It was so noisy that I couldn't make myself heard.
Lütfen buyurun ve kendi evinizde gibi davranın.Please come in and make yourself at home.
Lütfen kendine iyi bak.Please take good care of yourself.
Lütfen ateşte kendini ısıt.Please warm yourself at the fire.
Lütfen bana kendinizden söz edin Bay Anthony.Tell me about yourself, please, Sir Anthony.
İşi almak için kendimi ikna edemedim.I couldn't bring myself to take the job.
Sen sadece kapının önünde durmak zorundasın. O kendi kendine açılacak.You have only to stand in front of the door. It will open by itself.
Televizyon sayesinde kendi odamızda beyzbol maçlarını seyretmenin keyfine varabiliyoruz.Thanks to television, we can enjoy watching baseball games in our rooms.
Elinizden geldiği kadar kendinizi açık biçimde ifade edin.Express yourself as clearly as you can.
Dick kendi başına gitmeyi planlıyor.Dick plans to go by himself.
Tur sırasında gruptan ayrıldı ve kendi yolunu buldu.During the tour he broke apart from the group and found his own way.
Kendimi bir an kaybettim.I lost myself for a moment.
Hiç kimse kendisine gülünmesinden hoşlanmaz.Nobody likes being laughed at.
Herkes kendi yaptıklarından sorumludur.Everyone is responsible for his own actions.
Tama bazen kendi başına yürüyüşe çıkar.Tama sometimes goes for a walk by himself.
Kendi yolunda olsan bile her zaman başaralı olamayacaksın.Even if you have your own way, you will not always be successful.
Kendi başına gitmemen gerektiğini söylememin nedeni buydu.That's why I told you not to go by yourself.
Ebeveynler genellikle kendi çocuklarının geleceği hakkında endişelidirler.Parents are usually concerned about their children's future.
Annesi kızına onu kendinin yapmasını söyledi.The mother told her daughter to do it herself.
Bunu yaparsan kendini alay konusu edersin.If you do that, you're going to subject yourself to ridicule.
Böyle bir şey yapmak için kendimi ikna edemiyorum.I cannot bring myself to do such a thing.