Kendi evlerini almak için birçok fedakarlık yaptılar.They made many sacrifices to get their own house.
Nehirde kendilerini yıkadılar.They washed themselves in the river.
Onlar, oğullarının vahşi davranışlarıyla kendilerini rezil hissettiler.They felt disgraced by their son's wild behavior.
Kendi aralarında tartışmaya başladılar.They began to quarrel among themselves.
Onu gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.I could not help laughing when I saw him.
Onu kendine düşman etme.Don't make an enemy of him.
Onu kendisinden başka kim yazmalı?Who should write it but himself?
Kendisi öyle dedi.He himself said so.
Oraya kendisi gitti.He himself went there.
Onu kendisi yaptı.He himself did it.
O, kendine bir şey olmamış gibi görünüyor.She looks as if nothing had happened to her.
Onun kendisini öldürmesinin nedeni bilinmiyor.The reason she killed herself is unknown.
Onun kendini niçin öldürdüğü hâlâ sır.It is still a mystery why she killed herself.
Nadiren, kırk yılda bir, kendi başına sinemaya gider.She seldom, if ever, goes to movies by herself.
Onun mektuplarını gördüğünde kendini biraz tedirgin hissetti.When he saw her letter, he felt somewhat uneasy.
Onun kendini öldürmüş olması imkansız.It is impossible that she should have killed herself.
Onu kendi yazmış olamaz.She can't have written it herself.
Onun kendi yatak odasında hıçkırarak ağladığını duyabiliyordum.I could hear her sobbing in her bedroom.
Kendimi ona tanıtmak için bir fırsatım olmadı.I didn't get a chance to introduce myself to her.
Onun çocuksu samimiyetine gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help smiling at her childlike frankness.
Kendini onun yerine bir koy bakalım.Imagine yourself in her place.
O yaşta kendisi daha iyi bilir.She should know better at her age.
O, bugün kendinde değil.She is not herself today.
Kendini hasta annesine adadı.She devoted herself to her sick mother.
Kendi başına Meksika'ya gitti.She went to Mexico by herself.
Kendi başına evde kaldı.She stayed at home by herself.
Kendini Afrika'da ki misyon çalışmasına adadı.She devoted herself to mission work in Africa.
O her fırsatı kendi çıkarına kullandı.She availed herself of every opportunity.
Bir gölde kendini boğdu.She drowned herself in some lake.
O, her zaman kendi yolundan gider.She always gets her own way.
Kendisi kitap kurdu denilen türde birisi.She is what we call a bookworm.
O sevinçten kendinden geçmişti.She was beside herself with joy.
O, bu büyük odayı tamamen kendine aldı.She has this big room all to herself.
O yalnızken kendini her zaman müzikle rahatlattı.She always comforted herself with music when she was lonely.
Kısa sürede kendini köy hayatına alıştırdı.She soon adjusted herself to village life.
John'un kendisini sevdiğini biliyordu.She knew that John loved her.
O, sevimli köpeğin kendine ait olmasını diledi.She wished the lovely dog belonged to her.
Kendisine büyük odayı aldı.She had the large room to herself.
Erkek çocuğunu sanki kendi çocuğu gibi seviyor.She loves the boy as if he were her own child.
Oyuncağı kendi kız kardeşi gibi sever.She loves the doll like her own sister.
Kendine büyük evi aldı.She has the large house to herself.
O, onu kendi başına yaptığını vurguladı.She stressed that she did it by herself.
O, onu kendi tarzıyla yaptı.She did it in her own way.
Kendisi bayağı kızgın.She is quite angry.
Onun kendine ait bir miktar parası var.She has some money of her own.
Bütün çantaları kendisi taşıyabildi.She managed to carry all the bags herself.
Her şeyde kendi bir yolu var.She has her own way in everything.
O kendine yarım yamalak akşam yemeği pişirebildi.She was able to cook herself dinner, after a fashion.
Kendisini Beatles dinlemeye öylesine kaptırmıştı ki onunla olan randevusunu kaçırdı.She got so carried away listening to the Beatles that she missed the date with him.
Bu tabloyu kendi başına taşıdı.She carried this table by herself.
O, kendi başına uyandı.She woke up on her own.
O kendi kendine mırıldanıyor.She is muttering to herself.
Kendine otel suiti tuttu.She had the hotel suite to herself.
O, gönüllü faaliyetine kendini adamış.She devoted herself to the volunteer activity.
O, onun hepsini kendi yaptı.She did it all by herself.
O yine kendisidir.She is herself again.
O, kendi başına olmayı sever.She likes to be on her own.
O kendi başına yurt dışına seyahat etmek için yeterince yaşlı değil.She is not old enough to travel abroad by herself.
O kendini içmeye bıraktı.She abandoned herself to drinking.
Her şeyi kendi tarzıyla yapmış olmalı.She must have everything her own way.