ken ile cümle
ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Odasını kendi başına aramak zorundaydı.He had to look for his room by himself.
Kendime küçük bir araba satın aldım.I bought myself a small car.
Kendime bir köpek aldım.I bought myself a dog.
Kendim için boş bir oda bulmama yardım et.Help me find an empty room for myself.
Onlar kendilerine biraz şeker satın aldılar.They bought themselves some sugar.
Kendini hazırla.Prepare yourself.
O mağazadan kendine bir köpek satın alabilirsin.You can buy yourself a dog in that store.
Ken iyi yüzebilir.Ken is a good swimmer.
Ken iyi bir yüzücüdür.Ken is a good swimmer.
Mary, Tom'un kendisine sunduğu sevgiye layık olmadığını düşünüyordu.Mary considered herself unworthy of the affection Tom offered her.
Geçen gün kentte eski komşuma rastladım.The other day I met my former neighbour in the city.
Tom kendini tatmin etmek için genellikle yapay bir vajina kullanır.Usually Tom uses a fleshlight for self-satisfaction.
Sen sadece kendini bir fantezi ile teselli ediyorsun!You're just comforting yourself with a fantasy!
O kendini tutamadı.He couldn't help himself.
Tom kendini başından vurdu.Tom shot himself in the head.
Bir şeyin doğru yapılmasını istiyorsan, bazen onu kendin yapmalısın.If you want something done right, sometimes you've just gotta do it yourself.
Bir şeyin doğru yapılmasını istiyorsan, onu bazen kendin yapmalısın.If you want something to be done right, sometimes you've just got to do it yourself.
Kendinize iyi bakın ve iyi günler.Take care and have a nice day.
Egzersizden sonra kendimi iyi hissederim.I feel good after exercising.
Ken uzun boyludur, ben değilim.Ken is tall, I am not.
Bill, Bill! Kendini nasıl hissediyorsun?Bill, Bill! How do you feel?
Bana sadece Ken de.Just call me Ken.
Kendi payına düşeni yapma vakti geldi.It's about time you did your share of work.
Tom, kendini uyanık tutmak için birkaç fincan kahve içti.So as to keep himself awake, Tom drunk a few cups of coffee.
O adam için kendimi kötü hissediyorum.I feel bad for that guy.
Bayan Smith kente gitmemi istedi.Mrs. Smith asked me to go to the city.
O, meyve suyunu kendi başına yaptı.She made the juice by herself.
Mary kendi annesini mahkemeye verdi.Mary sued her own mother.
Ken iş yerinde artan miktarda zaman harcıyor.Ken spends an increasing amount of time at work.
Sen kendi pisliğini temizle.Clean up your own mess.
O kendi başına hareket ediyor.She's acting on her own.
O kendi başına davranıyor.He's acting on his own.
Yeterli iş gücü olmayan bir ülke kendi kendine yeterli olamaz.A country without enough labour force cannot be self sufficient.
Kendimi umutsuz hissetmeye başlıyorum.I'm starting to feel desperate.
O kendini çaresiz hissetmeye başlıyor.He's starting to feel desperate.
Kendini çaresiz hissetmeye başlıyor.She's starting to feel desperate.
Kendin hakkında söylediğin şey benim için de doğru.What you just said about yourself is true for me too.
Kente nasıl ulaşıyorum?How do I get to the city?
Ellerini kendine sakla.Keep your hands to yourself.
Bu adam Kenyalıdır.This man is Kenyan.
O adam Kenyalı.That man is Kenyan.
Kendisini çok daha iyi hissediyor.She's feeling much better.
Hayvanlar kendi içgüdülerini izlerler.Animals follow their instincts.
Yaşamdaki kendi yolunu seçmek zorundasın.You have to choose your own path in life.
Tom kendini yelliyor.Tom is fanning himself.
Mary kendine makyaj yapıyor.Mary is making herself up.
Tom ateşin yanında kendini ısıtıyor.Tom is warming himself by the fire.
Tom Ken'e küfrediyor.Tom is swearing at Ken.
Tom Ken ile alay ediyor.Tom is mocking Ken.
Tom Ken'e göz kırpıyor.Tom is winking at Ken.
Bir dergiyle kendimi yelpazelendiriyorum.I am fanning myself with a magazine.
Bir dergiyle kendimi yelliyorum.I am fanning myself with a magazine.
Kedi kendini yalıyor.The cat is licking itself.
Ben kendi saçımı çekiyorum!I am pulling my own hair!
Kendine ne zaman yeni bir dizüstü bilgisayar satın alacaksın?When will you buy yourself a new laptop?
Adam kendini ateşe verdi.The man set himself on fire.
O kendini banyoya kilitledi.He locked himself in the bathroom.
Tom kendi kamerasıyla bir resim çekti.Tom took a picture of his own camera.
Detroit tehlikeli bir kenttir.Detroit is dangerous city.
Tom kendine güvenen genç bir adam.Tom is a confident young man.