ken ile cümle
ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Roma bir İtalyan kentidir.Rome is an Italian town.
Kadınlar kendilerini özel hissettiren erkekler gibidir.Women like men who make them feel special.
Leipzig eski bir kenttir.Leipzig is an ancient city.
Ona gerçeği söylemek zorunda olduğumu biliyordum ama kendimi ikna edemedim.I knew I had to tell him the truth, but I couldn't bring myself to do it.
Ne kadar küçük olursa olsun, kendime ait bir odam olmasını tercih ediyorum.I'd rather have a room of my own, no matter how small it is.
Kendin için üzülme. Hepimiz aynı durumdayız.Don't feel sorry for yourself. We're all in the same boat.
Onun kendisi şiir olmadıkça, şiirle ilgili hiçbir tanım yeterli değildir.No definition of poetry is adequate unless it be poetry itself.
Benim kendi yatak odam var.I have my own bedroom.
Tüm milletler kendi sürekliliğini arar.Every nation seeks to perpetuate itself.
Tokyo'nun çok güvenli bir kent olduğu söyleniyor.It is said that Tokyo is a very safe city.
Dünyada bir birey için en elzem şey kendisini anlamasıdır.The most essential thing in the world to any individual is to understand himself.
O kendi kendine"HAYIR"dedi.Yüksek sesle "EVET" dedi.He said "NO" to himself. He said "YES" aloud.
Kendini öldürdü.He killed himself.
Tamamen kendime ait bir evim var.I have the house all to myself.
Jose kendini kötü karakterli bir kişi olarak gösterdi.José showed himself to be a person of bad character.
Kimse bizi sevmeyince kendimizi sevmekten vazgeçeriz.We stop loving ourselves when no one loves us.
Kendi yolundan falan çıkmanı istemiyorum.I don't want you to go out of your way or anything.
O gerçekten kendini incitti.He actually hurt himself.
Kendimi iyi hissetmiyorum. En yakın doktor muayenehanesi nerede?I don’t feel well. Where is the office of the nearest doctor?
Londrina kenti 1930 yılında kurulmuştur.The city of Londrina was founded in 1930.
1890'da, koloni kendi hükümetine sahip oldu.In 1890, the colony acquired its own government.
Eve döndüğünde kendisini odasına kapattı.When he returned home, he shut himself in his room.
Amerika, kendisinin dünyanın en özgür ülkesi olduğundan hoşlanıyor.America fancies itself the world's freest nation.
Onu kendin için göreceksin.You'll see it for yourself.
Mary dün kendini incitti.Mary hurt herself yesterday.
O her gün kendini tıraş eder.He shaves himself every day.
Aynada kendilerine bakıyorlar.They are looking at themselves in the mirror.
Şu makineyi kendim onaracağım.I myself will repair that machine.
Ödevi kendi yaptı.She herself did the homework.
Bunu kendiniz yapmak zorundasınız.You have to do it by yourself.
Kendisi onunla konuşmayı reddetti.He himself refused to talk to her.
Mary'nin kendi sorunları var.Mary has her problems.
Onlar kendi çocuklarını sever.They love their kids.
Ken'in bizimle aynı fikirde olmaması garip.It's strange that Ken doesn't agree with us.
Utangaçlık kendini ilk önce okulda gösterir.Shyness first shows itself at school.
Neden kendinizi sadece bir taneyle sınırlıyorsunuz?Why limit yourself to just one?
O, ona kendisine daha iyi bakmasını tavsiye etti.She advised him to take better care of himself.
İddialara göre o onu kendini savunmak için öldürdü.She allegedly killed him in self-defense.
O onun kendi evine gelmesini rica etti.She asked him to come into her house.
O, gözlüklerini kaybettiği için o onu kendisi için okumasını rica etti.She asked him to read it for her because she had lost her glasses.
Onu kendisi için okumasını rica etti.She asked him to read it for her.
Kendisine yeni bir araba satın alması için onu ikna edemedi.She couldn't convince him to buy her a new car.
O, kendini ona adadı.She devoted herself to him.
O, kendini o olarak gizledi.She disguised herself as him.
O kendisi ona yiyecek bir şey verdi.She herself gave him something to eat.
Başka birisi yardım etmeyeceği için, ona onun kendisi yardım etti.She herself helped him because no one else would.
O, kendisi ona yardım etti.She herself helped him.
O, kendisiyle evlenmesi için onu ikna etti.She persuaded him to marry her.
O kendini ona sevdirebileceğini düşündü.She thought she could get him to like her.
O onun kendi babasına yardım etmesini istedi.She wanted him to help her father.
O onun kendini sevdiğini söylemesini istedi.She wanted him to say that he loved her.
Onun kendisine bir şarkı söylemesini istedi.She wanted him to sing her a song.
Kentte çok sayıda turist var.There are many tourists in town.
Kendinin yanılmaz olduğuna inanıyor.He believes himself to be infallible.
Şu kana susamış köpeklerden kendilerini korumak için onlar bahçeye koştular.They ran into the garden to save themselves from those blood-thirsty hounds.
Vladivostok, Rusya'da bir kenttir.Vladivostok is a city in Russia.
O, bütün mobilyasını sattı, böylece kendine ve köpeğine bakabildi.She sold all of her furniture, so she could afford to feed herself and her dog.
O beyaz mendil üzerine kendi baş harflerini işledi.She embroidered her own initials on the white handkerchief.
Sanırım kendi yerimi almamın zamanıdır.I think it's time for me to get my own place.
Ken Tom'un kız arkadaşını öptü.Ken kissed Tom's girlfriend.