ken ile cümle
ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Genç bir kızın fena halde çürümüş cesedi otoyolun kenarında bulundu.The badly decomposed body of a young girl was found on the side of a highway.
İnsanın en büyük ve en güzel tapınağı, insanın kendi içindedir.The greatest and most beautiful temple of man is inside himself.
Kendimi tüy kadar hafif hissettim.I felt light as a feather.
Olanlardan kendimi sorumlu hissetmiyorum.I don't feel responsible for what happened.
Kendine hoş bir adam buldun.You found yourself a nice guy.
Kendinizi şanslı sayabilirsiniz!You can count yourself lucky!
Her şeyden şüphe duyarım, kendi şüphelerimden bile.I doubt everything, even my own doubts.
Dünyanın kendisi çok saçmayken birisi nasıl bu kadar ciddi olabiliyor!How can one be serious with the world when the world itself is so ridiculous!
Aklını bir kenara koy ve alışverişe git.Put away your brain and go shopping.
Sadece kapıyı kapamak için çekin. O kendi kendine kitlenecektir.Just pull the door shut. It'll lock by itself.
O Kızın kendini öptüğünü söyledi.He said that that girl had kissed him.
Kendime söz verdim, bir daha asla onunla konuşmayacağım.I promised myself, that I never gonna talk to him again.
Eski kenti bir duvar kuşatır.A wall surrounded the old city.
Eğer politikacıların söylediğine inanırsan, bu gerçekten senin kendi hatan.If you believe what politicians say, it's really your own fault.
Onun tamamen kendine ait büyük bir odası var.She has the big room entirely to herself.
Kent yaşamının avantajları ve dezavantajları vardır.City life has advantages and disadvantages.
Pek çok kent yöneticilerinin uyguladığı kemer sıkma politikası son derece sevimsizdir.The austerity measures that many city governments have implemented are hugely unpopular.
İnsanlar genlerin kendilerini yaymak için kullandığı araçlardır.Humans are the vehicles that genes use to propagate themselves.
Kentindeki caddelerde ne çiçek ne de ağaçlar vardı.There were neither flowers nor trees in the streets of his city.
Kendini gıdıklayamazsın.You can't tickle yourself.
Bir insan kendi onayı olmadan rahat olamaz.A man cannot be comfortable without his own approval.
Bütün büyük adamlar öldü ve ben kendim çok iyi hissetmiyorum.All great men are dead and I am not feeling too well myself.
Rehabilitasyona gitti ve kendini düzeltti.She went to rehab and straightened herself out.
Kendinizi kayan kumda bulduğunuzda, hareket etmezseniz daha yavaş batarsınız.If you find yourself in quicksand you'll sink more slowly if you don't move.
Çocuklar kendi kaderlerine bırakıldılar.The children were left to fend for themselves.
O, kent yaşamından hoşlanmadı.She didn't like city life.
Bir şeyi doğru yaptırmak istiyorsan onu kendin yapmalısın.If you want something done right, you have to do it yourself.
Mary'nin kocası kendi sorunları için onu suçlamıyor.Mary's husband doesn't blame her for his problems.
Bu resmin etrafına mavi bir kenar süsü koyun.Put a blue border around this picture.
İlaç kültürünün kendi kuralları vardır.The drug culture has its own rules.
Polis, onun kendileri ile birlikte gitmesini istedi.The police demanded that he go with them.
Beş yıl içinde kendiniz için hayaliniz nedir?What's your dream for yourself in five years?
Genetik mühendisliği sayesinde, mısır kendi böcek ilaçlarını üretir.Through genetic engineering, corn can produce its own pesticides.
Oprah Winfrey'in kendi fanatikleri üzerinde büyük bir etkisi vardır.Oprah Winfrey has great influence over her fans.
Her sabah kendi kahve çekirdeklerimi ben öğütürüm.I grind my own coffee beans every morning.
Mary onun kızına bağırmakla ilgili kendini suçlu hissetti.Mary felt guilty about yelling at her daughter.
Köpek, ev ödevini yeme konusunda kendini suçlu hissetti.The dog felt guilty about eating the homework.
Clark Kent Süpermen hikayelerinin kahramanıdır.Clark Kent is the hero of the Superman stories.
Kendimi tanıtmak için sürücü belgemi kullandım.I used my driver's license to identify myself.
Keskin bir bıçakla kendimi yaraladım.I injured myself with a sharp knife.
Tom kendini kaldırmak için çok cılız.Tom is too weak to lift himself.
On yıldır kendini biyoloji çalışmalarına adadı.He dedicated himself to biology studies for almost ten years.
Beni kent merkezine hangi tren götürür?Which train takes me to downtown?
Kendini yıka.You wash yourself.
Bu ilacı aldıktan sonra kendimi daha iyi hissedeceğim söylendi.I was told I would feel better after this medicine.
Dünya, kendi ekseni etrafında 24 saatte bir döner.The earth revolves on its axis once every 24 hours.
Kendi çabaları ve biraz şans sayesinde, o, yarışmada birincilik ödülünü kazandı.Through his own efforts and a bit of luck, he won first prize in the contest.
O, kent dışında yaşar.He lives outside the city.
Bir üçgenin iki dik açısı varsa, o bir kenarı eksik bir karedir.If a triangle has two right angles, it's a square missing one side.
Onu kendin mi yaptın?Did you do it by yourself?
Umulmayan şeyden korkma ama kendini buna hazırla.Do not fear the unexpected, but be prepared for it.
Bu, kentteki en ucuz dükkandır.This is the cheapest shop in town.
Ken ne yapıyor?What's Ken doing?
Ben sizinle birlikte olduğumda kendimi mutlu hissediyorum.I feel happy when I'm with you.
Nakış yaparken kendini bir iğne ile deldi.She pricked herself with a needle while embroidering.
Estonya'nın kendi milli marşı vardır.Estonia has its own national anthem.
Onlar 25. evlilik yıldönümünde kendi yeminlerini yeniledi.They renewed their vows on their 25th wedding anniversary.
Şu an nerede olmam gerekiyor. Kendi grubumdan hiç kimseyi bulamadım.Where am I supposed to be right now? I can't find anyone in my group.
O beni kendi asistanı yaptı.He made me his own assistant.
Pencere kenarında bir koltuk ister misiniz?Do you want a seat by the window?