ken ile cümle
ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Geçen hafta kendini terfi ettirmeyi başardı.He managed to get himself promoted last week.
Derenin kenarında oturdu.He sat at the edge of the stream.
Başkaları hakkında kötü konuşmamayı kendisine prensip olarak benimsemektedir.He makes it a rule never to speak ill of others.
Kendini birçok kültürel etkinliklere adadı.He devoted himself to many cultural activities.
O, o kadar meşguldu ki kendisi gitmek yerine oğlunu gönderdi.He was so busy that he sent his son instead of going himself.
O, kendine bakmıştı.He had taken care of himself.
Osaka yakınındaki küçük bir kentte yaşıyor.He lives in a small town near Osaka.
Bahçede kardeşine kendisine yardım ettirdi.He had his brother help him with the gardening.
Kent yaşamını özlüyor.He is longing for city life.
Kendisi partinin gelecek vaadeden genç insanlarından birisidir.He is one of the up and coming young men of the party.
Yolun kenarında duruyordu.He was standing at the side of the road.
Zehir alarak kendini öldürdü.He killed himself by taking poison.
O kendi kendine konuştu.He talked to himself.
Kendisine Fransızca öğretti.He taught himself French.
Kendini kitaplar okumaya adadı.He devoted himself to reading books.
Kendisi Japonya'daki en meşhur şarkıcılardandır.He is one of the most famous singers in Japan.
Kendisi Japonya'daki en meşhur bilim adamlarındandır.He is one of the greatest scientists in Japan.
O fırsatlarının çoğunu kendi yarattı.He made the most of his opportunity.
O onların kararına kendini teslim etmek zorunda kaldı.He had to submit himself to their decision.
O onun odaya girmesi için kenara çekildi.He stepped aside for her to enter the room.
O, ona kendisini daha sonra aramasını rica etti.He asked her to call him later.
O, onun kendisiyle evlenmesini istedi ve o onun teklifini kabul etti.He asked her to marry him and she accepted his proposal.
Onun kendisiyle evlenmesini istedi fakat o reddetti.He asked her to marry him, but she refused.
Mary'nin kendisiyle evlenmesini istedi, ve o kabul etti.He asked her to marry him, and she accepted.
Onun esprilerine gülmekten kendini alamadı.He could not help laughing at her jokes.
Onu kenara aldı ve ona haberi anlattı.He took her aside and told her the news.
Çok üzgündü ve kendini astı.He was heartbroken and hanged himself.
Sırrı kendisine sakladı.He had kept the secret to himself.
Kendisi bunu bilmeyecek kadar akıllıdır.He is too wise not to know that.
Babasından kendisini mağazaya götürmesini rica etti.He asked his father to take him to the store.
Kendisine bir bisiklet alması için babasına yalvardı.He begged his father to buy him a bicycle.
Kendisi yenildiğini kabul etti.He admitted himself defeated.
Kendini yeni bir arabayla ödüllendirdi.He treated himself to a new car.
Kendini edebiyat çalışmasına adadı.He devoted himself to the study of literature.
O, kitabı bir kenara bıraktı.He put aside the book.
O, her ay bir kenara biraz para koyar.He puts aside some money every month.
O her ay bir kenara biraz para koyar.He puts aside a little money each month.
O her hafta bir kenara on dolar koyar.He puts ten dollars aside every week.
O her hafta beş dolar bir kenara koydu.He laid aside a few dollars each week.
O, her hafta birkaç dolar bir kenara koydu.He put aside a few dollars each week.
Çok suskun biridir ve kendisiyle konuşulmadıkça ağzını açmaz.He is reticent and he never speaks unless spoken to.
Kendi hayatını riske atarak köpeği kurtardı.He rescued the dog at the risk of his own life.
Kendi canını tehlikeye atarak çocuğu kurtardı.He saved the child at the risk of his own life.
Uyandığında kendini bir bankın üstünde uzanırken buldu.He woke up to find himself lying on a bench in the park.
Uyandığında kendini hastanede bir yatakta yatarken buldu.He awoke to find himself lying on the bed in the hospital.
Akşam yemeğinden sonra bir dedektif hikayesi okuyarak kendini eğlendirdi.He amused himself by reading a detective story after supper.
Kendisini resmen aday olarak ilan etti.He officially announced himself as a candidate.
O kendi kendini yetiştirmiş bir adam.He is a self-made man.
Kendisi maddi yönden anne-babasına bağımlı değil.He is economically independent of his parents.
Kendi üzerine soğuk su döktü.He poured cold water over himself.
Kendi çocuklarını nasıl yetiştirdiklerinin ne önemi var?What does it matter how they bring up their own children?
Onların kendi çocukları olmadığı için küçük bir kızı evlat edinmeye karar verdiler.Since they had no children of their own, they decided to adopt a little girl.
Onların kendi sorunları var.They have their own troubles.
Onların isimleri Tom ve Ken'dir.Their names are Tom and Ken.
Parayı kendi aralarında bölüştürdüler.They divided the money among themselves.
Onlar kentin hızlı büyümesine şaşırdılar.They were surprised at the city's rapid growth.
Onlar kendi yollarına gittiler.They went their separate ways.
Odada kendilerine barikat yaptılar.They barricaded themselves in the room.
Güneşte kendilerini kuruladılar.They dried themselves in the sun.
Onlar kendilerini silahlarla silahlandırdılar.They armed themselves with rifles.