kemikleri ile cümle

kemikleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.But she also found osteocytes, which are the cells that laid down the bones.
Öf, ne kadar benim kemikleri ağrısı! ne gezmeye oldu!Fie, how my bones ache! what a jaunt have I had!
Dumanlı Shanks ve sarı chapless kafatasları, ölü erkek sarsmayı kemikleri ile oldukça O'er-cover'd;O'er-cover'd quite with dead men's rattling bones, With reeky shanks and yellow chapless skulls;
Tonoz, eski bir priz, bu kadar çok yüz yıl için, kemiklerinAs in a vault, an ancient receptacle, Where, for this many hundred years, the bones
Ve onun muhtaç dükkanda bir kaplumbağa asılı; Keskin sefalet onu kemikleri takmıştıSharp misery had worn him to the bones; And in his needy shop a tortoise hung,
Etinin altındaki kemiklerin varlığı, sanki bir "memento mori".The sense of the bones underneath his flesh and almost a kind of 'memento mori'.
Bizim, vücudumuzdaki en önemli organımızı: beynimizi koruyan güçlü kafatası kemiklerimiz vardır.We have strong skull bones that protect the most important organ in our body: the brain.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşThe only issue with Oscar Pistorius is he was born without bones in the lower part of his legs.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.They picked as much broken bone as they could that had lodged in my spinal cord.
Kollarınızın kemiklerinizi kırmadan onun bedenini yakalayacak kadar güçlü olması fark etmez.It doesn't matter if your arms are strong enough to catch her body without breaking your bones.
Hemen herşey çürümüş, geminin içinde gömülmüş olan kişinin kemikleri bile yok olup gitmiş.Almost everything has rotted; even the bones of the man that would have been buried have dissolved.
Elmacık kemikleriyle devam ediyoruz.Elmacık kemikleriyle devam ediyoruz.
Görünümünüzü daha da netleştirmek için ronzlaştırıcınızı elmacık kemiklerinize sürün.Görünümünüzü daha da netleştirmek için ronzlaştırıcınızı elmacık kemiklerinize sürün.
Arch, bir balinanın çene kemikleri kurarak "- Hawthorne 'S MASALLAR iki kez söyledim.Arch, by setting up a whale's jaw bones." --HAWTHORNE'S TWlCE TOLD TALES.
Kemiklerimi ve derimi kestirdim.I cut off my bone and skin.
Çörek satarken de , kemiklerini yanımda taşırım böylece kimse bana yamuk yapamaz!And no one will bully me ever!
Bunlar kimin kemikleri ?These are the bones of a cow or a dog?
Çok güzel ev - Elmacýk kemiklerin çok hoţmuţThis is a nice house, Kip. I really like your cheekbones. Right here.
Ağırlık, hareket ettiği sırada bacak kemiklerine farklı açılardan gelecek.The weight would be exerted on the leg bones at different angles as he moves.
Kemikleriniz her 10 yılda yenileniyor.Your bones regenerate every 10 years.
Senin tenin Ah, tenin ve kemiklerinYour skin, oh yeah, your skin and bones
Senin tenin Ah tenin ve kemiklerinYour skin, oh yeah, your skin and bones
200.000 yıl önce Afrika'da yaşamış olan insanların kemikleri yakın zamanlarda bulundu.We find the bones of people in Africa, who looked something
Sonra kemiklerini toplayıp Yaveş'teki ılgın ağacının altına gömdüler ve yedi gün oruç tuttular.They took their bones, and buried them under the tamarisk tree in Jabesh, and fasted seven days.
Kâhinlerin kemiklerini kendi sunaklarının üstünde yaktı. Böylece Yahuda ve Yeruşalimi arındırdı.He burnt the bones of the priests on their altars, and purged Judah and Jerusalem.
Beni dehşet ve titreme aldı, Bütün kemiklerimi sarstı.fear came on me, and trembling, which made all my bones shake.
Kemiklerini dolduran gençlik ateşi Kendisiyle birlikte toprakta yatacak.His bones are full of his youth, but youth shall lie down with him in the dust.
Geceleri kemiklerim sızlıyor, Beni kemiren acılar hiç durmuyor.In the night season my bones are pierced in me, and the pains that gnaw me take no rest.
Derim karardı, soyuluyor, Kemiklerim ateşten yanıyor.My skin grows black and peels from me. My bones are burned with heat.
İnsan yatağında acılarla, Kemiklerinde dinmez sızılarla yola getirilir.He is chastened also with pain on his bed, with continual strife in his bones;
Eti erir, görünmez olur, Gözükmeyen kemikleri ortaya çıkar.His flesh is so consumed away, that it can't be seen. His bones that were not seen stick out.
Kemikleri tunç borular, Kaburgaları demir çubuklar gibidir.His bones are like tubes of brass. His limbs are like bars of iron.
Lütfet bana, ya RAB, bitkinim; Şifa ver bana, ya RAB, kemiklerim sızlıyor,Have mercy on me, Yahweh, for I am faint. Yahweh, heal me, for my bones are troubled.
Bütün kemiklerimi sayar oldum, Gözlerini dikmiş, bana bakıyorlar.I can count all of my bones. They look and stare at me.
Sustuğum sürece Kemiklerim eridi, Gün boyu inlemekten.When I kept silence, my bones wasted away through my groaning all day long.
Bütün kemiklerini korur, Hiçbiri kırılmaz.He protects all of his bones. Not one of them is broken.
Çünkü günlerim duman gibi yok oluyor, Kemiklerim ateş gibi yanıyor.For my days consume away like smoke. My bones are burned as a torch.
Sabanla sürülüp yarılmış toprak gibi, Saçılmış kemiklerimiz ölüler diyarının ağzına."As when one plows and breaks up the earth, our bones are scattered at the mouth of Sheol ."
Etimi, derimi yıprattı, kemiklerimi kırdı.My flesh and my skin has he made old; he has broken my bones.
İnsan kendisinin kemiklerini bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?Does man think We shall not put his bones together?
Kendisine bel kemiklerini kıran(bela)nın yapılacağını anlar.Fearing that a great disaster is going to befall them.
Hayır, ne zaman ki can, köprücük kemiklerine dayanır,Never so, for when life withdraws into the clavicula,
Bel ile kaburga kemikleri arasından çıkan (bir sudan).Issuing from (the pelvis) between the backbone and the ribs.
Orda kendileri için, 'kemikleri çatırdatan inlemeler' vardır. Onlar orda işitmezler de.There will only be groaning for them, and they will not hear any thing.
İnsan, onun kemiklerini Bizim kesin olarak biraraya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?Does man think We shall not put his bones together?
İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?Does man think We shall not put his bones together?
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.Never so, for when life withdraws into the clavicula,
O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.He was created of spurting water
Sanıyor mu insan, kemiklerini hiç mi toplayamayız?Does man think We shall not put his bones together?
Evet, değil kemiklerini, parmak uçlarını bile düzüp koşmaya gücümüz yeter.Surely We are able to reform even his finger-tips.
Hayır; can, köprücük kemiklerine gelince.Never so, for when life withdraws into the clavicula,
Belden çıkar ve kaburga kemiklerinin arasından.Issuing from (the pelvis) between the backbone and the ribs.
İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?Does man think We shall not put his bones together?
İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır?Does man think We shall not put his bones together?
Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını sezeceklerdir.Fearing that a great disaster is going to befall them.
İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?Does man think We shall not put his bones together?
Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.Fearing that a great disaster is going to befall them.
Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,Never so, for when life withdraws into the clavicula,
O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.Issuing from (the pelvis) between the backbone and the ribs.
İnsan zanneder mi ki ölümünden sonra Biz kemiklerini toplayıp onu diriltmeyeceğiz?Does man think We shall not put his bones together?
İlgili Sayfalar