kemikleri ile cümle
kemikleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bilimci vadideki dinozor kemiklerini araştırdı.The scientist searched for the bones of the dinosaurs in the valley.
Köpek balığı, kemikleri, kuyruğu ve hepsini yedi.The dog ate the fish, bones, tail and all.
Köpekler genellikle kemikleri gömerler.Dogs often bury bones.
Kemiklerime kadar üşüdüm.I was chilled to the bone.
Buz gibi bir rüzgar bizi kemiklerimize kadar dondurdu.The icy wind cut us to the bones.
Dondurucu ve kuvvetli olan rüzgar kemiklerime işledi.An icy blast of wind cut me to the bone.
O bir kazaya uğradı ve bazı kemiklerini kırdı.He met with an accident and broke some bones.
Onun kemikleri sayılıyor.She is all skin and bone.
Köpekleri tavuk kemikleri ile beslememelisin.You shouldn't feed chicken bones to dogs.
Tom kolundaki ve elindeki bazı kemikleri kırdı.Tom broke some bones in his arm and hand.
Bizon kemiklerinden aletler yapıldı.Buffalo bones were made into tools.
O bilim adamı vadide dinozor kemikleri arıyor.That scientist is looking for dinosaur bones in the valley.
Bizim köpek bahçede kemikleri gömer.Our dog buries bones in the garden.
Köpeğimiz bahçede kemikleri gömer.Our dog buries bones in the yard.
Kemikleri kimin için getirdiniz?For whom have you brought the bone?
O, dinozor kemiklerini çalmakla suçlandı.He was accused of stealing dinosaur bones.
Köpeğim kemikleri kemirmeyi seviyor.My dog likes to gnaw on bones.
Soğuk onun kemiklerine sızdı.The cold seeped into her bones.
Kulübe etrafındaki duvar insan kemiklerinden yapılmış ve onun üstünde kafatasları vardı.The wall around the hut was made of human bones and on its top were skulls.
Arkeologlar çok eski zamanlardan kalma bir ejderhanın kemiklerini buldu.The archeologists found the bones of an ancient dragon.
Tom'un yüksek elmacık kemikleri var.Tom has high cheekbones.
Sami'nin bulldogu insan kemiklerini çıkardı.Sami's bulldog dug up human bones.
Kemiklerin sayılıyor.You've become too skinny.
At çok zayıftı, böğrüne dokununca kemikleri elime geliyordu.The horse was so thin, I could feel its bones through its flanks.
At öyle zayıftı ki böğrünü elleyince kemiklerini hissedebiliyordum.The horse was so thin, I could feel its bones through its flanks.
"Ortaköy tarihten temizlendi sultanların kemikleri sızlıyor"."Ortaköy tarihten temizlendi sultanların kemikleri sızlıyor".
Kemiklerde (özellikle de burun kemikleri) şekil bozukluğu oluşabilir.The bones (especially those of the nose) may become misshapen.
"Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır, "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.To whom he, being a little overcome with the wine replied, "What are these things, Sparamizes?
Bu odalarda insan kemikleri ve olası mezar kalıntıları ya da adak sunuları bulundu.Human bones and possible grave goods or votive offerings were found in these chambers.
Bu Williams'dan geriye sadece onun kemikleri kalana kadar devam ediyor.This went on until only her bones were left.
Ölen hayvanların kemiklerini bir alanda toplarlar.As hunters, the bones of the animals are gathered in one place.
Kemikleri de bahçeye gömdü.They were buried in the garden.
Avuçta da beş tane metakarpal denen el tarak kemikleri vardır.The carpus (wrist) has ten bones, and the hand has five stout fingers.
Sağ ayak kemikleri.Bones of the right foot.
Ayak kemikleri.Fresh Footprints.
Ayrıca bağırsaklarını tutmak için gelişmiş özgün kasık kemikleri bulunur.They also have unique pubic bones that are fused to hold their gut.
Kaburga kemiklerinin sayısı 19 çifttir.The average clutch size is around 19 eggs.
Etin kemiklerini ayırın ve keşkeği büyük bir tencereye alın.You must set your goals high and go for them with the pugnacity of a terrier.
Tanrıların buyruğu en ağır dertler ta kemiklerime işledi. ....God has engraved these commandments in our hearts...
Kazılarda ortaya çıkarılan hayvan kemiklerinin % 42'si yabani sığır kemiğidir.About 42% of flowering plants exhibit a mixed mating system in nature.
Müze Diplodocus dinozorunun iskeletlerinin kemikleri ile süslü.The museum presents dinosaur footprint fossils.
"Kemiklerim sızlıyor.My bones are aching.
Ve bu,kemiklerini ve beynini etkilemiş.And it has since moved to her bones and her brain.
Bu Montparnasse Mezarlığının altında çekildi. Birçok ölü kemiklerin koyulduğu yer.This was taken under the Montparnasse Cemetery where most of the ossuaries are located.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.You then hope that the earth moves in such a way as to bring the bones back up to the surface.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Essentially, his bones were rapidly buried and beautifully preserved.
K vitamini kan damarlarınızı ve kemiklerinizi sağlıklı tutar.Vitamin K keeps your blood vessels and bones healthy.
İnsan vücudundaki kemiklerin bile resimlerini çekmişti.He even photographed the bones of the human body.
Derisinin ardından kemiklerini görebilirsinizYou can see his bones through the skin.
Bazen vücuda bakarken, arkasındaki kemikleri görüyordum.Sometimes I would see bones when there was a body there.
Bunların hepsini her gün kemiklerimde hissediyorum, seni ahmak.Even without you pointing that out, I feel it in my bones every day, you bastard!
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.I'm a double amputee, and I was born without fibulas in both legs.
Bütün kemiklerimde bunu hissedebiliyorum.I could feel it all the way in my bones.
Bundan 65 milyon yıl sonra, kemiklerimizi, bir müzede toz tutarken görmek zorunda kalmayacağız.65 million years from now, we don't have to have our bones collecting dust in a museum.
Ancak, kemikleri ve gagası ile kaz bitirdiYet you finished the goose, with the bones and the beak--
Ve bu açıkçası onların kemiklerini keserek yapılıyor.And that's by actually cutting into their bones.
Kemikleri küçük kutuların içinde köpüklerle destekleyerek saklıyorlar.They put them in foam, little containers.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.They don't like it if you come in and want to saw them open and look inside.
Güçlü çene kemikleri sayesinde avcılık, leş yiyiciliğin yerine geçti.With powerful jaws, hunting soon replaced scavenging.
linç edilmiş insanların kemikleri gömülü. Ama yine de bu bağlantısızlık var.And yet, there is this disconnect.
İlgili Sayfalar