kemikler ile cümle

kemikler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.できる限り除去しました 折れた2本のろっ骨を取りだし L1の復元に使い
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.Då, du grät vid min axel, så kändes det inte så bra. Som om mina ben smälte eller nåt.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.그때 너 나한테 기대서 우는데 기분이 좀 그렇더라 그, 내 뼈가 막 녹는 것 같고.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.Waktu itu, kau menangis di bahuku.. Itu tidak terasa sangat baik, seperti tulangku meleleh atau sesuatu.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.Τότε έκλαψες στον ώμο μου. Δεν αισθάνθηκα και πολύ καλά, σαν τα κόκκαλα μου να λιώναν ή κάτι τέτοιο.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.حينذاك, بكيتي على كتفي هذا لم يكن شعورا جيدا جدا وكأن عظامي تنصهر أو شئ من ذلك القبيل
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.そう思ったんだ まるで骨が溶けてしまいそうでさ じゃ ホントにもう行くよ
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.A loro non piace che andiate lì a farli a pezzi per guardarci dentro.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.De tycker inte om att man kommer in för att såga i den och se hur de ser ut inuti.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.Die mögen es nicht, wenn man ankommt und die Knochen aufsägen und reinschauen will.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.Họ không thích tí nào nếu bạn đến với ý đồ cưa xương ra và nhìn vào bên trong.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.Ils n'aiment pas ça si vous venez et que vous voulez les scier en deux et regarder à l'intérieur.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar. (Kahkahalar)Eles não gostam que vocês cheguem lá e os queiram serrar ao meio para ver o interior.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar. (Kahkahalar)Nepáči sa im, keď prídeme a chceme ich rozrezať a pozrieť sa dovnútra.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar. (Kahkahalar)Им не понравится, если вы придёте, чтобы распилить их и заглянуть внутрь.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.만일 여러분이 박물관에 가서 뼈를 톱질해서 그 안을 보자고 한다면 싫어할 것입니다.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.Nelíbí se jim, když přijdeme a chceme je rozříznout a podívat se dovnitř.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.Nem szeretik, ha valaki bemegy és ketté szeretné fűrészelni őket, hogy beléjük nézzen.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.Nie lubią, jak ktoś przychodzi i chce rozpiłować je, żeby zajrzeć do środka.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.No les hace gracia si alguien quiere abrirlos para mirar el interior.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.Nu le place dacă apari tu şi vrei să le tai cu ferăstrăul ca să te uiţi înăuntru.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.Ze vind het niet leuk als je komt vragen om ze open te zagen om er een kijkje in te nemen.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.Те няма да харесат, ако влезете и поискате да ги разрежете и да погледнете вътре в тях.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.הם לא ישמחו אם תכנס ותחתוך להם את העצמות לשתים ותסתכל בפנים.
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.لن يحبون قدومك لهم ورغبتك بقصها بمنشار والنظر داخلها
Oraya gidip kemikleri biçerek içine bakmak istediğinizde bundan hoşlanmıyorlar.とても嫌がられるでしょう (笑)
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşAz egyetlen hátránya Oscar Pistoriusnak az, hogy bokától lefelé csont nélkül született.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşDas einzige Problem von Oscar Pistorius ist, dass er ohne Knochen im unteren Teil seiner Beine geboren wurde
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşIl problema di Oscar Pistorius sono le gambe, prive di ossa inferiori.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşJedyny problem z Oscarem Pistoriusem jest taki, że urodził się bez kości w dolnych cześciach nóg.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuş결국은 한가지 사소한 문제 때문에 기각을 당했죠. 오스카씨는 태어날 때부터 정강이뼈가 없었거든요.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşLe seul problème d'Oscar Pistorius c'est qu'il est né sans os dans le bas des jambes.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşUnica problemă cu Oscar Pistorius e că s-a născut fără oase în partea de jos a picioarelor.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşЕдинственият проблем с Оскар Писториъс е, че е роден без кости в долната част на краката си.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşОдна деталь про Оскара Писториуса: он родился без костей в нижней части ног
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşהבעיה היחידה של אוסקר פיסטוריוס היא שהוא נולד בלי עצמות בחלק התחתון של רגליו.
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuşالمشكلة الوحيدة مع أوسكار بيستوروس أنه قد وُلد بدون عِظام فى الجزء الأسفل من أرجله .
Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuş下肢に骨がなかったことが問題になりました 彼は参加基準タイムまであと1秒のところまで来ました
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.Apoi speri că pământul se mișcă în așa fel încât să aducă oasele înapoi la suprafață.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.Daarna hoop je dat de aarde zodanig beweegt dat die je botten naar het oppervlak terugbrengt.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.Después tengan la esperanza de que la tierra se mueva de tal manera que lleve los huesos a la superficie.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.Il vous faut ensuite espérer que la terre se déplace de telle manière qu'elle ramène les os à la surface.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.I mieć nadzieję, że ruchy ziemi wypchną kiedyś kości na powierzchnię.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.Kemudian anda berharap agar dinamika pergerakan bumi akan membawa tulang anda kembali ke permukaan tanah.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.그리고 지구의 지각변동에 의해 여러분의 뼈가 다시 지표면으로 노출되기를 바라셔야겠지요.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.Poi dovete sperare che la terra si muova in modo tale da riportare le ossa di nuovo in superficie.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.Μετά ελπίζετε πως η γη θα κινηθεί με τέτοιο τρόπο ώστε να φέρει τα οστά πίσω στην επιφάνεια.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.Ваше счастье, если слои почвы будут смещаться так, что ваши кости окажутся опять на поверхности.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.ואז לקוות שהקרקע תזוז כך שהעצמות יעלו חזרה לפני השטח.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.ويحدوك الأمل بأن تتحرك الأرض بهذه الطريقة لتجلب العظام إلى السطح.
O zaman dünyanın hareketinin... ...kemiklerinizi tekrar yeryüzüne çıkaracağını umut edersiniz.その後は地層の動きに委ねて地表に 骨が浮かび上がるのを祈りましょう あとは待ってればいいだけ 簡単でしょ?
RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.Aku merasakan kuasa TUHAN, dan Roh-Nya membawa aku menuruni lembah yang penuh dengan tulang-tulang
RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.Była nademną ręka Pańska, i wywiódł mię Pan w duchu, i postawił mię w pośrodku pola, które było pełne kości;
RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.Herrens hånd kom over mig, og han førte mig i ånden ud og satte mig midt i dalen. Den var fuld af Ben;
RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.여호와께서 권능으로 내게 임하시고 그 신으로 나를 데리고 가서 골짜기 가운데 두셨는데 거기 뼈가 가득하더라
RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.Была на мне рука Господа, и Господь вывел меня духом и поставилменя среди поля, и оно было полно костей,
RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.היתה עלי יד יהוה ויוצאני ברוח יהוה ויניחני בתוך הבקעה והיא מלאה עצמות׃
RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.كانت عليّ يد الرب فاخرجني بروح الرب وانزلني في وسط البقعة وهي ملآنة عظاما.
RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.耶 和 華 的 靈 、 〔 原 文 作 手 〕 降 在 我 身 上 、 耶 和 華 藉 他 的 靈 帶 我 出 去 、 將 我 放 在 平 原 中 . 這 平 原 遍 滿 骸 骨
RABbin eli üzerimdeydi, Ruhuylafç beni dışarı çıkardı, kemiklerle dolu bir ovanın ortasına koydu.耶和華 的靈 、 〔 原文 作手 〕 降 在 我 身上 、 耶和華 藉 他 的 靈帶 我 出去 、 將我 放 在 平原 中 . 這 平原 遍 滿 骸骨
İlgili Sayfalar