Kemikler ve yüzgeçler ilk defa ortaya çıktı.Κόκαλα και πτερύγια εμφανίστηκαν για πρώτη φορά.
Kemikler ve yüzgeçler ilk defa ortaya çıktı.За пръв път се появили кости и перки.
Kemikler ve yüzgeçler ilk defa ortaya çıktı.Кости и плавники впервые появились.
Kemikler ve yüzgeçler ilk defa ortaya çıktı.עצמות וסנפירים הופיעו לראשונה.
Kemik metastazı yapmış kanser ağrısından çekebilir; metastaz kemiklerinize yayıldığında, bu çok ağrılı olur.Als metastasen optreden in je beenderen, kan dat zeer pijnlijk zijn.
Kemik metastazı yapmış kanser ağrısından çekebilir; metastaz kemiklerinize yayıldığında, bu çok ağrılı olur.Când metastaza ajunge la oase, câteodată e foarte dureros.
Kemik metastazı yapmış kanser ağrısından çekebilir; metastaz kemiklerinize yayıldığında, bu çok ağrılı olur.Když se metastáze dostane do kostí, je někdy velice bolestivá.
Kemik metastazı yapmış kanser ağrısından çekebilir; metastaz kemiklerinize yayıldığında, bu çok ağrılı olur.Keď sa metastázy dostanú do kostí, niekedy dokážu byť veľmi bolestivé.
Kemik metastazı yapmış kanser ağrısından çekebilir; metastaz kemiklerinize yayıldığında, bu çok ağrılı olur.그리고 척수 암전이로부터 암성통증을 느끼고 있습니다 암전이가 여러분의 척수에 진행될 때는, 때때로 굉장히 고통스럽습니다
Kemik metastazı yapmış kanser ağrısından çekebilir; metastaz kemiklerinize yayıldığında, bu çok ağrılı olur.Wenn die Metastasen die Knochen erreichen sind sie manchmal äußerst schmerzhaft.
Kemik metastazı yapmış kanser ağrısından çekebilir; metastaz kemiklerinize yayıldığında, bu çok ağrılı olur.וכאב של סרטן בגלל גרורות בעצמות, כאשר הגרורות מגיעות לעצמות, הן גורמות לעיתים לכאב גדול.
Kemik metastazı yapmış kanser ağrısından çekebilir; metastaz kemiklerinize yayıldığında, bu çok ağrılı olur.والألم السرطانيّ من انبثاث العظام، عندما يصل الانبثاث الى العظام، يكون أحيانا مؤلما جدا.
Kemik metastazı yapmış kanser ağrısından çekebilir; metastaz kemiklerinize yayıldığında, bu çok ağrılı olur.癌が骨に転移すると 大きな痛みを伴うことがあります これら私が挙げたものは全て
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Această doamnă cu tuberculoză osoasă, lăsată singură într-un cort, va muri împreună cu singura sa fiică.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Cette femme avec une tuberculose osseuse, laissée seule dans une tente, allait mourir seule avec sa fille.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Denna kvinna med XXXX är lämnad ensammen i ett tält, och kommer att dö med sin enda dotter.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Diese Dame mit Knochentuberkulose, allein im Zelt wird mit ihrer einzigen Tochter sterben.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Ennek a hölgynek csontrákja van, magára maradt egy sátorban, ott fog meghalni az egyetlen lányával.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Esta dama con tuberculosis, abandonada en una tienda, iba a morir con su única hija.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.골결핵을 앓고 있는 이 여인은 텐트에 외동딸과 둘만 남겨져 죽어가고 있었습니다.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Kobieta z gruźlicą kości, sama w namiocie, umarłaby wraz z jedyną córką.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Luutuberkuloosia sairastava nainen jätettiin yksin telttaansa kuolemaan ainoan tyttärensä kanssa.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Người phụ nữ này bị bệnh lao, bị bỏ lại một mình cô độc trong lều, đang chuẩn bị chết với cháu gái duy nhất,
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Questa donna, con la tubercolosi ossea, lasciata sola in una tenda, sta morendo con la sua unica figlia.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Táto pani s kostnou tuberkulózou, nechaná v stane osamote, zomrie s jej jedinou dcérou.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Tato žena s kostní tuberkulózou byla opuštěná ve stanu a umírala u své jediné dcery.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Wanita ini punya tulang TB, tinggal sendiri di sebuah tenda, akan meninggal dengan anak tunggalnya.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Αυτή η γυναίκα με φυματίωση στο κόκαλο, μόνη της στη σκηνή, πρόκειται να πεθάνει με τη μοναχοκόρη της.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Жінка з кістковим туберкульозом, залишена у наметі з однією донькою, що мала вмерти.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Тази жена с туберкулоза на костите, оставена сама в палатка, ще умре с единствената си дъщеря.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.לגברת הזו יש שחפת עצמות, הושארה לבדה באוהל, עומדת למות עם בתה היחידה.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.هذه السيدة مريضة بمرض السل ,متروكة وحيدة فى خيمة , سوف تموت مع إبنتها الوحيدة .
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.一年後の彼女です
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.Det är väldigt lätt att se skadorna på skelettet.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.Ed è facilissimo notare i danni alla struttura ossea.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.En het is heel, heel gemakkelijk om de schade te zien aan de botstructuur.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.Il est très très facile de voir les dégâts sur le squelette.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.뼈에 대한 손상은 굉장히 잘 보입니다.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.Niezwykle łatwo zauważyć możemy uszkodzenia kości.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.Și sunt foarte, foarte ușor de văzut stricăciunile structurii osoase.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.Und es ist sehr, sehr leicht, die Schäden an der Knochenstruktur zu sehen.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.Y es muy, muy fácil de ver los daños en la estructura ósea.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.Είναι πολύ, πολύ εύκολο να δούμε τις ζημίες στα κόκαλα.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.И здесь очень просто увидеть повреждения костной структуры.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.И много лесно могат да се видят щетите върху костната структура.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.וזה מאד מאד קל לראות את הנזקים במבנה העצמות.
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.ومن السهل جداً تبين تلف الجمجمة
Kemik yapılarındaki hasarı görmek çok ama çok kolay.死因は首の損傷です
Kendi kemik iliği hücrelerimizi alıp, kalp krizi geçirmiş olan hastaları tedavi ediyoruz.또한 저희들 스스로의 골수 세포를 채취하여 심장마비를 겪은 환자를 치료하고 있는데요,
Kendi kemik iliği hücrelerimizi alıp, kalp krizi geçirmiş olan hastaları tedavi ediyoruz.Vzamemo lastne celice kostnega mozga in zdravimo bolnika s srčnim napadom,
Kendi kemik iliği hücrelerimizi alıp, kalp krizi geçirmiş olan hastaları tedavi ediyoruz.We nemen eigen beenmergcellen om een patiënt met een hartaanval behandelen.
Kendi kemik iliği hücrelerimizi alıp, kalp krizi geçirmiş olan hastaları tedavi ediyoruz.אנחנו לוקחים את המח עצם של עצמנו ומטפלים בפציינט שעבר התקף לב,
Kendi kemik iliği hücrelerimizi alıp, kalp krizi geçirmiş olan hastaları tedavi ediyoruz.نأخذ خلايا نخاع عظامنا و نعالج بها مرضى مصابين بنوبات قلبية،
Kendi kemik iliği hücrelerimizi alıp, kalp krizi geçirmiş olan hastaları tedavi ediyoruz.心臓発作患者を治療します 骨髄活性化細胞を用いることで
Kırılmış kemiklere bire bir diye duydum!Am auzit ca sunt cele mai bune pentru vindecarea oaselor rupte.
Kırılmış kemiklere bire bir diye duydum!Ho sentito che sono i migliori per curare le ossa rotte.
Kırılmış kemiklere bire bir diye duydum!Ik heb gehoord dat dit het beste is voor het helen van gebroken botten!
Kırılmış kemiklere bire bir diye duydum!Jag hörde att det här är bäst för att benen ska läka!
Kırılmış kemiklere bire bir diye duydum!J'ai entendu que c'était les meilleures pour guérir les os cassés.
Kırılmış kemiklere bire bir diye duydum!Jeg hører, det er det bedste til at hele brækkede knogler!