Aslan ve kaplan kemikleri tıpatıp aynı gibi görünür.ان عظام الاسود .. تشبه تماماً عظام النمور
Aslan ve kaplan kemikleri tıpatıp aynı gibi görünür.ライオンの骨を扱う産業が
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Daardoor werden zijn botten snel begraven en prachtig geconserveerd.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.De fait, ses os furent rapidement ensevelis et très bien préservés.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Esencialmente sus huesos se enterraron rápidamente y quedaron bellamente preservados.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Fondamentalmente, le sue ossa sono state sepolte rapidamente e conservate alla perfezione.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Jego kości zostały szybko pogrzebane i przepięknie zakonserwowane.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.이 사람의 뼈는 빨리 매장되었고 아주 잘 보존되었습니다.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Oasele lui au fost repede îngropate și conservate foarte bine.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.So wurden seine Knochen rasch begraben und sehr schön konserviert.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Ουσιαστικά, τα κόκκαλά του θάφτηκαν γρήγορα και διατηρήθηκαν πολύ όμορφα.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.По същество, костите му били бързо погребани. и чудесно запазени.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Таким образом, его кости очень быстро утонули в болоте и поэтому прекрасно сохранились.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.למעשה העצמות שלו נקברו במהירות ולכן נשמרו להפליא.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.أساسيا، كانت عظامه قد دفنت سريعا وحفظت بصورة جميلة.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.そのため急速に骨が埋められ きれいに保存されたのです そのまま 160万年が過ぎた後に
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Ada beberapa tulang di kaki saya yang patah.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Ich brach mir einige Knochen in meinen Füßen.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Jeg brækkede nogle knogler i fødderne.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.발뼈 몇개가 부려졌어요.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Me rompí algunos huesos de los pies.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Mi-am rupt niște oase ale piciorului.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Mi ruppi alcune ossa dei piedi.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Parti alguns ossos nos pés.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Plusieurs os de mes pieds étaient cassés.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Złamałam kości stóp.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Zlomila jsem si kosti v chodidlech.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Έσπασα μερικά οστά στα πέλματα.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Имах счупени кости и по краката си.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.Несколько костей в ступне были сломаны.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.שברת כמה עצמות ברגליים.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.كسرت بعض العظام في قدمّي.
Ayağımda bazı kemikler kırılmıştı.体の右半分がぱっくりと開き 中は砂利だらけでした
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Anh cũng tạo ra những bản điêu khắc ảo ảnh bằng xương đúc từ nhựa thông.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Crea poi delle sculture fantasmagoriche fatte di ossa in resina sintetica.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Creează de asemenea sculpturi fantasmagorice făcute din oase cofrate sintetic.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Él crea también esculturas fantasmagóricas hechas de huesos de resina fundida.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Er erschafft auch fantasievolle Skulpturen, die aus Gießharz-Knochen bestehen.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Fantazmagorikus szobrokat is készít öntött műgyantából készült csontokból.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Hij maakt ook fantasmagorische sculpturen uit botten van gegoten hars.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Il crée aussi des sculptures fantasmagoriques à partir d'os moulés en résine.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.지티쉬 칼라트는 합성수지로 만든 뼈를 가지고 환상적인 조각물도 만들어 냅니다.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Tworzy też fantazyjne rzeźby z kości odlewanych z żywicy
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Δημιουργεί επίσης φαντασμαγορικά γλυπτά φτιαγμένα από κόκαλα από χυτή ρητίνη.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Он также создает фантасмагорические скульптуры собранные из костей, вылитых из смолы.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Създава също фантасмагорични скулптури, направени от кости от лята гума.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.Ще він створює фантасмагоричні скульптури з кісток, виготовлених з литої смоли.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.הוא גם יוצר פסלים של חזיונות תעתועים עשויים מעצמות שרף יצוק.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.وهو يقوم أيضاً بنحت الأشكال الخيالية التي يتم شغلها من العظام المثبتة بالصمغ.
Ayrıca, dökme reçineden yapılmış kemiklerden fantasmagorik heykeller üretmektedir.変幻自在の彫刻品を作っています この作品では 彼が暴動で目撃した
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Aber sie fand auch Osteozyten, die Zellen, die den Knochenbau festlegen.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Ale našla aj osteocyty, čo sú bunky, z ktorých sa skladajú kosti.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Ale také našla osteocyty, což jsou buňky, ze kterých se skládají kosti.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.De emellett oszteocitákat is talált, olyan sejteket, melyek a csont alapját képezik.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Ella también encontró osteocitos que son las células que dejan los huesos.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.그녀는 또한 골세포를 찾았는데, 그 세포들은 뼈 밑에 있습니다.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Maar ze vond ook osteocyten. Dat zijn de cellen die de botten vormen.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Mais elle a aussi trouvé des ostéocytes, qui sont les cellules qui fortifient les os.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Ma Mary trovò anche osteociti, le cellule che danno vita alle ossa.
Ayrıca osteositler de buldu, yani kemikleri oluşturan hücreler.Mas ela também encontrou osteócitos, que são as células que segregam os ossos.