Ev ödemelerimizi yapmak için, kemerlerimizi sıkıştırmak zorunda kalacağız.To make our house payments, we're going to have to tighten our belts.
Sürücüler emniyet kemerleri takmalılar.Drivers should wear seat belts.
Sürücü bize emniyet kemerlerimizi bağlamamızıı tavsiye etti.The driver advised us to fasten our seat belts.
Araba kullanırken emniyet kemerinizi bağlayın.Fasten your seat belt when you drive.
Emniyet kemeri olmasaydı şimdi hayatta olmazdım.But for the safety belt, I wouldn't be alive today.
Emniyet kemerini tak, lütfen.Fasten your seat belt, please.
Lütfen emniyet kemerinizi bağlayın.Please fasten your seat belt.
Emniyet kemerini bağla.Fasten your seat belt.
Lütfen emniyet kemerlerinizi bağlayın ve kalkış için hazırlanın.Please fasten your seat belts and prepare for departure.
Emniyet kemerleriniz bağlı şekilde koltuklarınızda kalın.Remain in your seats with your seat belts fastened.
Emniyet kemerinizin güvenle bağlanmış olduğundan emin olun.Please make sure that your seat belt is securely fastened.
Sıkı bir kemer kan dolaşımını engeller.A tight belt will interfere with circulation of the blood.
O deri bir kemer.That is a leather belt.
Lütfen emniyet kemerinizi takınız ve sigara içmekten uzak durunuz.Please fasten your seat belts, and kindly refrain from smoking.
Araba çarptığında o, emniyet kemerini takıyor olsaydı hala hayatta olurdu.He would still be alive if he had been wearing his seat belt when the car crashed.
Biraz kilo kaybettiğimden beri kemerim gevşedi.Since I lost a little weight, my belt got loose.
Ben kemerimi sıkmak zorundayım.I have to tighten my belt.
Küçük işletmeler ayakta kalmak için kemerlerini sıkacaklar.Small businesses will have to tighten their belts to survive.
Beyaz kemerli olanı seviyorum.I like the one with a white belt.
O, emniyet kemerlerini nasıl bağlayacaklarını yolculara gösterdi.She showed the passengers how to fasten their seat belts.
Beline deri kemer takıyor.She is wearing a leather belt around her waist.
Emniyet kemerlerini nasıl bağlayacaklarını onlara gösterdi.She showed them how to fasten their seat belts.
Kuzey Amerika'da emniyet kemerinizi bağlamamanız yasaya aykırıdır.In North America it is against the law to fail to fasten your seatbelt.
Lütfen kalkış ve iniş sırasında emniyet kemerinizi takın.Please secure your seat belt during takeoff and landing.
Eğer emniyet kemeri olmasaydı şu an hayatta olmazdım.If it hadn't been for the seatbelt, I wouldn't be alive today.
Araba kullanan insanlar emniyet kemeri takmalılar.People who drive cars should wear seat belts.
Kemer kahverengidir.The belt is brown.
Pek çok kent yöneticilerinin uyguladığı kemer sıkma politikası son derece sevimsizdir.The austerity measures that many city governments have implemented are hugely unpopular.
O ona emniyet kemerini bağlamasını tavsiye etti.She advised him to fasten his seat belt.
Arabaya bindiğinde her zaman bir emniyet kemeri takmalısın.You should always wear a seat belt when you are riding in a car.
Penisinin başı kemerin dışına taşıyor.The head of your penis is sticking out of your belt.
Araba sürerken emniyet kemerini bağla.Fasten your seat belt while driving.
Tom Mary'nin ona verdiği kemeri kullanarak kendini astı.Tom hanged himself using the belt that Mary had given him.
Tom emniyet kemerini taktı.Tom fastened his seatbelt.
Kırmızı kemer onu siyah kıyafetini daha da iyi görünmesini sağlar.The red belt makes her black dress look even better.
Kırmızı kemer onun siyah elbisesine uyar.The red belt goes well with her black dress.
Lütfen emniyet kemerinizi taktığınızdan emin olunuz.Please make sure your seat belt is fastened.
Lütfen kalkış ve iniş sırasında emniyet kemerinizi bağlayın.Please fasten your seat belt during takeoff and landing.
Bundan sonra, Mike Hiroshi'ye emniyet kemerini bağlamasını söyler.After that, Mike tells Hiroshi to fasten his seat belt.
Tom her zaman emniyet kemerini takar.Tom always wears his seatbelt.
İspanyol hükümeti ciddi kemer sıkma bütçesini duyurdu.The Spanish government has announced a severe austerity budget.
Emniyet kemerlerinizi bağlayın.Buckle your seatbelts.
Almanlar kemer sıkmaktan yana.The Germans are in favor of austerity.
Angela Merkel kemer sıkma taraftarıdır.Angela Merkel is in favor of austerity.
Kemer pantolonunun düşmesini önler.A belt keeps your pants from falling down.
Tom bir kemer takmıyor.Tom isn't wearing a belt.
Tom emniyet kemerini bağladı.Tom fastened his seat belt.
Tom bana kemerimi nereden aldığımı sordu.Tom asked me where I bought my belt.
Bir kemer tokası çalan idam edilecek; bir devlet çalan bir prens olur.He who steals a belt buckle will be executed; he who steals a state becomes a prince.
Bir gökkuşağı gökyüzünde yedi renkli kemerdir.A rainbow is a seven-colour arch in the sky.
O, kemerini çözdü.He unbuckled his belt.
Kemerini çözdü.She unbuckled her belt.
Onun bekaret kemeri havaalanındaki metal detektörünü harekete geçirdi.Her chastity belt set off the metal detector at the airport.
Ben bir deri kemer satın alacağım.I'm going to buy a leather belt.
Bu kemer bana çok sıkı biçimde geliyor.This belt fits me too tightly.
Tom kemerini çözdü.Tom unbuckled his belt.
Tom bugün kemer takmıyor.Tom isn't wearing a belt today.
Emniyet kemerini tak, Tom.Put on your seatbelt, Tom.
Bir kemer takmayı unuttum.I forgot to wear a belt.
O, çirkin olduğu kadar pahalı olan pembe bir kemer takıyordu.She wore a pink belt that was as ugly as it was expensive.