Tanımdaki herhangi bir kelimeyi tıklamak, söz konusu kelimeyi sözlükte tekrar arar.Minden állítását ugyanabban a mondatban kétségbe is vonja.
Diğer oyuncular ise çizen kişinin anlatmak istediği kelimeyi tahmin ederler.Kaksi muuta näyttelijää yrittävät arvata, mitä hän esittää.
Eser, topluluk tarafından 40.000 kelimeyi aştığı takdirde roman olarak tanımlanmaktadır.Romaaniksi määritellään yli 40 000 sanan mittainen teos.
Kelimeyi "-e" haline sokar.Kirjain Е lausutaan /ɛ/ ja sen nimi on "E".
Bu diller kelimeyi Arapçadan almışlardı.Arabeilta he ovat omaksuneet arabian kielen.
Bu kelimeyi anlayamadım.En ymmärrä tuota sanaa.
Tek tek bir kelimeyiz, ama birlikte bir şiir."Μεμονωμένα είμαστε λόγια, μαζί ένα ποίημα.
Kelimeyi "-e" haline sokar.Αντιστοιχεί στη λέξη και.
Kelimeyi nasıl edeceğimden emin değilim.Δεν είμαι σίγουρος πώς να προφέρω αυτή τη λέξη.
Hatta özellikle Tiberius'un bu kelimeyi küfür etmek için kullandığı söylenir.Tiberius i særdeleshet er sagt å ha rakket ned på det som spyttslikkeri.
En fazla harfli kelimeyi bulan yarışmacı harf sayısı kadar puan kazanmaktadır.Vinneren erklæres som det laget med flest poeng.
Bu kelimeyi her bölümde çok kez kullanır.Sejak dahulu, kalimat ini sering digunakan oleh berbagai kalangan.
Tecrübeli bir Mors operatörü, dakikada 40'ın üzerinde kelimeyi okuyabilir.Di sisi lain, pembaca cepat dapat membaca lebih dari 1000 kata per menit.
Ama bu kelimeyi bulmak bir haftamı aldı."依頼から撮影までが、たった一週間だったのが合点がいった」と語っている。
Kelimeyi "-e" haline sokar.語尾に「~ラ」とつける。
Tecrübeli bir Mors operatörü, dakikada 40'ın üzerinde kelimeyi okuyabilir.풋볼N뉴스 서호정과 이주헌이 한 주간의 K리그 뉴스를 1분 만에 빠르게 읽어준다.
Bu kelimeyi her bölümde çok kez kullanır.이 용어는 여러 분야에 널리 쓰인다.
Diğer oyuncular ise çizen kişinin anlatmak istediği kelimeyi tahmin ederler.Možemo samo pretpostavljati što je umjetnik želio iskazati.
Ama bu kelimeyi bulmak bir haftamı aldı."Godinama sam pokušavao ispraviti tu priču."
Ama bu kelimeyi bulmak bir haftamı aldı."Vse do konca svojega življenja ni več spregovoril ene same besede."
Bu diller kelimeyi Arapçadan almışlardı.Italai šį žodį gavo iš arabų kalbos.
Bu kelimeyi kendisiyle ilişkilendirip/özdeşleştirerek; şirkete bu adı verdi.Kažkiek pasijuokdami iš savęs ir sugalvojome tą pavadinimą.
Bu semboller bazen bir heceyi, bir kelimeyi hatta bir cümleyi bile ifade edebiliyordu.Väga tihti piirduvad need näiteks vaid mõne lause või lausa ühe sõnaga.
"Adalet" gibi belirsiz bir kelimeyi bile araya soktun.Det er fint, at du brugte det mangetydige ord "retfærdighed".
"Adalet" gibi belirsiz bir kelimeyi bile araya soktun.Du fick in det diffusa ordet "rättvisa".
"Adalet" gibi belirsiz bir kelimeyi bile araya soktun.Hai fatto bene a usare parole ambigue e frivole come "giustizia".
"Adalet" gibi belirsiz bir kelimeyi bile araya soktun.Me gusta que hayas usado una palabra tan ambigua y frívola como "justicia".
"Adalet" gibi belirsiz bir kelimeyi bile araya soktun.Niejednoznaczne, frywolne słówko "sprawiedliwość" zrobi swoje.
"Adalet" gibi belirsiz bir kelimeyi bile araya soktun.Trabalhaste bem uma ambígua e frívola palavrinha, a "justiça".
"Adalet" gibi belirsiz bir kelimeyi bile araya soktun.Ujutit mukaan pikku sanan "oikeus".
"Adalet" gibi belirsiz bir kelimeyi bile araya soktun.Ωραία η χρήση της διφορούμενης, ασήμαντης λέξης "δικαιοσύνη"!
"Adalet" gibi belirsiz bir kelimeyi bile araya soktun.Хорошо, что употребила слово "справедливость".
Adam: "Değer" Bu kelimeyi mi kullanayım?남자: '아낀다'라고 말하란 말이죠?
Adam: "Değer" Bu kelimeyi mi kullanayım?الرجل: "التقدير"؟ هل هذه هي الكلمة التي يجب استخدامها؟
Adam: "Değer" Bu kelimeyi mi kullanayım?「尊重」? そう言えばいい?
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.Alles wat je zo te binnen schiet.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.Alt det, man kan komme komme i tanke om nu og her.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.Klábosení o všem, co vás zrovna napadne.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.생각나는 어떤 이야기도 할 수 있는 그런 편안한 상태 말이에요.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.Man kan säga precis vad som helst, det är fritt fram att slänga ur sig vad som dyker upp i huvudet.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.Minden, ami éppen átvillanhat az agyadon, ide tartozik.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.Rozprávanie sa o všetkom, čo vám práve napadne.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.Se trata más bien de hablar de todo lo que se te pueda ocurrir.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.Se vorbeşte cam despre orice ţi-ar putea trece prin cap.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.Это разговоры обо всем, что только приходит в голову.
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.של שיחה שגרתית על כל נושא שאפשר לחשוב עליו כל מה שעולה לראש
Aklınıza gelen her şey hakkında kullanabilirsiniz bu kelimeyi.おしゃべりのことなのです ギリシャ語の単語「meraki」は 心を込めて、一生懸命に
[ Alternatif Çözümler ] [ 1) Zıtlaşmamak / 2) Kelimeyi söylemek][Alternative Lösungen] [ 1) In keine widersprüchlichen Konversationen geraten 2) Anderen das Wort erteilen ]
[ Alternatif Çözümler ] [ 1) Zıtlaşmamak / 2) Kelimeyi söylemek][ Soluciones alternativas ] 1) No involucrarse en conversaciones contradictorias. 2) Dales la palabra.
[ Alternatif Çözümler ] [ 1) Zıtlaşmamak / 2) Kelimeyi söylemek][Solusi Alternatif] [1) Tidak untuk masuk ke percakapan bertentangan / 2) Beri mereka bahan pertimbangan ]
[ Alternatif Çözümler ] [ 1) Zıtlaşmamak / 2) Kelimeyi söylemek]Solutions Alternatives 1)Ne pas entrer dans une conversation contradictoire 2) Donnez leur le monde
[ Alternatif Çözümler ] [ 1) Zıtlaşmamak / 2) Kelimeyi söylemek][Soluzioni alternative] [1) Non entrare in conversazioni contradditorie /2)Dagli la parola]
[ Alternatif Çözümler ] [ 1) Zıtlaşmamak / 2) Kelimeyi söylemek][Vaihtoehtoiset ratkaisut] [ 1) Älä joudu ristiriitaiseen keskusteluun / 2) Anna heille mahdollisuus ]
[ Alternatif Çözümler ] [ 1) Zıtlaşmamak / 2) Kelimeyi söylemek]Алтернативни решения 1) Не влизайте в пререкания 2) Дайте им думата
Altı ay sonra ofisime geldi ve bana şu dokuz kelimeyi bir kâğıt parçası üstünde sundu.6개월 후에, 그가 제 사무실에 와서 9개의 단어가 쓰인 종이를 주었습니다.
Altı ay sonra ofisime geldi ve bana şu dokuz kelimeyi bir kâğıt parçası üstünde sundu.Dopo sei mesi di lavoro, venne nel mio ufficio e mi presentò queste nove parole su un pezzo di carta.
Altı ay sonra ofisime geldi ve bana şu dokuz kelimeyi bir kâğıt parçası üstünde sundu.Efter sex månaders arbete kom han till mitt kontor och presenterade för mig dessa nio ord på en bit papper.
Altı ay sonra ofisime geldi ve bana şu dokuz kelimeyi bir kâğıt parçası üstünde sundu.Sau 6 tháng, anh ấy đến văn phòng và đưa cho tôi 9 từ viết trên 1 mảnh giấy.
Altı ay sonra ofisime geldi ve bana şu dokuz kelimeyi bir kâğıt parçası üstünde sundu.Після 6 місяців роботи він прийшов у мій офіс і показав мені ті 9 слів, написаних на клаптику паперу.
Altı ay sonra ofisime geldi ve bana şu dokuz kelimeyi bir kâğıt parçası üstünde sundu.После шести месяцев работы он пришёл ко мне в офис и показал мне эти девять слов на клочке бумаги.