Geometri kelimesinin iki kökü var, coğrafya ve jeoloji kelimelerindeki geo ilki. .Roden i ordet er geo. Det er den samme rod, som vi har i geografi og geologi.
Geometri kelimesinin iki kökü var, coğrafya ve jeoloji kelimelerindeki geo ilki. .Tak samo, jak w słowach "geografia", czy "geologia".
Geometri kelimesinin iki kökü var, coğrafya ve jeoloji kelimelerindeki geo ilki. .Tento koreň nájdete aj v slovách geografia a geológia.
Geometri kelimesinin iki kökü var, coğrafya ve jeoloji kelimelerindeki geo ilki. .Може би вече разпознахте първата част от геометрия, ето тук корена гео.
Geometri kelimesinin iki kökü var, coğrafya ve jeoloji kelimelerindeki geo ilki. .لديك الكلمة geo نفس الجزء الذى تراه فى جغرافيا و جيولوجيا
Gidip bir insana barışla ne kastettiğini sormadan barış kelimesinin bir anlamı yok.Думата "свобода" няма определение, освен ако не попитате събеседника си какво означава за него.
Hangi kelime ya da karakter/karakterler İngilizce'deki "tavuk" kelimesinin karşılığıdır?Welches Wort oder welches Symbol im Chinesischen bedeutet "chicken" im Englischen?
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.Así que esas son imágenes interesantes.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.Belles images.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.Das sind coole Bilder.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.Dit zijn coole beelden.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.Într-adevăr acelea sunt imagini grozave.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.멋진 이미지들이 많죠, 제가 제일 멋지다고 느끼는 작품들입니다.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.Những hình ảnh kia rất đẹp mắt.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.Quelle sono belle immagini.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.To są fajne obrazy.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.Онези снимки са страхотни.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.Отличные снимки.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.אז אלו הן תמונת מגניבות. אבל אלו אני חושב הן הכי מגניבות.
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.اذن تلك صور رائعة و لكن هذه هي التي اعتقد انها رائعة جدا
Her ne kadar da yanlış kelimesinin tasarımda inanmasam da bunlar yanlışlar.これらはみな試作品です 失敗作なんです
"hoşçakal" kelimesinin daha sıklıkla yapısal olarak kullandığı yerin farklı olduğunu görüyoruz.Agora estamos a fazer zoom na entrada da casa.
"hoşçakal" kelimesinin daha sıklıkla yapısal olarak kullandığı yerin farklı olduğunu görüyoruz.그 풍경에서 대조를 단어 "바이" 가 더욱더 구조적으로 발생하는 곳에서 대조를 관찰해서 찾았지요.
"hoşçakal" kelimesinin daha sıklıkla yapısal olarak kullandığı yerin farklı olduğunu görüyoruz.là một sự tương phản trong bức tranh nơi mà từ "bye" xuất hiện nhiều hơn một cách có cấu trúc.
"hoşçakal" kelimesinin daha sıklıkla yapısal olarak kullandığı yerin farklı olduğunu görüyoruz.là où le mot "bye" est prononcé de manière plus structurée.
"hoşçakal" kelimesinin daha sıklıkla yapısal olarak kullandığı yerin farklı olduğunu görüyoruz.שינוי בתוואי-שטח בו המילה "שלום" מתרחשת הרבה יותר באופן מובנה.
"hoşçakal" kelimesinin daha sıklıkla yapısal olarak kullandığı yerin farklı olduğunu görüyoruz.تباين في المسطح حيث كلمة "الى اللقاء" تنطق بطريقة أكثر تنظيما،
"hoşçakal" kelimesinin daha sıklıkla yapısal olarak kullandığı yerin farklı olduğunu görüyoruz.一層わかりやすい形をしています これらの形状を参考に
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.17世紀に 意味が狭くなりました
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı."Creer" originalmente solía significar amar, valorar, tener en gran estima.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Cuvântul "credință" original a însemnat a iubi, a prețui, a fi drag.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Das Wort "Glaube" (engl. 'belief') selbst bedeutete ursprünglich zu lieben, wertzuschätzen, zu ehren.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Het woord "geloven" zelf betekende oorspronkelijk loven, prijzen, koesteren.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Kata "yakin" atau "percaya" itu sendiri memiliki arti dasar mencintai, memuja, menyayangi.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı."믿음"이라는 단어 자체의 원래 의미는 사랑하고 존중하고 소중히 여긴다는 뜻입니다.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.La parola "fede" in origine significava amare, stimare, avere cura.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Le mot "foi" voulait dire, à l'origine, "aimer", "chérir", "tenir à".
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Maga a "hit" szó eredetileg azt jelentette, hogy szeretni, értékelni, becsben tartani.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.O termo "crença" originalmente significava amar, dar valor, apreciar.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Slovo "viera" ako také pôvodne znamenalo ľúbiť, vážiť si, ctiť si.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Słowo "wiara" pierwotnie znaczyło kochać, cenić, szanować.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Η ίδια η λέξη "πίστη" αρχικά σήμαινε αγαπώ, εκτιμώ, έχω κάτι "στην καρδιά μου".
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı."веровать" [beLieVe] первоначально означало любить [LoVe], ценить, дорожить.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.Думата 'вяра' в началото е означавала да обичаш, да цениш, да държиш.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.הפירוש המקורי של המילה "אמונה" היה לאהוב, להוקיר, להעריך.
İnanç (belief) kelimesinin kendisi orijinal olarak sevmek, ödüllendirmek, üzerine titremek anlamındaydı.وكانت كلمة "معتقد" أو "إيمان" تعني بحد ذاتها أن تحب وتقدر وتعز.
İngilizce'deki "tavuk" kelimesinin karşılığıdır?영단어로 닭고기(chicken)에 해당할까요?' 입니다.
İngilizce'deki "tavuk" kelimesinin karşılığıdır?Chickenの現れる位置をチェックします
İngilizce'deki "tavuk" kelimesinin karşılığıdır?تطابق مع كلمة "chicken" بالإنجليزية؟
İngilizce'de tavuk kelimesinin geçtiği her yerdeChaque endroit où le mot poulet apparaît en anglais,
İngilizce'de tavuk kelimesinin geçtiği her yerde영단어로 닭고기(chicken)가 나타나는 모든 위치마다
İngilizce'de tavuk kelimesinin geçtiği her yerdeבכל מקום בו המלה "עוף" מופיעה באנגלית,
İngilizce'de tavuk kelimesinin geçtiği her yerdeفي كل مكان تظهر فيه كلمة "chicken" بالإنجليزية
İngilizce'de tavuk kelimesinin geçtiği her yerde他の行には現れません
İnsan, Yüce kelimesinin ne olabileceğini düşünmez.Človek vie, že to nebude "Najvyšší môcť".
İnsan, Yüce kelimesinin ne olabileceğini düşünmez.Et menneske vil ikke tænke at det er "Supreme might".
İnsan, Yüce kelimesinin ne olabileceğini düşünmez.Loài người sẽ chẳng nghĩ rằng đó là khả năng tối cao.
İnsan, Yüce kelimesinin ne olabileceğini düşünmez.사람은 'Supreme might' 라고 생각하지 않을 것입니다.
İnsan, Yüce kelimesinin ne olabileceğini düşünmez.Un humano no va a pensar que es la voluntad Suprema.
İnsan, Yüce kelimesinin ne olabileceğini düşünmez.Un om nu va crede că e "Puterea Supremă".