kelepçe ile cümle
kelepçe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kaçış sırasında T-Bag kendini Michael'a kelepçeler.Durante a fuga, T-Bag algemaram-se a Michael.
Daha sonra Ben, kelepçeyi aktif eder ve Doktor'u bilinmeyen bir noktaya yollar.Ashildr então ativa o teletransporte, enviando o Doutor para um local desconhecido.
Daha sonra anlattıklarına göre kurbanlarını kelepçelenmeleri konusunda ayartıyordu.Lembrando-lhes de sua relação, ele então disse que precisava de algo de seus siques.
Sinematürk'te Umuda Kelepçe Vurulmaz FOX'ta Umuda Kelepçe VurulmazCartaz do filme Nuts Querem me enlouquecer no Adorocinema
Edwards'a göre Dahmer, ona saldırarak kollarına kelepçe takmaya çalıştı, ancak başarılı olamadı.Assim, Aang chegou ao ponto de poder matá-lo se quisesse, mas não o fez.
Abruzzi, kendini Michael'in eline kelepçeleyen T-Bag'in sol elini balta ile keser ve intikamını alır.Abruzzi, die nu eindelijk wraak kan nemen, hakt T-Bags hand eraf met een bijl.
Yakalandığı Port Francqui'den Leopoldville'e kadar elleri kelepçeli olarak getirildi.Hij werd gevangengenomen in Port Francqui en geboeid naar Leopoldstad gevlogen.
Metal alaşımlı olabileceği gibi pratik plastik kelepçelerin de kullanımı yaygınlaşmıştır.Eventueel worden steriele handschoenen gebruikt bij het afnemen.
Ellerim kelepçeli.Jest Rębaczem.
Albüm versiyon 4. "Kelepçe" (Club Version) – 5:07 14.Co noc ‐ album version • 03:57 2.
Daha sonra Ben, kelepçeyi aktif eder ve Doktor'u bilinmeyen bir noktaya yollar.Następnie dociera do kwater strażników i przebiera się w mundur, by przejść niepostrzeżenie.
Daha sonra anlattıklarına göre kurbanlarını kelepçelenmeleri konusunda ayartıyordu.Detta skulle han senare använda sig av när han kidnappade sina offer.
Michael, tehditkar bir şekilde elinde baltayla Jin'in yanına gelir ve kelepçelerini kırar.Том і Джон силою роздягають Брендон, щоб зняти штани, подивитись на її геніталії.
Cevriye’nin bileklerinde kelepçe dövmesi vardır.У самців на морді присутні щетинки.
Fakat kelepçe Jin'in bileğinde kalmıştır.Блейк бачить діамантову каблучку на пальці Джин.
Ellen omuzuna batan cismi çıkarır ve onunla kelepçelerden kurtulur.Місіс Візлі на бігу скинула плащ, щоб вивільнити руки.
Bir çift kelepçe vücudunun yanında yatıyordu.Lângă el se găsea o pereche de cătușe.
Fakat kelepçe Jin'in bileğinde kalmıştır.Este ocupată de Aron Pumnul.
Ellerim kelepçeli.Kenőcs a kézre.
"İtiraf ediyorum kelepçenin hastasıyım".A pinkafői uradalomhoz tartozik."
"Aynalar,bakmayın yüzüme dik dik İşte yakalandık,kelepçelendik."Mük onnat tőllik vagyunk elmaradva, s ott kaptunk helyet, s azokból húzódtunk, úgy tudjuk.”
Bir çift kelepçe vücudunun yanında yatıyordu.Ένα ζευγάρι χειροπέδων βρισκόταν κοντά στο σώμα του.
Ellerim kelepçeli.Φοράει βραχιόλια στα χέρια.
Michael, tehditkar bir şekilde elinde baltayla Jin'in yanına gelir ve kelepçelerini kırar.Michael går truende hen til Jin med en økse og skærer ham fri fra håndjernene.
Ellerim kelepçeli.Hængslede håndjern.
Sawyer ve Sayid, Jin'i yakalayıp enkaza kelepçelemeyi başarırlar.Sawyer og Sayid får skilt dem ad, og lænker Jin til flyvraget med håndjern.
Montaj için çeşitli kelepçeler ve parçalarStykkgodslasten og diverse utstyr berget.
Şu anlama da gelebilir: "Kelepçe", Hande Yener şarkısı.Men det kan også brukes som adjektiv: Den syngende mannen smilte til meg.
Anahtarı bulur ve kelepçeyi açarak arabadan çıkar.Hun slipper unna, tar bilnøklene og kjører av gårde i bilen.
Ellerim kelepçeli.Umsett av Idar Handagard.
Bir çift kelepçe vücudunun yanında yatıyordu.Terdapat beberapa bintik samar di sebelah tubuhnya.
Kelepçe, bir kişinin bileklerini birbirine yakın tutmak amacıyla tasarlanmış alettir.Borgol adalah alat penahan yang dirancang untuk menyatukan kedua pergelangan tangan seseorang.
Artık çok geçtir ne kelepçeyi açabilir, ne de bıçakla bileğini kesip kurtulabilir.Những chỗ vỏ cứng quá, không bẻ được bằng tay, có thể dùng dao cắt.
Yayların dağılmasını önlemek için saç kelepçeler veya kılıflar kullanılır.髪の乱れを防ぐなどの目的で用いられる帯状の布やゴムなどのことである。
Oyuna ellerimiz kelepçeli halde başlıyoruz.ゲームは靴から始める。
Darbeciler Pskov’daki bir fabrikadan 250 bin çift kelepçe sipariş etmişlerdir.政變者從普斯科夫的工廠定了250,000對手銬和300,000份逮捕表格。
Bu komut köleye, köle kelepçeleri bağlanması için verilir.更惡劣的是他會將他的新娘戴上奴隸項圈控制。
Ellerim kelepçeli.依手巾起。
"Kırmızı kart yetmez kelepçelemek gerek"."붉은 깃발은 더 이상 적절하지 않다.
Bir çift kelepçe vücudunun yanında yatıyordu.그 옆의 간이침대 위에는 죽어가는 두 노파가 누워있었다.
Ellerim kelepçeli.붕대를 감고있다.
İkisi de kelepçe takmıştı.ולבשו שניהם הכותונת.
Cevriye’nin bileklerinde kelepçe dövmesi vardır.בזרועו יש קעקוע של קוברה.
"Kırmızı kart yetmez kelepçelemek gerek".איש אינו מניף כרטיס אדום בפניו של האוקיינוס".
Bu da uçağı kaçıranların kelepçe kullanmış olabilecekleri anlamına geliyor.To najvjerojatnije znači da su i ti lovci povučeni iz uporabe.
Adada köpeği Vincent'ı aramakta olan Walt, yerde bir kelepçe bulur ve babası Michael'a gösterir.Na otoku, dok traži svog psa Vincenta, Walt otkriva par lisica za ruke koje pokazuje Michaelu.
Artık çok geçtir ne kelepçeyi açabilir, ne de bıçakla bileğini kesip kurtulabilir.Ali ona ipak ne može podnijeti sramotno poniženje i nožem si oduzima život.
Sevene kelepçe vurulamaz." sözlerinden oluşur.Muca mi puca za tvoje laži, tako ti povem."
Ellerim kelepçeli.Lõikusin oma randmeid.
Tutuklanması sırasında iddiaya göre kelepçeli olarak direndi.Asehaldurina oli ta süüdistuste eest kaitstud.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.저는 눈이 가려지고, 수갑이 채워진 채로 억류되었던 12일 동안
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.Am fost reținut timp de 12 zile, legat la ochi, încătușat.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.Bol som zadržaný na 12 dní, so zaviazanými očami, spútaný.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.Estuve 12 días detenido, con los ojos vendados, esposado.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.Fiquei detido durante 12 dias, algemado e de olhos vendados.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.Ik werd 12 dagen vastgehouden, geblinddoekt, met handboeien om.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.Il m'ont détenu pendant 12 jours, les yeux bandés, menotté.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.I wurde 12 Tage festgehalten, mit verbundenen Augen, in Handschellen.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.Jag kvarhölls i 12 dagar, med förbundna ögon och handbojor.
12 gün gözlerim bağlı, ellerim kelepçeli gözaltında tutuldum.Przetrzymywano mnie przez 12 dni, byłem skuty, miałem opaskę na oczach.