Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.S'ils veulent mélanger un gâteau, ils le font à la main.
Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.Si quieren preparar un pastel, lo hacen a mano.
Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.Wenn sie Kuchenteig mischen wollen, machen sie es mit der Hand.
Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.Αν θέλουν να ανακατέψουν ένα κέικ το κάνουν με το χέρι.
Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.Ако искат да направят торта, те го правят на ръка.
Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.Когда они делают пирог, крем они взбивают руками, без миксера.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.E há uma velha história sobre misturas para bolos.
Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.Якщо їм потрібно замісити пиріг, вони роблять це руками.
Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.אם הם רוצים להכין עוגה, הם עושים זאת ביד.
Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.إذا ارادوا خلط الكيك , فهم يفعلون ذلك يدويا .
Kek hamuru karıştırmak istiyorlarsa, bunu el ile yapıyorlar.これも肉体活動です
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Con mua đó, để mẹ cùng ăn ạ.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Ich habe es gekauft,sodass sie essen können.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Ik heb het gekocht, zodat u het kon eten.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Jag köpte det, så att ni kan äta den.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.J'ai acheté quelque chose que vous pourrez manger.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Jaz sem jo kupila, da jo lahko pojeste.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Kupiłam aby pani mogła sobie zjeść
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.L-am adus eu ca sa il mancati dvs., mama.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Lo comprata io, così potete mangiarla.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Saya yang membawanya, jadi semua bisa memakannya.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Εγώ το αγόρασα, ώστε να το φας εσύ.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.Это купила я, так что вы можете поесть...
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye..אני קניתי את זה, כדי שאת תאכלי את זה
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.انا احضرتها لذلك يمكنك اكلها
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.そうなの?
Kek için, sadece bir parça kek.Allgemeines menschliches Verhalten - Sie haben Geld für jemand anderen ausgegeben,
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Comportamenti umani universali -- si spendono soldi per gli altri, per essere gentili con loro.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Human universal -- belanjalan uang untuk orang lain, berbuat baik pada mereka.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Ludzkie uniwersalia - wydaje się pieniądze na innych ludzi, jest się dla nich miłym.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Menneskelige universelle regler -- så du bruger penge på andre mennesker, du er god ved dem.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Tính toàn cầu của con người - bạn dùng tiền cho người khác bạn tỏ ra thiện chí với họ.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Universal uman -- cheltui bani pentru alţii, eşti drăguţ cu ei.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Universeel menselijk -- je geeft geld uit aan anderen.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Yleisinhimillistä -- käytät siis rahojasi muiden hyväksi, olet mukava heille.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Ανθρώπινο καθολικό - ξοδεύουμε χρήματα σε άλλους ανθρώπους είμαστε καλοί μαζί τους.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Всі люди схожі, витрачають гроші на інших, намагаються гарно до них ставитися.
Kek için, sadece bir parça kek. İnsanoğlu.. Parayı başkasına harcıyorsun, ona iyi davranmış oluyorsun.Универсальность человеческого поведения — ты потратил деньги на другого человека, ты был к нему внимателен.
Kek için, sadece bir parça kek.보편적인 건, 사람들은 남에게 돈을 쓰고
Kek için, sadece bir parça kek.אוניברסלים כלל אנושיים -- אתם מוציאים כסף על אחרים,
Kek için, sadece bir parça kek.مسلمة إنسانية--- إذن تنفق المال على أناس آخرين
Kek için, sadece bir parça kek.その人に優しく接するということは
Kekin bir parçasıydı.A fost floare la ureche.
Kekin bir parçasıydı.Đó là một miếng bánh.
Kekin bir parçasıydı.Fue pan comido.
Kekin bir parçasıydı.Heel gemakkelijk.
Kekin bir parçasıydı.Mala šala.
Kekin bir parçasıydı.To byla hraèka.
Kekin bir parçasıydı.Παιχνιδάκι.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.40年代に ケーキミックスを生産し始めた時
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.A máme tu starý příběh koláčů v prášku.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.C'è una vecchia storia sui preparati per torte.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.Dan ada sebuah cerita lama tentang adonan kue instan.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.Det finns en gammal historia om kakmix.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.Er is een oud verhaal over cakemix.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.És van egy régi történet a süteményporról.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.Et il y a cette vieille histoire de recette de gâteau.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.Hay un cuento antiguo sobre las mezclas para tortas.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.Jest taka stara historia o ciastach w proszku.
Kek karışımları ile ilgili eski bir hikaye var.그리고, 이건 케이크 믹스에 대한 오래 된 이야기입니다.