Savaş alanında defalarca kefeni yırttı.He cheated death many times on the battlefield.
Öldüğünden uzun süre önce kendisi için bir kefen satın aldı.She bought a shroud for herself long before she died.
Seyahati sırasında öldü ve kefen olarak kullanıldı.He died during the journey and it was used for his shroud.
Biri kefene yazılıdır, biri de ceylan derisine yazılıdır.It is topped by a pediment which contains the figure of a lion.
Kadın birkaç gün sonra ölür ve bedeni gömülmek üzere kefenlenir.Her husband died a few months later and is buried with her.
Öncelikle bir kefen. Mantar sporları ile kaplanmış bir mantar kefeni.First, a burial suit infused with mushroom spores, the Mushroom Death Suit.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.I'm wearing the second prototype of this burial suit.
Onun kefen iltihaplanmış Lies; nerede, dedikleri gibi, birkaç saat gece ruhları çare;Lies festering in his shroud; where, as they say, At some hours in the night spirits resort;--
Ve onun kefen karıştırılmış Tybalt koparmak?And pluck the mangled Tybalt from his shroud?
"Bir denizci kefeni bir gece oturdu, rüzgar ücretsiz boru;"A mariner sat in the shrouds one night, The wind was piping free;
Hepsini birlikte toprağa göm, Mezarda yüzlerini kefenle sar.Hide them in the dust together. Bind their faces in the hidden place.
Gençler kalkıp Hananyanın ölüsünü kefenlediler ve dışarı taşıyıp gömdüler.The young men arose and wrapped him up, and they carried him out and buried him.
1963 Kefeng Liu d.1963 Kefeng Liu b.
Bu kağıdı ölen adamın kefeninin içine koyarlar.Sie wollen auf diesem Wege an das Erbe des Verstorbenen kommen.
Bir beyaz kefene sarılmış olan Kontes'in hayaleti görünür.La tête de la Vierge est couverte d'une cape rouge.
Kadın birkaç gün sonra ölür ve bedeni gömülmek üzere kefenlenir.Su condición empeora rápidamente, y unos días después muere y su cuerpo es envuelto para ser enterrado.
Beden, tahrihim denen kefene sarılır.Sentado te engorda el cu...
Kefenlenmiş, tabuta koyulmuş ölüye cenaze adı verilir.Tuvieron que buscarle, ataúd tras ataúd.
Seyahati sırasında öldü ve kefen olarak kullanıldı.Egli morì durante il viaggio ed esso fu usato per il suo sudario.
Ölünün yıkanarak temiz kefene sarılmış olması.Обязательно обмывать покойного один раз.
Kefenlenmiş, tabuta koyulmuş ölüye cenaze adı verilir.A seu pedido, um caixão é preparado para ele.
Bu isimlerin hepsi bu kefende mevcuttur.Al deze namen zijn afgeleid van het Verbertbos.
O Uhud günü şehid olmuştu da kendisini saracak bir kefen dahi bulamamıştık.Den po dni prosila o jeho návrat, avšak žádné slzy a přemlouvání na něj neměly viditelný vliv.
Kadın birkaç gün sonra ölür ve bedeni gömülmek üzere kefenlenir.O chvíli později najde několik mrtvol a je zavražděn.
Dış fıçıların kefenleri var ise merkez fıçının bir dengeleyici var.Butoaiele exterioare se înfășoară în timp ce butoiul central are un compensator.
İslam dininde ölü önce yıkanır, sonra kefen denen beyaz bir beze sarılır.Moare la Dușanbe, unde ulterior i se constriește un mausoleu.
Kadın birkaç gün sonra ölür ve bedeni gömülmek üzere kefenlenir.Pian hän löytyy kuolleena, ja ryhmä hautaa hänet.
Seyahati sırasında öldü ve kefen olarak kullanıldı.Ήταν προσαρμοσμένο σε υδρία και χρησίμευε ως χερούλι.
Kefenin üzerinde kuşak, Tanrı'nın adlarından birini simgeleyen Şin harfine benzetilerek sarılır.Merkene i panna kan også leses som advarende kainsmerker på dem Gud har fordømt.
“Türklerin eski tarihlerden beri kefen kullandıkları kanıtlanmıştır.”Sendok sudah dipakai orang Korea sejak Zaman Perunggu.
Bunu izleyen yıllarda, Bong Lian, Kefeng Liu ve Shing-Tung Yau bir dizi bağımsız kanıtlar yayınladılar.Nhưng sau đó, Bong Lian, Kefeng Liu, và Shing-Tung Yau công bố phép chứng minh độc lập trong một loạt bài báo.
O Uhud günü şehid olmuştu da kendisini saracak bir kefen dahi bulamamıştık.ただし、大将軍の遊行日(ゆぎょうび)が定められ、その間は凶事が無いとされた。
O Uhud günü şehid olmuştu da kendisini saracak bir kefen dahi bulamamıştık.王徽有雅望,但拜相才一天就遭遇此乱,故没有可称道的建树。
Kefenin yerini de öğretmeli ki çünkü onlar telaştan başka bir kefen bulurlar...그러나 폐비는 남편 성종이 다른 후궁을 찾자 질투심을 드러내 다른 후궁들과 다투게 된다.
Seyahati sırasında öldü ve kefen olarak kullanıldı.היא התגוררה בקיבוץ עד מותה, ושימשה בו כגננת הראשית.
Lifâfe baştan ve ayaklardan aşırı uzunlukta olup kefenin en geniş parçasıdır.נוסח זה רחב וארוך בהרבה מהנוסח הראשון.
Joker) "Yırtık Kefen Bezi" "Kâbus Oluyor" (feat."Sleep" "Nightmare" -(שם שונה לשיר Cymbaline).
Kadın birkaç gün sonra ölür ve bedeni gömülmek üzere kefenlenir.Няколко месеца по-късно тялото му е пренесено и погребано в Лешно.
Kadın birkaç gün sonra ölür ve bedeni gömülmek üzere kefenlenir.Nekoliko dana kasnije njegovo tijelo je pokopano na Mirogoju.
İslam kurallarına göre naaşın defin öncesi yıkanması ve kefenlenmesi işlemlerini bizzat kendisi yaptı.Samostanska pravila so določala ritualno pranje in čiščenje rok pred jedjo.
Kadın birkaç gün sonra ölür ve bedeni gömülmek üzere kefenlenir.Po keleto dienų mergaitė dingsta ir vėliau kanale surandamas jos kūnas.
Bazen de ölüleri sarıp koydukları... ... kefenlerin üzerine yazılır.Czasem spisywane były na całunach, którymi owijano zmarłych.
Bazen de ölüleri sarıp koydukları... ... kefenlerin üzerine yazılır.Іноді їх писали на покрівлі, в яких хоронили мертвих.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Acum port al doilea prototip al acestui costum de înmormântare.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.A második prototípusát viselem most ennek a ruhának.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Estoy usando el segundo prototipo de este traje mortuorio.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Ich habe gerade den zweiten Prototyp dieses Beerdigungsanzuges an.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Ik draag het tweede prototype van dit begrafenispak.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Je porte le deuxième prototype de ce costume d'enterrement.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.저는 버섯 수의의 두번째 프로토타입을 입고 있습니다
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Mám na sebe druhý prototyp tohto pohrebného úboru.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Na sobie mam drugi prototyp kombinezonu pogrzebowego.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Ora ho indosso il secondo prototipo di questo abito.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Právě mám na sobě druhý prototyp tohoto pohřebního oděvu.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Saya sedang memakai purwarupa yang kedua dari pakaian pemakaman ini.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Tenho vestido o segundo protótipo deste fato de enterro.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Tôi đang mặc nguyên mẫu thứ hai của bộ đồ tang lễ này.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Φορώ το δεύτερο πρωτότυπο αυτού του σάβανου.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Аз съм облечена с втория прототип на този погребален костюм.
Ben şu anda bu kefenin ikinci prototipini giyiyorum.Сейчас на мне второй прототип такого похоронного костюма.