Ana içeriğe geç
Sözlük

ke ile cümle

ke kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kyoto bir kez ziyaret etmeye değer.Kyoto is worth visiting once.
Uzun süredir ilk kez Kyoto'da şiddetli kar yağdı.A heavy snow fell in Kyoto for the first time in ages.
Kyoto'da bir kez bulundum.I have been to Kyoto once.
Geçen yıl fiyatlarda keskin bir artış vardı.There was a sharp rise in prices last year.
Sığır serbestleştirilmesinin kesin sonucu ortaya çıkmadan önce dört yıl olacak.It will be four years before the definite result of beef liberalization emerges.
Kıstırılmış bir sıçan bir kediyi ısırır.A cornered rat will bite a cat.
Ağlamak bir keder ifadesidir.Crying is an expression of grief.
Tatilin keyfini çıkarın.Enjoy your holidays.
Biraz dinlenirsek kesinlikle çok fazla ferahlamış hissederiz.If we would rest a little we would feel surely very much refreshed.
Lütfen tatilinizi kısa kesin ve geri dönün.Please cut short your vacation and return.
Tatillerde kentte birçok turist vardır.There are many tourists in the city on holidays.
Sigara içmek kesinlikle yasaktır.Smoking is strictly prohibited.
Keşke sigara içme alışkanlığından vazgeçebilsem.I wish I could break the habit of smoking.
Sigara içmenin sağlığına zararlı olduğuna dair kesin kanıtımız var.We have absolute proof that smoking is bad for your health.
Başkan benim lafımı kesti.The chairperson cut me short.
O, kedi yavrusunu incitti mi?Did she hurt that kitten?
Muhabir: Ona bir kedi yavrusu aldınız mı?Reporter: Did you buy her a kitten?
Keşke bir değişiklik için beni bir restorana götürsen.I wish you would take me to a restaurant for a change.
Kendinizi hasta hissediyor musunuz?Are you feeling sick?
Şimdi kendimi iyi hissediyorum.I'm feeling fine now.
Kendini yorma.Take it easy.
Kendine iyi bak.Take care.
Kendine iyi bak ve iyi zaman geçir!Take care of yourself, and have a good time!
Keşke söyleyecek bir şey düşünebilsem.I wish I could think of something to say.
O eve gittiğinde hırsızlığı keşfetti.On arriving home, I discovered the burglary.
Kesinti mekanik bir sorundan kaynaklanıyor.The downtime is caused by a mechanical problem.
Masadaki kelime işlemci benim babamın.The word processor on the desk is my father's.
Masanın altında bir kedi var.There is a cat under the desk.
Masanın altından bir kedi çıktı.A cat appeared from under the desk.
Birçok kez okuyuncaya kadar şiiri kavrayamazsın.You can not appreciate the poem until you have read it many times.
Ender vahşi hayvanların bu ülkeye ithalatı kesinlikle yasaklanmıştır.The importation of rare wild animals to this country is strictly prohibited.
Şirket kazançları ilk çeyrekte keskin şekilde gelişti.Corporate earnings in the first quarter improved sharply.
Eğer inatçı olursan kesinlikle yalnız kalırsın.If it becomes stubborn indeed it stands alone.
Biz hâlâ kanser için etkili bir tedavi keşfetmek zorundayız.We have yet to discover an effective remedy for cancer.
Turistler bütün kenti kırmızıya boyadılar.The tourists painted the whole town red.
O, çantada kekliktir.He's a pushover.
Ben teşekkürlerimi ifade etmek için doğru kelimeleri düşünemiyorum.I can't think of the right words with which to express my thanks.
Hastanın iyileşeceğine dair kesin bir şey söyleyemem.I cannot say for certain that the patient will recover.
Samanda kendiliğinden yangın başladı.A spontaneous fire started in the hay.
Çerçevenin kendisi resimden daha değerlidir.The frame itself is worth more than the picture.
Bir grup kentin içinden geçit açtı.A band led the parade through the city.
Keyfinize bakın.Enjoy yourself!
Öğrenciler genellikle kendi sorunlarını anlayan bir öğretmen severler.Students generally like a teacher who understands their problems.
Bu, okula bir kestirme yoldur.It's a shortcut to the school.
Okul havuzu ayda bir kez boşaltır.The school drains the pool once a month.
Okula giderken kep giyerim.I put on a cap when I go to school.
O bir Japon kimonosunun içinde kesinlikle güzel görünüyor.She certainly looks beautiful in a Japanese kimono.
Kesinlikle ona güvenebilirsiniz.You can certainly rely on him.
Wendy'nin deniz kenarında yetiştiği doğru fakat o iyi bir yüzücü değil.It is true Wendy grew up at the seaside, but she isn't a good swimmer.
Her ulusun kendine özgü bir karakteri vardır.Every nation has its peculiar character.
Kent, büyük bir ordu tarafından savunuldu.The town was defended by a large army.
Bu kentin kuzey kesiminde daha fazla insan yaşar.More people live in the northern part of the city.
Lütfen bana kentin bir haritasını verin.Please give me a map of the town.
Boğazımı temizledim ama hiç kelime gelmedi.I cleared my throat, but no words came.
Görünüşte koyunları keçilerden ayıramayız.We cannot separate the sheep from the goats by appearance.
Dışarıda bir kez derin bir rahatlama nefesi verdim.Once outside, I gave a deep sigh of relief.
Deniz kenarı, çocukların oynamaları için ideal bir noktadır.The seaside is an ideal spot for the children to play.
Newport gibi, deniz kenarındaki tatil köyleri yaz aylarında çok kalabalıktır.Seaside resorts, such as Newport, are very crowded in summer.
Paul'un ailesi yaz mevsimini her yıl deniz kenarında geçiriyor.Paul's family spends the summer at the coast every year.
Kendine zarar vereceksin.You will hurt yourself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod