Kuzeyden Keşif Harekatı 21 Mart 2003'te Irak Savaşı nedeniyle sona erdirildi.Програмата "Петрол срещу храни" е прекратена на 21 ноември 2003 г. след войната в Ирак.
Keşif, teşhis ve ilerlemiş antiviral tedavi konusunda önemli ilerlemelere yol açtı.Това откритие довежда до значително усъвършенстване на диагностиката и подобрение на антивирусното лечение.
Keşif rotasını Çin'e çevirir.Китайци пренасочва насам.
Alex Ferguson'ın keşiflerindendir.Озвучава се от Алекс Борстийн.
Afrika içlerinin Avrupalılarca keşif süreci 18. yüzyılın sonlarında esas olarak başlamıştır.Европейското изследване на африканската вътрешност започва задълбочено към края на 17 век.
2008 ve 2009 yılında, Keşif 21 görevinde astronot Robert Thirsk'e yedeklik yaptı.През 2008 и 2009 г. се подготвя като дубльор на Роберт Тирск за Експедиция 21 към МКС.
Bu keşif daha sonra patlamanın görülebilir kalıntıları tarafından doğrulandı.По-късно същия ден откритието е потвърдено от независими наблюдения.
Crick, Wilkins ve Watson bu keşif için Nobel Kimya Ödülünü kazanmışlardır.Крик, Уилкинс и Уотсън получават Нобелова награда за физиология или медицина за откритието си.
Üç veya daha fazla silahlı keşif operasyonlarında yer almış olanlar.Sudjelovanje u tri ili više oružanih izviđačkih operacija.
Üç veya daha fazla motorlu silahlı keşif operasyonlarında yer almış olanlar.Sudjelovanje u tri ili više oružanih izviđačkih operacija motoriziranog pješaštva.
İtalyanlar İkinci Dünya Savaşı'nda Sahra Çölü'nde kullandıkları keşif uçaklarına bu adı vermişlerdir.Taj su naziv koristili talijanski avioni izviđači tijekom Drugog svjetskog rata.
Coğrafi keşiflerVelika geografska otkrića
Keşif, teşhis ve ilerlemiş antiviral tedavi konusunda önemli ilerlemelere yol açtı.Otkriće je dovelo do značajnih poboljšanja u dijagnostici i poboljšalo antivirusno liječenje.
1962 yılında Washington'da bulunan Bellcomm'da uzay bilimi ve keşif araştırmaları bölümü başkanı olmuştur.1962. - U Parizu osnovana Europska organizacija za istraživanje svemira.
DNA dizilemesi biyolojik araştırma ve keşifleri çok hızlandırmıştır.Pojavom metoda sekvenciranja DNK ubrzana su biološka i medicinska istraživanja i otkrića.
Bu amaçla SG-1 ekibine katılarak, yeniden keşif görevlerine başlar.Ostatak SG-1 tima vraća se na Zemlju da bi pronašao lijek.
Daha sonra bu keşifden bağımsız olarak Albert George Wilson tarafından 1955 yılında tekrar keşfedilmiştir.Tu mogućnost je istovremeno i neovisno otkrio i David Baltimore.
Coğrafi Keşifler'in öncüsü İspanyollar ve Portekizliler olmuştur.Istraživanja karavelama otvorila su Portugalcima i Španjolcima put začina.
I. Keşif Grubu Tuğamiral Hipper tarafından komuta edilmekteydi.Na početku rata dodijeljen je I. Izvidničkoj Grupi pod zapovjedništvom kontraadmirala Franzca Hippera.
Ross Adası, Antarktika'ya çok önceleri yapılan bilimsel keşiflerin çıkış üssü konumundaydı.Rossov ostrov slúžil mnohokrát ako základňa pre expedície do Antarktídy.
Alman keşif kuvvetleri iyice zayıflatılmıştı.Britské pozemné sily tak boli celkom oslabené.
1831 - İngiliz doğa bilimci Charles Darwin'in içinde olduğu, "Beagle" adlı keşif gemisi yola koyuldu.V roku 1831 na ostrovoch zakotvil s výskumnou loďou HMS Beagle britský prírodovedec Charles Darwin.
Soko J-22 Orao (Kartal), SOKO tarafından üretilen Yugoslav yapımı sesaltı taarruz ve keşif uçağıdır.Soko J-21 Jastreb je bojové a prieskumné lietadlo, navrhnuté a skonštruované v bývalej Juhoslávii.
Ödülün Naismith adı basketbolun keşifçisi James Naismith'e dayanmaktadır.Nesie meno zakladateľa basketbalu – Jamesa Naismitha.
Ardından U-601 ve U-251 denizaltları keşife çıkmışlardır.Bomby boli zavesené na podtrupovom ETC 501.
İspanyol keşiflerinin demografik etkisi çarpıcıdır.Vysídľovanie českého obyvateľstva bolo úspešnejšie.
Valdivia daha sonra kuzeye bir keşif heyeti yolladı.Aj preto sa Valdivia ocitol v pozícii, že si mohol dovoliť poslať výpravu na sever.
Fram ile çıktığı Kuzey Kutbu yönündeki keşif gezilerinde büyük bir başarı kazandı.Jeho cesta na sever bola triumfálnym úspechom.
Keşif" (Once Upon a Time...1 deň po objave).
Atlantik Ortası Sırtı, 1872 yılında HMS Challenger gemisinin keşif gezisinde keşfedildi.Obstoj hrbta je bil odkrit med ekspedicijo HMS Challenger leta 1872.
Bu, Afrika'da yapılmış başlıca keşiflerinin sonuncusuydu.Bil pa je to prvi komet, ki so ga odkrili v Južni Afriki.
Kendine aşırı bir güven duyan İmparator önden bir keşif birliği göndermeyi ihmal etti.Še vedno pretirano samozavestnemu cesarju se ni zdelo potrebno, da bi pred glavnino vojske poslal izvidnico.
Çalışmaları Portekiz'in keşifler döneminde büyük anlam ifade ediyordu.Kljub temu je že bila omembe vredna že prej, že v času portugalskih odkritij.
Bu amaçla SG-1 ekibine katılarak, yeniden keşif görevlerine başlar.Ekipa SG-1 se odpravi zadevo raziskat.
Sayı boncuklarının keşif tarihi belli değildir.Zbirka detektivskih romanov ni določena.
MÖ 25 yılında Aelius Gallus, Mısır'dan Marib'e bir keşif gezisi düzenledi.Leta 25 pred našim štetjem je Aelius Gallus, rimski prefekt Egipta, organiziral "ekspedicijo v Marib."
Sovyet Antarktika Seferleri Antarktika keşifleri listesi Rus kaşifler listesiWomack, 154. seznam ruskih vohunov seznam vohunov za Sovjetsko zvezo
Özellikle bombardıman uçakları ve keşif uçakları gibi daha savunmasız uçaklara karşı kullanılırlar.Še posebej so v nevarnosti sateliti in tudi letala.
Keşif için kimlerin kredi alması gerektiği hakkında tartışma devam etmektedir.V nadaljevanju govori o tem, kaj je potrebno storiti za odpustke in za koga se jih dobi.
Ayı (gemi), bir keşif gemisi.Leonov (plovilo) - izmišljeno vesoljsko plovilo.
Bir gezegenler arası keşif grubu Dünya'dan uzaktaki garip bir gezegeni incelemeye gider.Na planetu najdejo neznano napravo, ki jo proučuje znanstvenik z neznanega planeta.
Bilinmeyene doğru seyahatler, keşif ve incelemeler, insan ruhunun bir parçasıdır.Umska sredstva, deli in proizvodi so sestavni deli človeškega spoznanja.
SBD Dauntless, iki kişilik keşif-bombardıman uçağıdır.Douglas SBD Dauntless je bil ameriški enomotorni palubni strmoglavi bombnik iz 2.
1340 civarında birkaç İspanyol ve Portekiz keşif heyeti adaya gönderilmistir.Maždaug 1340-aisiais į salą atvyko ispanų, portugalų ekspedicijos.
Ancak ne kolonileşmenin ne de keşif araştırmalarının izine rastlanabilmiştir.Bet kol kas nėra rasta jokių nei tyrinėjimo, nei kolonizavimo ženklų.
İlk süpersicim devrimi, 1984-1986 yılları arasındaki keşiflerden oluşan bir zaman çizelgesidir.Pirmoji superstygų revoliucija – svarbių atradimų stygų teorijoje laikotarpis 1984–1985 metais.
İlk keşif araştırması 1963 yılında yapılmıştır.Pirmieji mokslo darbai pasirodė 1963 metais.
Projenin keşif bedeli, 570,5 milyon dolar olarak belirlendi.Planuojama projekto vertė − 5,04 milijonai €.
Bir süre devam eden çatışmanın ardından keşif kolu çekilmiştir.Po karo suremontuota, pristatyta zakristija.
Bu keşif tüm dünyada yankı uyandırdı.Ši kelionė jį išgarsino visame pasaulyje.
Mayıs 2009'dan beri keşif görevi mürettebatı sayısı altıdır.Nuo 2003 m. balandžio mėnesio stoties klausomumas padidėjo 6 kartus.
Savaşın ilerleyen dönemlerinde ağır keşif aracı görevlerini hafif sınıf T-60 ve T-70 tankları aldı.Karo pradžioje ŠVAK patrankomis buvo ginkluota ir dalis lengvųjų tankų Т-30 ir Т-60.
Keşif: Devriye hareketi daha yakından idare edilebilir.Luure: patrullide liikumist saab jälgida lähemalt.
Bu keşif Londra Jeoloji Derneği ile yapılan çeşitli yazışmalarla bildirilmiştir.Avastus esitati mitme ettekandena Londoni Geoloogiaseltsile.
Bu keşifle birlikte periyodik tabloda bir gaz sınıfının tamamen eksik olduğunu fark ettiler.Selle avastuse valguses taipasid nad, et perioodilisustabelist puudub terve klass gaase.
Savaştan sonra son bir keşif seferi daha yapmak için hazırlıklara başladı.Alles pärast sõja lõppu hakati taas otsima liikmetega omavahelist kontakti.
Saab 17, Saab tarafından üretilen İsveç yapımı bir bombardıman-keşif uçağıdır.Saab 17 oli Rootsi pommitus- ja luurelennuk.
Kullanıcılar noktasal koordinat alabilir, varsayılan noktadan 360 derece keşif yapabilirler.Komandöril on ka vaatlusseadmed, mis võimaldavad ülevaadet ümbrusest 360 kraadi ulatuses.
Bu keşif onu şeytani bir dünyaya çeker.Ta ei tea, et selle lendu suunab Saatan.
Bu keşiften dolayı 1994 Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülünü aldılar.Selle avastuse eest said nad 1994. aastal Nobeli füsioloogia- või meditsiiniauhinna.